Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 179 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS



 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


Cogito

Bu Konuda Ara:   
[ Ana Sayfaya Git | Yeni Bir Konu Seçin ]
Selim Badur ► Ölüm Üzerine Tıbbi Çeşitlemeler
 

...Ölümün tek iyiliği bir daha olmayacak olmasıdır.

Nietzsche


İnsanların başına gelen en belirleyici, en nihai, en eşitlikçi ve en kaçınılmaz gerçek, ölüm. Çeşitli kültürlerde, hatta zaman içinde aynı topraklarda farklı biçimlerde ifade edilen, yazın dünyasının önemli konusu; cinayet, idam, intihar... ve hiç kuşkusuz tıp dünyasının başlıca uğraşısı.

Ölüm dendiğinde ilk akla gelen meslek grubu: Hekimler... Ancak, “hasta/ölüm/hekim” üçgenini bireysel temelde irdelemeden, genel anlamda tıp dünyası ve ölümle sonlanan bulaşıcı hastalıklar arasındaki ilişkiye daha yakından bakalım.
Yazının Tamamını Okumak için TıklayınYazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Cogito

Konfüçyüs ► Konuşmalar: ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM - ''Hsien Wen''
 

 (87)

I - Hsien 'utancın ne olduğunu' sordu. Üstat dedi ki:
"Ülkede iyi bir hükümet iş başında olduğu zaman, düşünülen şey, yalnızca 'aylık'sa, işte bu utançtır."
II - "Üstün olma isteği, övünmek, açgözlülük yok edildiğinde, 'erdemin' ortaya çıktığı sanılıyor."

- Üstat dedi ki: "Bu, belki güç olan bir şeyin başarılması kabul edilebilir; ama bunun üstün erdemle ilgili olabileceğini sanmıyorum."

III - Üstat dedi ki: "Bir ülkede iyi bir hükümet olduğunda, sözler ve davranışlar, sonuna dek özgürdür. Kötü bir hükümet iş başındayken, davranışlar belki sonuna dek özgürdür; ama konuşmalarda sakıngan olmak gerekir."

Yazının Tamamını Okumak için TıklayınYazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder 1  1 yorum var. Cevaplamak isterminiz ? Cogito

Slavoj Zizek ► Kant ile Sade: İdeal Çift
 

Modern düşünce tarihindeki tüm çiftler (Freud ve Lacan, Marx ve Lenin…) içinde, belki de en problemlisi Kant ve Sade’dır: “Kant, Sade’dır” ifadesi, iki radikal karşıt arasına bir eşitlik işareti koyduğu için, başka bir deyişle arı, yansız etik tavrın, bir yönüyle, haz verici şiddete yönelik dizginlenmemiş bir düşkünlükle özdeş olduğunu ya da bu düşkünlükle örtüştüğünü öne sürdüğü için, modern etiğin “sonsuz yargı”sıdır.

Burada tehlikede olan pek çok şey vardır –belki de her şey tehlikededir– : Kantçı formalist etikten, Auschwitz’in soğukkanlı cinayet mekanizmasına uzanan bir kan bağı var mıdır? Toplama kamplarının sıradan mekanlar ve cinayetin sıradan bir iş haline gelmesi, Aklın özerkliğine yönelik aydınlanmacı ısrarın doğal bir sonucu mudur?

Saló’nun film versiyonunda, Mussolini’nin Salo Cumhuriyeti’ndeki karanlık günleri işleyen Pasolini’nin ima ettiği gibi, Sade’dan faşistlerin işkencelerine giden meşru bir kan bağı var mıdır? Lacan bu bağlantıyı ilk kez Psikanaliz Etiği üzerine verdiği seminerde (1958–59)1 kurmuş ve 1963’te yayımlanan Écrits içinde “Kant ile Sade”2 isimli makalesinde geliştirmişti.

Yazının Tamamını Okumak için TıklayınYazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Cogito

Paul Lafargue ► ‘Tembellik Hakkı’ından
 

Kapitalist uygarlığın egemen olduğu ulusların işçi sınıflarını garip bir çılgınlık sarıp sarmalamıştır.

Bu çılgınlık, iki yüzyıldan beri, acılı insanlığı inim inim inleten bireysel ve toplumsal yoksunluklara yol açmaktadır.
Bu çılgınlık, çalışma aşkı; bireyin, onunla birlikte çoluk çocuğunun yaşam gücünü tüketecek denli aşırıya kaçan çalışma tutkusudur. Rahipler, iktisatçılar ve ahlakçılar bu akıl sapıncına karış çıkacak yerde, çalışmayı kutsallaştırmışlardır.

Bu gözü kapalı, bu dar kafalı adamlar, Tanrılarından daha bilge olmaya kalkıştılar; bu güçsüz ve zavallı yaratıklar, Tanrılarının ilendiği şeyi yeniden saygınlığa kavuşturmak istiyorlar.

Ben ki, ne Hıristiyan, ne iktisatçı, ne de ahlakçıyım; onların yargılarını Tanrıların yargısına; din, ekonomi ve özgün düşünce konusundaki vaazlarını da, kapitalist toplumdaki çalışmanın korkunç sonuçlarına havale ediyorum.


İsa, Dağdaki Söylev'inde tembelliği öğütlemişti: "Tarlalardaki zambakların gelişip serpilişine bakın. Onlar ne çalışıyor, ne de yün eğiriyorlar. Buna karşın söyleyeyim size, Süleyman, o görkemi içinde daha göz alıcı giysilere bürünmüş değildi"…

Yazının Tamamını Okumak için TıklayınYazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Cogito

David Kaufmann ► Adorno ve Tanrının Adı
 

Demek ki Tanrı, Mutlak Olan, sonlu varlıklardan sakınır. Onu adlandırmayı arzuladıklarında, çünkü bunu yapmak zorundadırlar, ona ihanet ederler. Ama onun hakkında suskun kalırlarsa, kendi iktidarsızlıklarına boyun eğmiş; öteki, daha az bağlayıcı olmayan buyruğa –onu adlandırma– karşı günah işlemiş olurlar.1

Metafizik eleştirisi artık Batı düşüncesinde saygın bir gelenektir ve on sekizinci yüzyılın sonundan beri özgürleşme ilkesiyle bağlantılıdır. Dünyanın büyüsünü bozma itkisi –rasyonel denetimi daha önceleri yalnızca denetlenemez yazgı olarak görülenden ayırma yönündeki süregiden eğilim– her zaman aydınlanmanın vahye dayalı dine tanınmış kurumsal ayrıcalıklar ve entelektüel konuma karşı güçlü saldırısıyla yakından bağlantılı görülmüştür.

Yazının Tamamını Okumak için TıklayınYazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder 1  1 yorum var. Cevaplamak isterminiz ? Cogito

Toplam Haber 75 - Toplam 15 Sayfa - Her Sayfada 5 Haber

Şu An Bulunduğunuz Sayfa

[<<]  [<] [ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ......... | 10 | 11 |  12  | 13 | 14 | 15 ] [>]  [>>]
Kategori ve Yazarlar

Arşive Geçenler
01.01.08
PARİS SIKINTISI / 2
PARİS SIKINTISI / 3
PARİS SIKINTISI / 4
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 1
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 2
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 3
31.12.07
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 4
23.12.07
Aşk Üzerine Marazî Bir Deneme Daha
09.12.07
Recep Alpyağıl: Benjamin’in Mistisizmine “Üç Yönlü Yol”
Buket Okucu: Huzursuz
10.10.07
Ulus Baker: Spinoza: Hayatın Geometrisi
02.10.07
Ulus Baker: Yaralarım benden önce de vardı...
27.09.07
Ulus Baker: Korkunun Egemenliği ve Fransız Felsefesinin Sonu
24.09.07
Jan Philipp Reemtsma: Dindarlığa Saygı Göstermek Gerekir mi?
Oğuz Demiralp: Hülya ile Sevda
30.07.07
Semih Gümüş: İnsan, insan olurken...
06.06.07
A. Sait Aykut : Varlık, Benlik, Hatırlayış ve Unutuş Üzerine
Cengiz Çağla: Renan, Irk ve Millet
07.03.07
Ölüler Sergisi
Enerjinin Yazgısı

Eski Haberler




KarakutuTv
·AKA ARAMA KURTARMA
·AKA ARAMA KURTARMA
·AKA ARAMA KURTARMA
·Moya Brennan - Joy To The World
·Moya Brennan - Rinne Tu (you made)
·Máire Brennan- Where I Stand
·Máire Brennan- To the Water
·Máire Brennan - Follow the Word
·Maire Brennan - Whisper to the wild water
·MOYA BRENNAN - No Scenes of Stately Majesty

devamı...

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke