
Portakal Sandığı, Çakı Bıçağı ve pencere camının Meselesi
Tarih: 18.09.2004 Saat: 18:00 Konu: İdris özyol
'Benim meselem mühim mesele' diyor Müslüm Gürses bir şarkısında ve aklımızın
ince kıvrımlarında dolaştırıp bu sözü, meselenin vehametini tartıyoruz. bizim
meselemiz dünyanın en kadim meselesidir. yeşil seccadelerimiz, ezan okuyan
saatlerimiz, duvarlarımızdaki resimler, vitrinlerimizin oymaları,
çekyatlarımızın kumaşı, duvar halılarımızın geyikleriyle dalga geçenlerle
aramızdaki kültürel, sosyal, politik ve ekonomik uçurum her iki tarafın aklına
başka dünyalar koymuştur.
bu, sokak kedisiyle ciğercinin kedisi arasındaki
devasa boşluktur ki, atılan bütün tiradların sonunda birini soğuk sokaklar,
diğerini sıcak soba önleri bekler. biz ki 'mühim mesele'nin en mühim tarafı
olarak, anlaşma masalarında, siyaset zirvelerinde, ekonomi pazarlıklarında
toplam sonuç, okuma oranı, doktor başına düşen hasta sayısı, mevsimlik işçi
oranı olarak zikredilip geçtik. oy verdiğimiz partiler, çocuklarımızı
gönderdiğimiz okullar, zeytin peynir aldığımız bakkallar, tezgahlarına
dokunduğumuz fabrikalar, imdat istediğimiz gazeteler, okuduğumuz yazarlar,
dinlediğimiz şarkılar, çözdüğümüz bulmacalar lanetlendi. para uzmanları için
'kayıtdışı ekonomi, siyasetçiler için 'kararsız seçmen kitlesi', marksistler
için 'lumpen proleterya', sosyologlar için 'kent yoksulu', telefon idaresi için
' sayın abone', bankalar için 'mudi', emniyet teşkilatı için 'eşkali belirsiz
şahıs', entellektüeller için 'yığın' ağalar için 'maraba' ve çay içmeye
gittiğimiz yerlerde 'adisyon'duk biz. bile isteye lidersiz, bile isteye
kayıtdışı, bile isteye lumpen, bile isteye maraba, bile istatistiki bir veri
olarak bırakıldık. marks okusak suç, Kur'an okusak suç, Hazreti Ali ve hayber
cengi okusak suç, rüya tabiri okusak suç oldu.
dokunduğumuz herşeye, oy
verdiğimiz bütün partilere, ardından yürüdüğümüz bütün liderlere,
mırıldandığımız bütün şarkılara,girdiğimiz bütün evlere sıtımızdaki kadim laneti
de bulaştırdık. meydanlarda sekerek yürüyen evlatlarımızı vurdular bizim. mum
ışığında gizlice, müslüman bir ülkede gizlice Kur'an okuduk ve mumun karanlık
yerlerinden gelip vurdular bizi.arka odalarda, soğuk gecelerde gizlice, bir
fikre inanmanın bütün gizliliğiyle marks okuduk, satırların arasından çıkarak
vurdular bizi. ergenekon destanının içinden çıkarak vurdular bizi. pir sultan
türkülerinin içinden çıkarak vurdular bizi. hatta teksas-tommikslerin
çizgilerinden çıkarak vurdular bizi.neye inansak, neyi hayal etsek, kime baksak
vurdular bizi.meydanlarda sekerek yürüyen evlatlarımızı vurdular. kestiğimiz
kurbanları, içtiğimiz çayları, bayramlarımızı, oturduğumuz portakal sandıklarını
vurdular. bütün gece Müslüm Gürses dinledim ve daha dinlenmeden vurulan bir
şarkının üzerindeki gazete kağıtlarını kaldırdım usulca. kan görmek ürkütmüyor
beni. bir hayale inanmak için kan görmeye alışmak gerekiyor demek ki.
|
|