‘Müteşairler’ ve ‘Mütenekkidler’
Tarih: 25.05.2005 Saat: 02:06
Konu: Makale


Edebiyat eleştirisi alanında ama özellikle de roman ve hikaye eleştirisi alanında, son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşandığına tanık oluyoruz. Apaçık görünen bir gerçeklik bu: Türkiye’de roman ve hikaye, edebi tür olarak hem nitelik açısından değerli hem de nicelik açısından çok sayıda ürünle karşı karşıya getirdi Türk okurunu.


Roman ve hikayenin edebiyat alanında öne çıkışı, elbette, bu alanlara yönelik eleştirinin de öne çıkmasının nedenidir: Eleştirmenlerin, şiire ve şiir eleştirisine yüz vermiyor olmalarını, elbette anlıyorum. Roman ve hikaye yayımlayan yazarlarla birlikte, roman ve hikaye okuyan okurların sayısı artınca, bu alanda yazılan eleştirilerin sayısının artması da doğaldır elbet. Şiir ise Türk toplumunda, bunca büyük ve köklü geleneğine rağmen, artık ‘köhne meta’ olmuş gibi görünüyor;- en azından, Türkiye’de edebiyat alanını ‘tanzim’ işini fahriyen üstlenmiş olan görsel ve yazılı medya sayesinde böyle bu! Elbette şiirin ‘rating’i (şimdi, Türkçe ya, ‘okunduğu gibi’ yazıyoruz: reyting!!!) yoktur;- her zaman söylediğim gibi, ‘nitelikli’ şiir okurunun sayısının, taş çatlasa 5.000’i bulmadığı bir ülkede, şiirin ‘rating’ yapması elbette mümkün değildir. ‘Rating’ yapan şairlerin de, şair mi yoksa ‘müteşair’ mi oldukları konusunda da düşüncelerimi, sevgili okurlarım, hiç şüphe yok, iyi biliyor olmalıdır:- ‘rating’ yapan şairin, ‘nitelikli’ değil, tersine, ‘niteliksiz’ okurla buluştuğunu da!

Roman ve hikaye alanında eleştirilerin niteliğinin yükseldiğini gözlemlerken, şiir alanında eleştirinin de giderek niteliksizleştiğini söylemenin zamanı geldi, diye düşünüyorum. Evet, öyle;- gerçekten niteliksizleşti şiir eleştirisi! Bu tip niteliksiz eleştirinin, özellikle ‘taşra’daki ya da ‘periferi’deki edebiyat dergilerinde boy gösteriyor olması, acaba, onların İstanbul’da, merkez’de, (İstanbul, ‘merkez’dir çünkü!) yayımlanan itibarlı (!) ve itibarsız dergilerde yayımlanma imkanı bulamıyor olmasından mıdır? Hayır, ne münasebet! İstanbul’daki dergilerde de, sayıca olmasa bile ‘periferi’deki dergilerde yayınlananlar kadar değersiz, ‘niteliksiz’ şiir eleştirisi okuyoruz. Editörler de bu yazıları, ‘Oh, ne güzel! Kavga çıkar da ratingimiz artar!’ düşüncesiyle, maalmemnuniye, yayımlıyorlar. Her şeyi müptezelleştiren medya, eleştirinin de iptizale düşmesine katkıda bulunmaya devam ediyor.

‘Niteliksiz’ eleştirmeni, ‘müteşair’den esinlenerek ‘mütenekkid’ diye adlandırmak yanlış olmaz herhalde. Malum, ‘müteşair’, ‘sahte şair’ demek;- ‘mütenebbi’nin ‘sahte’ (ya da ‘yalancı’) peygamber olması gibi! Eleştirmen de ‘münekkid’ olduğuna göre, ‘sahte’ eleştirmenlere ‘mütenekkid’ demenin fevkalade uygun düştüğünü düşünüyorum.

Her neyse, bu ‘mütenekkidler’in belirleyici bazı özelliklerini de bildirmek isterim;- daha kolay tanınabilsinler, diye! Bir kere bunların çoğu, yaşı kırk’a gelmiş ya da kırk’ı aşıp elli’ye merdiven dayamış olmalarına rağmen, şair olarak i’rabda mahalli olmayan, Frenklerin ‘raté’ dedikleri neviden, yeteneksiz ‘müteşair’lerdir. Yeteneksiz veya üçüncü sınıf şair bile olamayan biçareler! Üsluplarına gelince, burada da ortak ve belirleyici bir özellik hemen göze çarpıyor: Eleştiri değil, sövgü; inceleme değil, hakaret; nesnellik değil, düşmanlık; iyi niyet değil, hased ve karaçalma! Üstelik, okuduklarını anlamayacak kertede cahil, hödük ve zavallıdır bunlar!

Bu yazı, uzun bir süreden beri, beni, bana yakın olan şairleri ve oğlumu hedef tahtalarına yerleştiren bu mahlukata, toptan cevap niteliği taşıyor. Yoksa, ‘mütenekkid’ ve ‘müteşair’lerden herhangi birini adam yerine koyduğumdan değil! O nedenle isim vermiyorum. Bu yazı, bir aynadır onlar için. Okuyunca, kendilerini bütün sefillikleriyle göreceklerdir...

Evet, bütün sefillikleriyle...



 

Zaman
25/05/2005
 







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=778