Enternasyonal ve CHP
Tarih: 01.07.2008 Saat: 14:21
Konu: Makale


CHP’nin Sosyalist Enternasyonal’le başının derde girmesi benim için şaşırtıcı değil, beklenen bir şeydi. Çeşitli ülkelerin sosyalist partilerinden dostlarım olduğu için, bu sürecin epey bir süredir devam ettiğinden haberim vardı. Ayrıca, pek çok tanıdığım da böyle bir şeyin nasıl mümkün olduğunu soruyordu: yani, 1) Sosyalist Enternasyonal’de üye olarak bulunan bir partinin nasıl olup da böyle davranabildiğini, ya da 2) Böyle davranabilen bir partinin Sosyalist Enternasyonal’de ne işi olduğunu merak ediyorlardı.

Ne olursa olsun, böyle bir uluslararası örgütün bir üyesini örgütten ihraç etmesi kolay bir iş değildir. Birçok farklı etkenin dikkate alınması gerekir vb. Ama herhalde süreç yürüyecek ve CHP oradan çıkarılacak. Ben CHP’nin de buna yardımcı olacağını sanıyorum. Sadece şu son birkaç yılın korkunç politikalarıyla değil, Deniz Baykal’ın “Anadolu solu”nu keşfetmek üzere Tarık Buğra’nın Edebali karakterine söylettiği sözleri bulmasından beri, bu örgütün adı “Enternasyonal” olan herhangi bir yere üye olmasının fazla bir mantığı olamaz. Üstelik bunun bir de “sosyalist” sıfatı var!

Ancak, CHP’nin Türkiye’de oynamayı üstlendiği rolü genel çizgileriyle düşündüğümüzde, her şeye rağmen bu örgüt içinde kalmanın bir anlamı vardı: o da, CHP’nin temsil ettiği şeylerin uluslararası bir onay görmesi demek oluyordu. Ama şimdi öyle anlaşılıyor ki Enternasyonal’in böyle bir “üye”ye artık tahammülü kalmadı ve bu komediye bir son vermek üzere harekete geçiyor. “Sosyalist Enternasyonal” diye bir adın ciddiyeti olacaksa, yapılması gereken de budur tabii.

Bu olayın bence üstünde durulması gereken -ilginç- noktası, CHP’den çok genel olarak Türkiye’ye özgü bir özellik. Sanki bu dünyada şöyle şöyle tanımlanmış bir nesne var; sonra bir de onun “Türkiye’ye özgü” olanı var. Günde beş yüz kere andığımız laiklik böyle; biraz Fransa’yı andırıyor ama başka kimseninkine benzemiyor. Bizim düzen partileri (DP, AP, Doğru Yol vb.) “liberal” olduklarını laf arasında söylemiş, ama “Liberal Enternasyonal”e hiçbir zaman yeltenmemişlerdir. AB bünyesindeki Liberal birliğe katılmaya kalkışsalar, bunun da olamayacağı anlaşılırdı. Demokrasi tamamen böyle. Şimdi “Türk usulü sosyalizm” ya da “sosyal-demokrasi”nin de “konvertibl” olmadığı, uluslararası bir dil konuşulduğunda, bu adla anılmadığı resmen tescil edilme sürecinde. Kendi içinde başlı başına bir paradoks ama, sözgelişi bir “Milliyetçi Beynelmilel” veya “Nasyonal (Sosyalist) Enternasyonal” örgütü olsaydı dünyada, orada hiç yadırganmadan, bu ideolojinin dünyadaki başka örneklerine göre “fazlası var, eksiği yok” bir tavırla orada yer alabilirdik.

Bir zamanlar Sorbonne’dan “bon pour l’orient” damgalı diplomasını alıp kıvançla kurumlanarak ülkesine dönen Şark “aydınları” vardı. Şimdi bütün bu siyasî kavramlara da böyle bir sıfat takılmalı ki bizim zihnimizde “liberal” kimdir, “demokrasi” veya “laisizm” nedir, “sosyalizm” ne menem bir şeydir, başından bilelim.
 


Taraf / 01.07.2008






Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=5333