 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 92 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Birtakım kelek Amerikan televizyon dizilerinde Türkler kötü
gösteriliyormuş... Sık sık olur bu, şaşılacak bir şey
yok.
Kulağımıza geldiğine göre bu dizilerde erkek Türkler şalvar ve cüppeyle, kadın
Türkler çarşafla dolaşıyorlarmış! Bak sen... Hiç olur mu? Çıkın bakın çevrenize,
hiç böyle Türk görebilecek misiniz
bakalım?
Bunlar bizim 'Atatürk devrimlerimizi' bilmiyorlar ayol... Bizi yanlış
tanıyorlar.
Hatta bazı yabancı filmlerde Türkler uyuşturucu falan da kullanıyor ve
satıyorlar. Ne ayıp! Hiç Türk öyle şey yapar mı?
Bunlar bizi bölmek isteyen iç
ve dış düşmanlarımızın iftiraları.
|
Sayın Ecevit, kötü bir politikacı ve kötü bir şairdir. Kendisine üç kez
fırsat verilmiş, fakat Türkiye'yi kötü yönetmesine daha fazla dayanılamadığı
için halk tarafından 'demokratik bir şekilde' tasfiye edilmiştir. Kendisi iş
işten geçtikten sonra parti başkanlığını da, çağa uyum sağlamak amacıyla Erica
marka daktilosunu da terketmiş, soranlara 'bilgisayar aldım, ileride Internet de
alacağım' demiştir. Hayırlı olsun.
Kötü politikacılığı durduruldu, ama kötü şiirler yazmasına kimsenin bir diyeceği
olamaz tabii... Kendi keyfidir.
Geçen gün bir gazetede okuduğumuza göre 'haiku' yazıyormuş. Haberi veren genç
kız, bu şiir türünü, 'olabildiğince az sözcükle çok şey anlatan Japon şiiri'
olarak tanıtıyor.
|
İstanbul Belediyesi, bir ara Sivriada'ya (biz eskiden Hayırsızada derdik) dev
bir 'semazen' heykeli dikmek istedi. Yüz on metre
olacaktı! Tepkiler üzerine
vazgeçti.
Semazen, sema yapan, yani kendi çevresinde dönen Mevlevi... Dönüşü olsun kılığı
kıyafeti olsun, 'hani Matrix'teki Keanu Reeves gibi' diyeyim de, Amerikan
çocukları anlasınlar. Bir
ince kara gözlüğü eksik. Mevlana döneminde güneş
gözlüğü henüz icat edilmemişti.
Aslında bu heykel dikilseydi ve model olarak da Gora filminde Cem Yılmaz'ın aynı
kılığa soktuğu ince bıyıklı Arif Işık'ın çizgilerini taşısaydı
çok şenlikli
olurdu ama kısmet değilmiş...
|
Misyonerler televizyon kuracaklarmış... İyi, böylece belki şu ünlü 'misyoner
pozisyonu' da bu kanalda öğretilir, halkın kültürü
artar.
Desem çok güleceksiniz, kurmasınlar yazsam beğeneceksiniz, fakat tersini
söylesem kızacaksınız.
Türkiye'de, Serdar Turgut'un kullandığı anlamda 'modern
milliyetçi-muhafazakarlar' değil ama,
'klasik' anlamda böyle olanlar, yani
inceden 'faşo' kokanlar, misyoner faaliyetinden oldum olası korkarlar.
Neden? İslam dini yüzyıllardır bilinçaltına, iliklerine, genlerine işlemiş
halkımızın itikadı bu kadar zayıf mıdır ki, iki
papaz lafına kanacak da ihtida
edecek? Kitle halinde kiliselere mi koşacaklar vaftiz olmaya? Halkımız hıyar mı?
Hayır, maksat faşoluk olsun. Gecekonducular severler.
|
Latife Hanım'ın mektupları meselesi çok gürültü kopardı ve koparacak... Çok
kişi bunların 'mektubat' mı yoksa 'hatırat' mı olduklarını
da anlamış değil...
Tepki, genellikle 'Kemalist' denilen çevrelerden geldi: Açıklanmasını
istemiyorlar. Neden?
Neden bu konu bu kadar rahatsızlık yaratıyor? Latife Hanım, Atatürk'ün
'aleyhinde' ne yazmış
olabilir ki? Niçin Kemalistler, 'manevi analarının'
görüşüne saygı duymayacaklar? 'Kemal çok içerdi' gibi ilkokul öğrencilerinin
bile bildiği gerçeklerden öte, ne olabilir bu belgelerde? Atatürk'ün özel
hayatında utanılacak, saklanması
gereken birşeyler mi vardı? Olabilir miydi?
Ne yapmıştı koskoca Atatürk yahu, yüzkızartıcı suç mu işlemişti? Hırsızlık mı
yapmıştı, adam mı öldürmüştü? Elbette hayır.
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|