Ankara Reklamcılar Derneği, başkente yeni imaj kazandırmak ve bir "Ankara
markası" yaratmak için yarışma düzenliyor.
Yarışmaya katılacaklara fikir vermek için, daha kimsenin "Türkiye", "Ankara",
"Atatürk" sözcüklerini duymadığı bir dönemde "bir halkla ilişkiler dahisi"nin bu
sözcükleri nasıl dünyaya tanıttığını örnekleyeceğim.
Dahinin adı Mustafa Kemal...
Markasını tasarlamaya giriştiğinde, elinde bir "hasta adam" imajı ve köyden
bozma bir başkent dışında hiçbir şey yoktu. Ama aklında "çağdaş bir ülke" imgesi
ve bu imgeyi tanıtmak için "değişim" mesajı üzerine kurulmuş sağlam bir
stratejisi vardı.
Hedef kitlesi Türk ve Batı kamuoyu olan bu strateji doğrultusunda tek kişilik
bir halkla ilişkiler firması gibi çalıştı.
Devrimini duyurabilmek için döneminin tüm iletişim kanallarını kullandı.
* * *
Aklıma gelen örnekleri sıralayayım:
GAZETE: Kongre için Sivas'a gelir gelmez İrade-i Milliye gazetesini,
Ankara'ya gelince de Hakimiyet-i Milliye'yi çıkardı. Kurun'un, Cumhuriyet'in
kimi başyazılarını takma adla kendi yazdı.
AJANS: Meclis'i açmadan 17 gün önce "Türkiye'nin sesini tüm dünyaya
duyurmak üzere" Anadolu Ajansı'nı kurdurdu.
YABANCI BASIN: Savaşırken devrimini anlatabilmek için yabancı
gazetecileri Türkiye'ye davet edip özel demeçler verdi. Günü gününe haber
geçebilmeleri için telgraf şebekesini harekete geçirdi.
RADYO: Rusların radyoyla propaganda yaptığını fark edince radyo yayını
başlattı. Hatay sorunu çıkınca Arap ülkelerine dönük "Arapça Söylev" programları
yayınlatarak dış yayınların temelini attı.
SİNEMA: Yabancı bir şirket Türk devrimini film yapmak isteyince "Kendimiz
yapalım" diyerek Münir Hayri Egeli'ye senaryo ısmarladı. "Ben Bir İnkılap
Çocuğuyum" adını verdiği filmin senaryo taslağını dikte ettirdi. Bir kısmını
kendi yazdı. Filmi çekecek yönetmen yoktu. Egeli'yi rejisörlük eğitimi için
yurtdışına gönderdi. Filmde oynamayı kabul etti.
TİYATRO: Fransız dilinin tiyatro sayesinde yerleştiğini öğrenince 3
tiyatro eseri ısmarladı. Kendi hayatı ve eserini anlatan "Bay Önder"i yine
Egeli'ye yazdırdı ve bizzat düzeltti. Eserin müzikle daha fazla ilgi göreceği
inancıyla Necil Kazım Akses'e beste siparişi verdi.
OPERA: İran Şahı'nın Türkiye ziyaretinde Türkiye'nin Batılılaşan yüzünü
göstermek için Adnan Saygun'a "Özsoy" operasını besteletti.
YAZIN: 1921'de Nâzım Hikmet'e "Gayeli şiirler yazmasını" tavsiye etti.
Güvendiği gazetecilere anılarını yazdırdı.
HEYKEL: Afyon'a dikilmek üzere Kurtuluş Savaşı'nı anlatan bir abide
ısmarladı. Yan kabartmaların konularını heykeltıraşa kendisi tarif etti.
GRAFİK: Ay ve yıldızla Osmanlı çağrışımı yapan Türk bayrağını yenileyip
Göktürk bayrağını uyarlamayı düşündü.
RESİM: Türkiye'ye davet ettiği bir yabancı ressama kendi portresini
ısmarladı.
MÜZİK: 10. yıl için marş besteletti. Konservatuvar kurdurdu.
MİMARİ: "Dünyanın en güzel şehrine böyle girilmez" diyerek İstanbul'u
gölgeleyen yapıların yıkılmasını emretti.
PR: Hollanda'dan alıp Karadeniz adını verdiği bir gemiye Türk ihraç
ürünlerini, sanatçı ve düşünürlerini, Senfoni Orkestrası'nı bindirdi, "Seyyar
Sergi" adıyla 16 Avrupa limanına yolladı.
* * *
1920'li, 30'lu yıllardı.
Olanaklar dardı.
Ve tek kişilik bir halkla ilişkiler dahisi, "Türkiye tarihinin ilk ve gelmiş
geçmiş en büyük tanıtım kampanyası"nı yürütüyordu.
Milliyet
03/07/2005