Siz hâlâ yüce büyüklerinizin margariniyle mi bakarkörleşiyorsunuz?
Tarih: 17.06.2008 Saat: 12:18
Konu: Perihan Mağden


Manevi 1 Üşüme Hissi’nin baskınında yaşatılıyoruz Ey Okur!

Bu son rezaletlemelerinin içinden nasıl çıkacaklarını düşünürken onlar adına kara kara-

Margarin Yöntemi’yle karşımıza dikildiler: Daha önce denenmiş ve Türk Halkı’nca

onaylanmış bir yöntemdir.

Yaya yaya ekmeklerimize, yedirecekler.

Normalize edecekler: “Bakın ne normal! Yüce Türk Adaleti bu tehlikeli gidişata ‘dur!’ dedi. Kuvvetler ayrılığı. Yakın ve açık tehlike. Çok ileri gitmişlerdi. Çoğunluk diktası-” zart’tır, zurttur.

Öyle margarin-ekmek üstüne sürdürüle sürdürüle şişmanlatılan çocuklar gibi, Yeni

28 Şubatlarının eskisini aratmaması için,

bizi dumkoflaştırıp iyice, vicdani obezitemizi garantileyebilmek üzre-

Gelsin her nevi mağduriyet numeroları!

Bu Yargı’ya, pek tabii ki müracaatta gecikmeyin.

Demokrasiye dair hiçbir angajmanı olmadığını, kendini sınıfın Yeni Başöğretmeni olarak konumlamaktan hiçbir beis duymadığını/duymayacağını kanıtlamış

Türk Adaleti’ne.

Şimdi kendilerini temize çıkartmak için Amerikan Temyiz Mahkemesi’nden en alakasız kararlara da bulaşırlar, gözlerini az-biraz

daha karartıp O.J. Simpson’un beraatine de. (Bunların köşecileri.)

Daha önce üç kez Orgeneral Başbuğ’la görüştüğünü yalanladığı Hürriyet Gazetesi’ne; ortaya çıktı ya. Yalanladığını da yalanlama mecburiyetini hisseden Osman Paksüt şöyle buyuruyorlar: “Hürriyet muhabiri bir gazetede çıkan Anayasa Mahkemesi’ndeki davalarla

ilgili Org. Başbuğ’la görüştüğüm yönünde

haberin doğru olup olmadığını sordu. Haberi görmeden açıklama yapamayacağımı söyledim. Burda kişilik haklarıma saldırı var.”

Osman Paksüt’ün Hürriyet muhabirine daha önce Org. Başbuğ’la görüşmediğini belirttiğini köşesinden duyuran Enis Berberoğlu ise: “Yargıçların kararlarıyla konuşmaları

esastır. Ama daha önemlisi, tam doğruyu söylemeleridir” diyor haklı olarak.

Çok fena yalanlara ve iftiralara uğradıkları atmosferini yaratmaları şart oldu.

Takdir edersiniz ki, sürekli tanklarınızı sokaklara süremezsiniz. Gariban temsillerden

yola çıkıp “Memleket elden gidiyor. İşte tank, işte sokak!” yaparak.

Televizyona çıkıp bitevi sıkıştırılmaların akabinde, Humeyni’yi Atatürk’ten daha çok sevebilirliğini itiraf etmiş Türbanlı Kız’ın yarattığı infial imitasyonlarından mı alırsınız ivmenizi?

Muhalif çizgisizliğini, zihinsel kargaşasını on parmağında on “Ama o Yahudi! Ama

o Mason!” yallelillerine bağlamışlara muhtemeler servis edilmiş, ‘Ağlama Duvarı önünde dua’ fotoğraflarının etrafında kopartılmaya çalışılan fırtınalardan mı?

Müthiş bir psikolojik oyunla; saldıranlar, demokrasinin bize 2-3 beden büyük geldiği

kanaat kayıklarından inmek nedir bilmeyenler, demokrasi oyununu asgari kuralına göre dahi oynamayı zul sayanlar MAĞDUR olduklarına, MAĞDUR edildiklerine dair de bir gösteri sunmaya karar verdiler. Görülüyor ki.

Belki de “Madem Türk Halkı mağdurdan hoşlanıyor, mağduriyet bağımlısı: Esas mağdur edilen, asıl müşteki olan bizler değil miyiz?”

diye bir taktiğe (de) gönül eğmek durumunda hissetmişlerdir kendilerini.

Türkiye’de demokrasiyi, seçilmişleri, iyi kötü işleyen gariban demokrasimizi/parlamenter rejimimizi tamamiyle mağdur etmeden; belki de bir daha (en azından uzunca bir süre) kendine gelemeyecek şekilde sakatlamadan önce-

Bir de bu “Ne biçim mağduruz! Çok fena mağdur ediliyoruz” temsilini sergilemeye

karar verdiler.

Bir komutanımızın sağlığıyla ilgili (pek tabiidir ki: özel) bilgiler sızdırıldı diye, başka bir komutanımızla ilgili bir fotoğraf, başka biriyle ilgili Dolmabahçe buluşmasına dair eşini de işin içine katan feci bir şantajlanma iftirası-

Askeriyemiz’in mağdur edildiği yetmedi; Humeyni’yi (‘sakıncası yoksa’- korkutulmuşluğa bakın!) Atatürk’e yeğleyebileceğini açıklayan Korkunç Türbanlı Kızlarımız yüzünden burun direklerimiz sızım sızım sızlarken-

Sıra: Osman Paksüt Kimliği’nde Yüce Yargımız’ın mağdur edilmesine geldi!

İçişleri Bakanı’nın yemin billah nerdeyse, takip edilmediğini garantilemesine rağmen

Fiat Doblo Krizi’ni yaratması Paksüt’ün-

Hemen akabinde de bir saat on beş dakika süresince (hemen kapatma davası öncesinde) Kuzey Irak Harekâtı’nın başarısını gidip de kutlaması!

Evet Osman Paksüt (ve eşini de) Kavaklıdere Tenis Kulübü’nde daha fazla mağdur, yani

basın açıklaması zaruretiyle, müşteki etmeyelim.

Mağdur Edilme Şampiyonası’nda, kazz kalemlerimizle “Ne var yani: Türkiye’nin tepesindeki iki büyüğümüz buluşup konuşamaz mı? Bundan doğalı olabilir mi?” yollu yazılamalarla, Müşteki Hakkı Edebiyatı’na hızzz verelim.

Zira tankların geçidi KöktenKemalistler’in fena (seçim sandıklarında) yenilgisiyle neticelenmişti. Şimdi yeni margarinler, yeni şişmanlatma yöntemleri, şekerden körlükler lazım.



Radikal/ 17/06/2008






Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=5310