Sorularınız ve cevapları birinci bölüm
Tarih: 24.05.2005 Saat: 04:45
Konu: Nihat Genç


Burda sizi karşılayan, sizinle konuşan bizzat Nihat Genç'tir.

 

Soru cevap trafiği

Kardeşlerim,
E-maillerinize bu kısacık cevaplar yetiyorsa, zaman zaman bu cevapları verebilirim. Çünkü okuyucularımın mektuplarını yıllarca karşılıksız bırakarak büyük bir hata işledim. Çünkü doluydum, işlerim vardı. Ama sonra şöyle düşündüm. Bir çırpıda, bir-iki saatte işte şimdi olduğu gibi hemen cevaplayabilirsin. Burada anlaşırsak, cevaplarım devam eder. Ayrıca bu cevap metinlerinin düzgünce kaleme alınmasını isterim. Yani daktilo hatası olmasın.



Ayrıca beni kışkırtacak sorular beklerim. Ayrıca, sizi seviyorum. Ayrıca, bir de şöyle düşünün, bir ülkenin bir yazarı var, çok okunuyor çok seviliyor, ama, vakit bulup e-maillerini dahi cevaplayamıyor.

Yani kardeşlerim, bu bir deneme yayındı. Tutarsa, devam ederiz. Tutmazsa, keseriz.

Ha en önemlisi, benim bu gönderilen e-mailler dolayısıyla internet denen alemi sevebilmem için burada fazlasıyla hınzır, fazlasıyla zeki ve fazlasıyla dipten ve fazlasıyla düzgün Türkçe ile kurulmuş cümlelerin olması gerekir.

Hayda huyda cümleler, bozuk cümleler, laga luga, oydu buydu, işim olmaz.

Lütfen karşınızda bir yazar olduğunu hiç ama hiç unutmayın. Bu şu demek, yazar, cümlenin manasına olduğu kadar teknik yapısına da bakar ve bozuksa, çok üzülür. Çünkü biz yazarların herşeyden önce ilk işi, düzgün, doğru, meramımızı anlatmaktır. Ve bunun için durmaksızın Yunus Emre okuruz, Bektaşi deyişleri okuruz, Karagöz okuruz, Nasreddin Hoca okuruz, köylerimiz üzerine yapılmış, dil çalışmalarını bıkmadan okuruz. Her şehrimizin dilini, şivesini tanımak isteriz. Çünkü, en kısa yoldan en hızlı şekilde derdimizi anlatabilirsek, işte o zaman başarmış oluruz.

Belki yüzlerce sorunun cevabı içimizde olmayacaktır. Belki hayatımız binlerce soruyu cevaplayamadan bitecek. Belki dünyayı anlamadan, bilmeden gideceğiz.
Ama tüm bunları düzgün cümleler içinde yapabiliriz.

Hiç bir şeye cevap verememiş yeteneksiz zekasız aptal bir adam, kurduğu düzgün bir cümleyle, bence herşeye cevap vermiş olur.

Türkçe bizim herşeyimizdir. Bir kısa cümle kurarken, kısacık e-mailler gönderirken, ne var ki, diyoruz, ne olmuş canım, diyerek, önemsemiyoruz...

Sizin o önemsemediğiniz şey için ben yazar oldum ve ölünceye kadar da bunun için çırpınacağım...

Nihat Genç

www.nihatgenc.com - www.karakutu.com

Önemli Not:

Nihat Bey'e gönderilen soruların seçimi - tasnifi tamamen www.nihatgenc.com - www.karakutu.com editörlerinin insiyatifinde olmuştur.

Sorular ve cevapları ilk bölüm

Gönderenin İsmi: Ebru D.Kınık

Soru:
Merhaba
Aslında net olarak nasıl başlayacağımı bilmiyorum bu bir mektup olmadığı için kısa ve net şeyler yazmam gerekiyor ve bu beni biraz zorluyor, yıllardır yazılarınızı Leman'dan takip ediyorum. Kimi zaman sizinle beraber bende küfrettim kimi zaman yahyanın hikayesi beni de ağlattı (İhtiyar Kemanıcıyı yeni okuyorum bin bir türlü duyguyla) One Man Show artık bir şeyleri kaldıramaz olup ne zaman dolsam rastgele bir yerlerinden okuyup nefes aldığım nadir kitaplardan, bunları niye yazıyorum? Bugün ınternet üzerinden yazılarınızı okurken bir yazar değerlendirmesi gördüm, daha önce okumamıştım ve gözüm Alev Alatlı'yı aradı sonra tüm yazılarınızı taradım ona dair bir şeyler bulamadım. Belki sizin yazılarınızı çok sevdiğim için dünya görüşünüzü sevdiğim için sevdiğim başka bir yazarı sizin dilinizden dinlemek istedim. Ona dair bir şeyler yazdıysanız ve ben kaçırdıysam lütfen kaynak gösterin yazmadıysanız bir kaç cümleyle ona dair fikirlerinizi paylaşırsanız çok mutlu olurum.

Sizi okuduğumda kendimi temiz hissediyorum, aldatılmıyor gibi altında bir şeyler aramadan. Yüreğimizi harekete geçiren acıyla, coşkuyla veya küfürle sizden başka kimse kalmadı. Sanırım biraz daha uzatırsam mektup tadında olacak o yüzden her şey için yüreğinize sağlık diyorum

Ebru.D.Kınık
Kayseri

Ebru Kınık'a Cevap:

Bahsi geçen yazarı ben de severim, ama o kadar. Ben birileri hakkında bir fikir söyleyeceksem, bunu tartar, düşünür, bir daha düşünür öyle söylerim. Çünkü karşımdaki yazar bir değerdir, çok sıkı şekilde ince okuyup sık dokumam lazımdır, emeğine, sanatına hürmet göstermem gerekir ki; yazıların da en çok başka yazarların adını geçiren yazarım. Yani bu ülke için kıymet olmuş herkesin önünde eğiliriz. Bir nebzecik, bir damlacık herkesin iyiliğini, cümlesini unutmayız. Bu ülkede sevebileceğimiz çok bilimadamı, tarihçi ve yazar var, ama asıl sorun, arayıp bulmada.

Benden başka kimse kalmadı diyorsunuz, bu doğru değil, benden başka bir büyük ordu daha var, işte sizler hazırlanıyorsunuz. Ben, sizlerin ilköğretmeniniz olmak istiyorum. Sizlerin ilk mektep hocası olup, sizleri edebiyatın, tarihin, felsefenin abc'siyle tanıştırmak ve bu büyük dünya yangınına sizleri sokmak istiyorum.

Kardeşim, ne güzel cümlelerin var... Teşekkür.

***

Gönderenin İsmi: Âdem

Soru: ben üniversitede okuyorum nasıl bir gençlik istiyorsun Nihat abi, severek okuyoruz seni saygılarımla....

Âdem'e Cevap:

Onurlu bir gençlik. Ülkesinin yoksulluğunu dert etmiş bir gençlik. Kim ne derse desin ülkesine, memleketine bir değer sokabilmek için uğraşan bir nesil!.. Tarihini, kültürünü, bugünü iyiyi kötüyü ayırdedebilme becerisinde bir gençlik... Tabi ki çok yüksek estetik terbiyesi olan, çok yüksek edebiyat kültürü, çok yüksek sorunlarla didişen bir gençlik...

***

Gönderenin İsmi: tr3438

Soru:
Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Kimliğiniz nedir? Ben şuyum diyebilir misiniz?

Tr3438' e Cevap:

Kendimi bu ülkenin bir çocuğu ve yazar olarak ve yazarlığımı da "eleştirel" olarak tanımlıyorum ve tabii ki ülkemin onuru ve aşağıda olanların, altta kalanların, mağdur olanların, hakkı yenenlerin yanında olmaya çalışan bir yazarlığı geliştirmek istiyorum...

***

Gönderenin İsmi: Cem İyidoğan

Soru: Yıllarca mücadele ettiğiniz, eleştirdiğiniz basında haftada bir de olsa yazmaktaki amacınız neydi? Sizi okuyanların buna ihtiyacı yoktu.Yıllardır sizi okuyorum ve edebiyatı gerçek edebiyatı sizinle sevdim (karşılıksız)Ben bir öğretmenim bana bir cümle bir şeyler yazarsanız sevinirim.Saygılarımla

Cem İyidoğan'a Cevap:

"Basında haftada bir de olsa yazmaktaki amacınız neydi ? Sizi okuyanların buna ihtiyacı yoktu..." diyorsunuz. Ama başka okuyanlarım olmasın mı ? Sadece kırk / elli bin kişilik bir kasaba kalabalığına mı yazalım, yoksa, başka yerlere açılmayalım mı? Türkiye'de sıradan bir kasabanın nüfusu otuz/kırk bin, ama, binlerce başka kasaba da var. Bu ülkenin geneli, kalabalıklar, bizi tanımasın mı ?

Gelin soruyu şöyle düzeltelim, bağımsızlığımı koruyarak, onurumuzu koruyarak, yazılarımızı bozmayarak, her yerde her şekilde yazabilmeliyiz. Ya da sadece sizlere ait bir yazar isem, bana, arkadaşlarınızın adreslerini verin, Leman'da da yazmayayım, postayla bu işi bitirelim. Bana bir cümle yazarsanız sevinirim, diyorsunuz, ki sadece bu konuyla ilgili dört/beş ayrı röportajda sayfalarca konuştum. Ayrıca ben bu ülkede en çok cümle kuran adamım. Benim sizlere çok cümlelerim olacak, çok...

***

Gönderenin İsmi: Coşkun Koçer

Soru:
Sayın Nihat Genç'e şunu sormak isterim ...
Üzerinde sıkça durduğu yerellik, haysiyetli duruşu (takdire şayan) yıllarca yazı yazdığı Leman dergisinin karikatürize ederek belden aşağı espri ve agnostisizm ögelerinin serpiştirdiği yayın algısı ile kendisinin vurguları arasında hiç çelişki yok mu ?

Coşkun Koçer'e Cevap:

Şüphesiz Leman Dergisi'nin birçok şeyiyle aramda çelişki var. Ama Leman dergisi bütün bu çelişkileri içinde barındırdığı için güzel. Ayrıca benim gibi bir yazarın Leman'da işi ne ? Oysa Leman yıllar öncesinden bana kapısını açtı, avukatlar tuttu, beni susturanların karşısına geçti ve beni savundu. Beni ne sağ ne sol ne başkası bundan on yıl önce kabul etmedi. Beni aykırı ve bağımsız duruşuyla önemseyen ve bugün kitlelere kabul ettiren Leman Dergisi'dir. Leman'a bir yığın eleştirim oluyor, olacak, oldu, olmalı. Leman Dergisi'nin birçok bozuk, eksik tarafı oluyor ve biz arkadaşlarla sabaha kadar bunları konuşuyoruz. Tartışıyoruz. Ama bir de şöyle düşünün. Düşünün ki bir dergi yedi/sekiz yıl yüzbin satan bir tirajda efsane oldu. Hâla bizi aşan dergi yok. Kaç kuşak bizi okuyor...

Ve yorulduk kardeşlerim. Sıra çoktan size geldi. Çıkın gelin. Çelişkileri giderin. Daha güzellerini siz yapın. Burdayız, hepinizin yazılarını, karikatürlerini bekliyoruz. Biz, bu ülkenin çocukları soylu eserler versin diye burdayız. Bunca yıl evimize kapanıp bu kütüphanelerde bunun için ömrümüzü çürüttük. İyi ki çürüttük...

***

Gönderenin İsmi: Harun

Soru: Amerikan köpekleri kitabınızda Ali Şeriati için marksist demişsiniz. sebebi nedir öğrenmek istiyorum ben de bir çok kitabını okudum ama aynı kanaatı getiremedim. gerçekten öğrenmek için soruyarum: bir insan hem mütedeyyin hem de marksist olabilir mi? ve Ali Şeriati'nin "Marksizm ve diğer batı düşünceleri" kitabını okuduktan sonra hala bu görüşü savunmanızın nedeni nedir? Hürmetler Sayın Abim. (Bir an önce cevabınızı bekliyorum)

Harun'a Cevap:

Ali Şeriati'ye marksist demem hatadır, yanlıştır. Ancak biz hızlı yazıp hızlı düşünenler, Ali Şeriati'nin klasik nakilci İslâm âlimlerinden olmadığını belirtmek için, bir, ikincisi, Marksist terminolojiye yatkınlığı ve diyalektik bir bakış açısından dolayı ona bu yakıştırmayı yaparız, yaptık, yapıyorlar. Ancak, cümleyi tam açıklamadan benim kafamdaki hazır cümleyi o şekilde yerleştirmem eksikliktir, yani, ne yapacaktım, Ali Şeriati'nin metodolojisini iyice bir açıklayıp ondan sonra bunu söyleyecektim.

Ama hızlı yazınca böyle olmuyor, kafamdaki hazır kalıplar bazen cümleye fırlıyor ve yazı çıkınca, sen kendine şöyle diyorsun, işte burası iyice açıklanmamış, okuyucu mutlaka kalkar ve sorar, nitekim, soruldu, sordunuz, başkaları da sordu. Ayrıca ve önemlisi, Ali Şeriati benim çok şey öğrendiğim bir adamdır, mezarını da Şam'da gidip Zeynep Türbesi yanında ziyaret ettim. Başka bir adamdır, vaktim olsa da anlatsam...

***

Gönderenin İsmi: nihavend

Soru:
Trabzon'da düzenlenen ilk kez gerçekleştirilen kitap fuarına neden gitmedi acaba yaşanan olaylar yüzünden mi ?
teşekkür ederim


Nihavend'e Cevap:

Trabzon'da o davetin olduğu günler yazılarım vardı, sayfalarca yazı. Bazı arkadaşlar iki arada bir derede hemencecik yazma yeteneğine sahip. Benim bir çırpıda yazı yazma yeteneğim yok. Şimdi bu mesajları cevaplamak kadar kısacık, hemencecik yazılarla bir yığın insan yazarlık yapıyor. Benim öyle bir yeteneğim yok. Yazı yazmak fazla zamanımı alıyor, bayağı alıyor. Hem yaz, hem git, ben de o yetenek yok!...

***

İkinci bölüm için tıklayın...

Nihat Genç'e soru sormak için tıklayın

www.nihatgenc.com - www.karakutu.com







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=777