'Hasretinden Prangalar Eskittim'in 40. yılı... Eşitlikçi bir dünya düşü Ahmed
Arif şiirinin damarlarıydı. Doğu'nun yoksul, emekçi halkının yaşadığı,
duyumsadığı her şey bu şiirin kaynakları olacaktı
Türkiye'de hak ve özgürlük mücadelelerinin büyük bir yükseliş yaşadığı
1960'lardan 1980'e uzanan zaman diliminde, kendini bu mücadelenin içinde
varsaymış hemen her bireyin kitaplığında bir dönem mutlaka bulunan bir şiir
kitabını anımsatalım; Hasretinden Prangalar Eskittim. O zaman diliminde, geçmiş
on yılların toplumcu duyarlılığını simgeleyen şairlerin eski ve yeni
kitaplarıyla tanışırken; sayısı bunları çoktan aşan, katlayan yeni şairler ve
kitapları da beliriyordu. 1940'lardan bu yana, toplumcu kimliğini şiirine direkt
taşıyan hemen her şairin öncüsü, atası hep Nâzım Hikmet şiiri oldu. Bu etki,
inanılmaz bir riski de beraberinde getirecek, yazılan şiirlerde Nâzım'ın
şiirinin büyük esinleri olacak ve belki birkaç istisna dışında, toplumsalcı
şiirini yenileyen, dönüştürebilen şaire pek rastlanamayacaktı.
Ahmed Arif ve şiiri, bu bağlamda inanılmaz bir ayrıcalığı temsil eder. Bu
toplumcu ve gerçekçi şairler, yaşadıkları dünya savaşının yarattığı kaosun da
etkisiyle, şiirlerini büyük ölçüde yenileyemediler. Yine aynı zaman diliminde,
birçok şairi etki alanına alan bir Garip şiiri doğmuştu. Garip şairleri, şiirin
geleneksel formlarını değiştirip, şiire Batı esinli bir serbestlik kazandırıp,
bir tür yeni halk şiiri ortaya çıkarınca, birçok yeni şair de onların şiir
diline hapsolup, yeni açılımlara gidemediler. Birkaç istisna hariç. Onlar zaten
Garip şiiriyle hiç akrabalık kurmamışlardı.
Ahmed Arif, 1950'lerin başına gelindiğinde, Garip'ten hemen hiç etkilenmemenin
yanında, Nâzım Hikmet ve onun etkisiyle beliren şairlerin toplumcu kanalın
tamamen dışında bir şiir damarı oluşturacaktı. Nazım, başlangıç cümlesinde, onun
da ustasıydı. Ama, bu dönem, şiirinin dili, imge sistemi ve kaynakları
noktasında, Nâzım şiirinden de kopan yeni bir şiir yapısını oluşturuyordu.
Bambaşka şiirsel kaynaklara evrilmişti. O dönemin şiirdeki modernleşme sürecinde
Batı ve Divan şiiri önemli referanslardı. Şiirde farklı modern deneyimler
kıyasıya Türkçe yazılan şiirin bir parçası oluyordu. Bunlar tabii ki çok genel
bir saptama ama, çok başarılı, yeni şairlerin de ürediği bir zaman dilimiydi. En
azından, bunlar, Garip'in yeniliğine bir tepki olarak da biçimlendiler.
Ahmed Arif, bu dönem, baştan beri andığımız hiçbir etkilenim odağına
yaslanmadan, tamamen kendisinin olan bir şiiri ortaya çıkarmıştı. Özü,
toplumsalcı duyarlılığa yaslanan bir şiirdi bu. Ancak; kaynaklarını, duyargasını
ve imgelemini Doğu ve Anadolu kültürlerine yaslayan, ama bu kültürlerin şiir
geleneğine tam olarak eklemlenemeyen, tamamen kendine ait bir toplumculuğu
üretiyordu. Sevda, umut ve eşitlikçi bir dünya düşü bu şiirin de damarları
durumundaydı. Anadolu'nun ama özellikle de Doğu'nun yoksul, emekçi halkının
yaşadığı, duyumsadığı her şey bu şiirin kaynakları olacaktı. Daha önemli olan bu
duyarlılıkları şiire dönüştürürken, bu kültürlerin efsaneleri, türküleri,
masalları ve ağıtlarından kıyasıya yararlanarak kurmuştu kendi imgelemini.
Anadolu'nun halk şiiri de belki kısmi bir esin perisiydi. Bu şiirde benzersiz
bir sözcükler dünyası oluşmuştu. Ve bu sözcükler yoluyla ortaya çok ilginç bir
ses ve anlam beliriyordu. İmge sisteminde yararlandığı sözcük ve dizelerde
hiçbir şairin şiirinde rastlanmayan bir ritim oluşturmuştu.
Bu özel şiir evreniyle kurduğu şiirler uzun yıllar saklı durdu. O dönemin
birtakım dergilerinde yayımlananlar da oldu. Ahmed Arif, tevkifat dönemi ve
hemen sonrası bir komünist olarak tutuklandı, hapislerde yattı. Şiirinde bir
suskun dönem yaşandı. Şairin eski çıkan şiirleri 1967'de Soyut dergisinde toplu
olarak tekrar yayımlanmasının ardından, bu şiirlere gösterilen ilgi, 1968'de tek
ve efsane kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim'in yayımlanmasına neden oldu. Ve
bu kitap, yıllar içinde en çok ilgi gören, sol kültür geleneğinin kopmaz bir
parçasına dönüştü. Bu kitaptaki şiirler dillerden hiç düşmedi. Birçoğu
bestelenip, türkü ve şarkı olarak belleklere kazındı. Sosyalist hareketin kutsal
kitaplarından biri oldu.
Darbe de durduramadı
Hasretinden Prangalar Eskittim, 40. yılında, özel bir basım olarak, kısa süre
önce tekrar yayımlandı. Bu kitap, 12 Eylül darbesi sonrası da okunmaya devam
etti. Ama, 1980'e kadar yarattığı büyülü atmosfer sonraki yıllarda aynı ilgiyi
görmedi. Ancak yeni kuşak sosyalistler; müzik grubu ve şarkıcılar için yine
kaynak olmayı sürdürdü. Birtakım şiirleri belleklerden hiç silinmedi.
Dolayısıyla, baskı yapmaya hep devam etti.
Metis Yayınları'nca hazırlanan bu özel baskının özenli hazırlanışında, çok eski
baskılarında da yer alan Arif'in şiirine dair yazı ve röportajlar özenli bir iki
yer oynamasıyla bu baskıda da bulunmakta. Arif'in adına yazılan iki oldukça
güzel şiir de yer almakta. Elimizdeki kitabın eski, 1978 yayını 16. baskıya
baktığımızda, burada bulunan Yaşar Kemal ve Gülten Akın metinlerine
rastlanmıyor. Bunlar yerine, yeni baskıda Metin Demirtaş'ın anı yazısı ve Adnan
Binyazar'ın özgün metniyle karşılaşılıyor. Ama, bu şiiri duyumsama ve kavrama
noktasında Cemal Süreya'nın Ahmed Arif denemesi son derece çekici bir örnek.
Özel baskının bir başka önemli yanı, bu kitaptaki tüm şiirler yanında Ekler adlı
özel bir bölüme de rastlamamız. Şairin oğlu Filinta Önal'ın hazırladığı bu
Ekler'de kitapta yer almayıp, şairin ilk ve son dönemlerinde yayımladığı
şiirleri bir arada buluyoruz. Örneğin, Ekler'de çoğunun kaynağı belli olan yedi
şiiri yer alıyor. Bunlardan ilk olan Kalbim Dinamit Kuyusu, Arif şiirinin tam
bir devamı. Buna benzer bir-iki örnek daha var. 1952'de Yeryüzü dergisinde çıkan
Tutuklu şiiri ise yapı olarak biraz daha farklı özelliklere sahip. Bizi en çok
şaşırtan ve ilk kez karşılaştığımız Basübadelmevt adlı şiir, Arif şiirinden çok
uzak bir örnek. Hem de ilk gençlik yapıtı olmadığı halde. Yapı olarak güçlü
olmasının yanında, ilk kez 2. Yeni esinli bir Arif şiiriyle karşılaşılıyor.
Şairin kumaşındaki yetkinliğin yanında, meşhur kitaba niye almadığı da
anlaşılıyor. Ekler'de, bu yedi şiirin yanında, dört tane de isim verilmemiş şiir
var. Bu on bir şiirin neredeyse hepsinin kaynaklarının, yıllarının tespit ve
dipnot açıklamaları, özellikle araştırmacılar için yapılan özenli bir çalışmayı
gösteriyor.
Bu tanıtım yazısı, Ahmed Arif şiiri üzerine örnekler düzeyinde bir değerlendirme
yazısı yazmamızı önlüyor. Bu kült kitap, yoksul ve emekçi halkının yaşadığı
drama bir isyan özelliği taşıyor. Cumhuriyet dönemi modern şiirinin ilk has
'Doğu Şiiri' olarak anılmaya değer bir kitap bu. Ulusalcığın ön planda olduğu
bir duyarlılık bu. Halkın özel dil ve hatta argosundan bile tüm hakikiliğiyle
yararlanıyor şiirinde. Benzersiz bir ritim ve tonlamalarla biçimlenen bir şiir
bu. Daha da önemli olan artık kırın kentin değil, dağın duygusu bir metafor
olarak çoğu şiirine yedirilmiş durumda.Topyekün okunduğundaysa, tüm kaynakların
bileşeni olan bir destansılık bu şiirin ana özelliği. Yarım yüzyılı aşan bir
geçmişi olan bu şiirler, yine de haslığını, hakikiliğini, heyecanını koruyor.
Öte yandansa, her şiirin aynı yetkinlikte olduğunu söylemek zor. Teknik,
yarattığı ses, ritimve sorunsalı açısından daha zayıf duran örnekler de var.
Ama, bu şiirler bile, bugünün toplumsalcı şiirini okuduğumuzda, daha ileri bir
noktada durabiliyor.
Hasretinden Prangalar Eskittim, bu teknik, ruhani ve siyasal gücüyle, kırk
yıldır ardından gelen birçok şairi etkiledi. Has bir Doğulu duyarlılığın
yollarını açtı. Önümüzdeki zamanlarda da bu rolü üstleneceğe benziyor. Ahmed
Arif, tek ve kendinin olan bir şiir yazdığı için önemli. Şiirde ustalık da bu
noktada başlasa gerek.
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM
Ahmed Arif, Metis Yayınları, 2008, 40. yıl özel basımı, 184 sayfa
Radikal Kitap
28/03/2008