Elif'in kağnısı
Tarih: 25.05.2005 Saat: 02:36
Konu: Engin Ardıç


Bunalıma girince 'Nutuk' oku açılırsın, dediler. Aynen öyle yaptım, ferahladım.

Tabii, Nutuk'u değil, onun Türk Dil Kurumu eliyle yapılmış çevirisini okudum, 'Söylev'... 1978 baskısı... Devletin resmi kurumunun baskısı, niçin okumayacakmışım? Devlet herşeyden yüce değil mi? Ne yani, özel sektörün yayınlarına mı güveneceğiz?



TDK, büyük önder Atatürk'ün 1927 yılında CHP meclis grubu üyelerine seslenme şekli olan ünlü 'efendiler' kelimesini 'sayın baylar' şeklinde tercüme etmiş. Bu bile yüzümüzü güldürmek için yeterli. Büyüklerimiz haklıymış; Nutuk, daralana bunalana iyi geliyor.

Bu baskı, eski TDK'nın, '12 Eylül öncesinin dil kurumunun' işi... Yenisi nasıl yayınlardı acaba? Ulu önder milletvekillerine 'muhterem hazırun-u kiram' falan mı diyecekti?

Şöyle rastgele bir sayfa açayım da remil tutayım dedim, karşıma ikinci ciltte sayfa 451 ve 452 çıktı.

Orada ulu önder, Sakarya Meydan Muharebesi öncesi aldığı olağanüstü önlemleri anlatıyor.

Hani şu, 'ayın altında kağnılar gidiyordu' meselesi.

Atatürk diyor ki:

'Beş sayılı buyruğumla, ordu için alınan taşıtlardan başka, halkın elinde kalanlarının da ayda bir kez ve parasız olarak yüz kilometrelik bir uzaklığa dek askeri ulaştırma işlerinde çalıştırılmasını zorunlu kıldım.'

Bu arada daha başka hangi maddelerin yüzde kırkına parası sonra ödenmek üzere el koyduğunu da anlatıyor: Çamaşırlık bez, kaput bezi, patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün ve tiftik, kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, varela, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin, sahtiyan, dikilmiş ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tel çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir ve yapılmış nal, mıh, yem torbası, yular, belleme, kolan, kaşağı, gebre, semer ve urgan... Buğday, saman, un, arpa, fasulya, bulgur, nohut, mercimek, kasaplık hayvanlar, şeker, gaz, pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytinyağı, çay, mum...

Benzin, vakum, gres yağı, makine yağı, donyağı, saatçı ve taban yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, lastik yapıştırıcı, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinesi, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan, zaçyağı...

Büyük kurtarıcı diyor ki:

'Dört sayılı buyruğumla, halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabaları ile kağnı arabalarının bütün donatımı ve hayvanları ile birlikte, binek hayvanları, top çeker hayvanlar, katırlar, yük hayvanları, deve ve eşeklerin yüzde yirmisine el koydum.'

Benim ilgimi en çok şurası çekti... Sonra ekliyor: 'Buyruklarımın ve bildirimlerimin yerine getirilmesi için kurduğum İstiklal Mahkemeleri'ni Kastamonu, Samsun, Konya, Eskişehir bölgelerine gönderdim. Ankara'da da bir mahkeme bulundurdum.'

Ve Elif, öküzün yerine kendi kendini koştu, kağnı oldu, teker oldu, mermi oldu, umut oldu aktı cepheye gecedeeen incedeeen incedeeen...

Değil mi Fazıl Hüsnü?



Akşam
25/05/2006







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=782