Sen insan değil misin?
Tarih: 20.06.2005 Saat: 04:16
Konu: Güncel


Sadece Müslüman'ın acısı mı acı? Sadece başörtülü annenin mi gözyaşı temiz? Vicdan, sadece din kardeşleri arasında mı?

Van'da, geçtiğimiz cuma günü namaz çıkışı Ulu Camii önünde bir gösteri yapıldı. Ellerinde "Ya hilafet, ya şehadet", "Batı ile zillet, hilafet ile izzet", "Devletsiz İslam, İslamsız devlet olmaz" yazılı dövizler taşıyan kalabalık, bir basın açıklaması yapmak istedi.

Özbekistan'da yaşananları protesto edeceklerdi. Kalabalık tekbirler getirirken polis, izinsiz gösteriyi engellemeye çalıştı. Çıkan arbedede göstericilerden biri yere düştü. Yerdeki gösterici kendilerini izleyen kalabalığa şöyle bağırdı:
"Kardeşlerimizi götürüyorlar! Müslümanları götürüyorlar! Siz Müslüman değil misiniz?!"
Bu cümleler kalabalığı derhal harekete geçirdi. Yuhalamalar, tekbirler... Hatta birkaç kişi polise müdahale etmeye bile yeltendi. "Nereye götürüyorsunuz onları?" diye bağırıyordu insanlar. "Siz Müslüman değil misiniz?!" cümlesi otomatik olarak ayağa kaldırmıştı kalabalığı... Kalabalık, insanlar dövüldüğü için değil "Müslüman kardeşleri" götürüldüğü için ayaktaydı!

Bir damla temiz gözyaşı
Erzurum Atatürk Üniversitesi'ne çocuğunun mezuniyet törenini izlemeye giden kapalı anne içeriye alınmadı. İzleyeni kendinden utandıracak görüntülerden biriydi. Bir ihtiyar anne, çocuğunun mutlu bir anını paylaşmak istemişti. Fallarda denir ya "bir damla temiz gözyaşı" dökecekti hepi topu. Anneyi izlerken içinizin acıması için dini inancınız olması gerekmiyordu. Bu görüntü derhal bütün medya organlarını harekete geçirdi. Annenin başına gelenlerle ilgili canlı yayın bağlantıları, televizyon tartışmaları düzenlendi. Üniversiteden açıklamalar yapıldı, siyasiler basın toplantıları düzenlendi. Türkiye, annenin iç kırıklığını paylaştı. Başörtülü bir kadından akan bir gözyaşı derhal kalabalıkları ayağa kaldırdı. Kalabalıklar, bir anne ağladığı için değil "başörtülü bir anne" ağladığı için ayaktaydı!

Hangi kardeş, hangi anne?
Merak ediyorum; Van'da, Erzurum'da ya da memleketin başka bir şehrinde kalabalıklar, polis başka insanları döverken harekete geçer miydi? Ya da "Müslüman" götürülürken çok canlı olan vicdanlar "insan" götürülürken hiç o kadar canlı oldu mu? Elinde "Parasız eğitim" dövizi tuttuğu için dövülen, yerlerde sürüklenen üniversiteli kızlar için bağırdı mı o kalabalıklar? O kız "Siz insan değil misiniz?" diye sorduğunda bu dayağı izleyenlere, kalabalığın umurunda olur muydu? "Müslüman" kardeşinin götürülüşüne derhal tepki veren insanlar, "insan kardeşinin" götürülüşüne, yerlerde sürüklenişine polisi yuhalayacak kadar hiç kızdı mı? Başörtülü anneye üzülen din kardeşleri, yıllardır gözaltına alınan, dövülen siyasi tutuklu annelerinin, kayıp çocuk annelerinin ağlayışına niye hiç tepki vermedi? Onlar anne değil miydi? Yoksa onların gözyaşı Müslüman kardeşlere yeterince "temiz" mi gelmiyordu? Televizyonlar o anneleri hiç "acısını paylaşacak" kadar meşru bulmadı çünkü, gazeteler onları hiç örtülü kadınlar kadar çok sevmedi! Bütün o çocuklar ölürken hiç kimse o anneleri göstermedi!
Aç kalmamak için gösteriler yapan işçiler dövülürken izleyen kalabalık, acaba o dövülen işçilerden biri "Açları götürüyorlar! Kardeşlerimizi götürüyorlar! Sen de aç değil misin?" dese, kaç kişi polise "Nereye götürüyorsunuz onları?" diyecek kadar cesur olur? Çocuklar dövülürken çocuklardan biri bağırsa "Çocukları götürüyorlar! Senin de çocuğun yok mu?" dese...
Soruyorum şimdi: Bu memleketin vicdanı sadece Müslümanlıkla mı sınırlı?



Milliyet
20/06/2005







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=921