 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 134 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Veramin meydanını, açlık gideren ve günlük yaşantının basit gereksinimlerini
karşılayan birkaç ekmek fırını, kasap, attar, iki kahvehane ve bir berber
oluşturuyordu. Meydan ve kavurucu güneş altında yarı çıplak, yarı yanık dolaşan
insanlar gurup vaktinin ilk esintilerini ve gecenin bastırmasını bekliyorlardı.
Ne insanlarda, ağaçlarda ve hayvanlarda bir hareket vardı ne dükkanlarda iş.
Sıcak hava başlara ağırlık veriyor gelip geçen otomobillerin kaldırdığı toz,
masmavi gökyüzündeki hafif toz bulutunu sürekli yoğunlaştırıyordu.
Meydanın bir tarafındaki yaşlı çınarın gövdesi oyulmuş ama ağaç yine de inatla
eğri büğrü dallarını her bir tarafa uzatmıştı.Tozlu yapraklarının gölgelediği
yere genişçe büyük bir seki yapmışlardı. İki çocuk burada bağıra çağıra sütlaç
ve kabak çekirdeği satıyordu. Kahvenin önündeki arktan boz bulanık bir su
akıyordu tabii buna akma denirse.
|
Daracık dünyamda, insanlardan kopuk, manevi olarak çürümüş, yeraltında
kinimle başbaşa nasıl boğuştuğumu anlatmak pek de hoş olmasa gerek. Üstelik
romanların bir kahramanı olur, bense bir kahramanın taşımaması gereken tüm
özellikleri taşıyorum. Bizim gibi insanları anlamanın en kolay yolu budur.
Bizler, yaşama yabancılaşmış, zorla yürüyen insanlar olduğumuzdan dolayı bu
yazdıklarım etkili olacaktır. Üstelik gerçek hayata öylesine yabancılaşmışız ki,
adını bile duymak istemeyiz. Bunda da o kadar ileri gideriz ki, gerçek hayatı
ancak kitaplardan öğrenebileceğimize inanırız.
Peki, ama neden bazen olmadık hareketler yapıp, aptalca arzular peşinde
koştururuz? Bunun nedenini biz bile bilmiyoruz. Üstelik bu olmadık isteklerimiz
gerçekleştiğinde en çok zararı görecek olan da bizizdir. Sırf denemek için
içimizden birinin bağlarını çözüp, esaretim kaldırarak özgürlüğe kavuştursanız
bile, o yine esaret altına girmek isteyecektir. Eminim ki, bu yazdıklarımı
okuduğunuzda kızgınlıktan ayaklarımızı yerlere vuracak ve:
|
Hovardalık günlerimin sonunda daha fazla hayaller içerisine gömülür,
pişmanlık, gözyaşları, lanetler ve sevinçlerle dolardı yüreğim. Bazı zamanlar,
bu sarhoşluk ve her yanımı kuşatan mutluluk, bana kendimle alay etmeyi
unuttururdu. Neredeyse damarlarımda dolaşırdı umut, inanç ve sevgi. O zamanlar
dışarıdan gelecek bir mucizeyle önümdeki her şeyin ferahlayacağına, iyi, güzel
ve kusursuz bir çalışma ufkunun beni beklediğine inanırdım.
|
Nokta dergisinde 2007 yılında 29 Mart-4 Nisan arasında yayınlanan sayıda
kamuoyuyla paylaşılan "Darbe Günlükleri" sayesinde, 2004 yılı içinde "Sarıkız"
ve "Ayışığı" kod adı dışında bir de isimsiz üç darbe girişiminin atlatıldığı
ortaya çıkmıştı. Günlüklerde hem darbe planları, hem de "darbe için gerekli
toplumsal ve sosyal karışıklıkların meydana getirilmesinde medya ve akademik
çevrelerin harekete geçirilmesi" amacıyla düşünülen eylem planları yer alıyor.
Günlüklerde ayrıca, Ergenekon Operasyonu kapsamındaki son büyük gözaltı
dalgasında polis tarafından gözaltına alınanlardan bazılarının adlarına da
rastlanıyor. İşte kamuoyunda büyük etki yaratan o Darbe Günlükleri...
|
‘Ben suluboyayla aklaştırdım bu evin duvarlarını baylar!’ dedi adam.
‘Bayanlar bu ev benim evim; yeşil kurbağaların ciyak ciyak öttüğü bir gecede
atmıştım temelini, içinizde kim yadsıyabilir bu gerçeği?’ Hep birlikte
onayladılar onu. ‘Evet bu ev senin’ dediler. ‘Bu ev senin’ diye yineledi Bay
Başkan. ‘Andolsun ki bu ev senindir’ diye yeniden bağırdılar. Sesler oylum oylum
ağızlardan çıkıyor, döne döne tepeye çarpıyordu. Tepe, evrensel tanıklığın
simgesiydi sanki, ıssız uğultuyu gizemli süzgeçleriyle süzerek diri sözcüklere
çeviriyordu aralıksız.
|
Toplam Haber 90 - Toplam 18 Sayfa - Her Sayfada 5 Haber
Şu An Bulunduğunuz Sayfa
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ......... | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 ] [>] [>>] |
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|