“Herkes mevcut pozisyonundan bir adım geri atmalı.”
İlk bakışta mantıklı görünüyor; ancak her geri adımın hem hukuku hem vicdanları
yaralama olasılığı da var. Çünkü bu iyi niyetli çağrı, siyasetin loş
koridorlarında kirli pazarlıklara dönüşebilir:
“Sen Ergenekon’da frene bas, ben partini ipten kurtarayım.”
“Türban işinden vazgeç, Anayasa’yı senin istediğin gibi değiştirelim.”
“Parti kapatmayı zorlaştıralım ama DTP’yi gömecek bir yol bulalım.”
* * *
Fikret Bila duruma en doğru teşhisi koydu: “Dehşet dengesi...”
Savaşın tarafları, birer iddianameyle eldivenleri birbirlerinin yüzüne vurdular.
Bu, bir düello çağrısı...
“Ergenekon”a karşı “Kapatma davası”...
“Kapatırım partini ” tehdidine karşı sistemin ipliğini pazara çıkarma kavgası...
Artık hukuk değil, siyaset konuşuyor.
Dehşet dengesinde herkes gerilimi ölçülü tırmandırıyor.
Kazananı olmayacak bir düello bu...
Sonunda iki taraf da kaybedecek ve korkarım seyirciler de en az düellocular
kadar zarar görecek.
* * *
Ne yapılabilir?
Bir yandan davalar yürürken bir yandan da çare aranıyor.
Tren hızla duvara doğru giderken vagonda kavga edenler, dün uzlaşma arayışına
giriştiler.
Önce sivil toplum örgütlerinin “Frene basın” çağrısı, ardından da
Cumhurbaşkanı’nın duruma el koyması, Ankara’ya aklıselimin hâkim olacağı
beklentisi yarattı.
TOBB başkanı Hisarcıklıoğlu, uzlaşma formülünü şöyle özetledi:
“Herkes mevcut pozisyonundan bir adım geri atmalı.”
İlk bakışta mantıklı görünüyor; ancak her geri adımın hem hukuku hem vicdanları
yaralama olasılığı da var. Çünkü bu iyi niyetli çağrı, siyasetin loş
koridorlarında kirli pazarlıklara dönüşebilir:
“Sen Ergenekon’da frene bas, ben partini ipten kurtarayım.”
“Türban işinden vazgeç, Anayasa’yı senin istediğin gibi değiştirelim.”
“Parti kapatmayı zorlaştıralım ama DTP’yi gömecek bir yol bulalım.”
* * *
Bu türden uzlaşmalar, krizi bir süre erteleyebilir, ama çözüm getirmediği gibi
sorunu daha da derinleştirir.
Oysa ihtiyaç bu değil.
İhtiyaç, tersine, herkesin mevcut pozisyonundan bir adım ileri atmasıdır.
Ergenekon mu?
Soruşturma “Bir cemaatin devletle hesaplaşması ve yeni iktidarın kendi derin
devletini inşası” görüntüsünden kurtarılmalı, topyekûn bir arınmanın önü
açılmalı, soruşturmaya mesafeli duranlar da bunun gerçek anlamda bir “temiz
eller operasyonu” olabilmesi için katkı sağlamalıdır.
Parti kapatma mı?
Bunun Türkiye’nin bir utancı olduğu ortak fikrinden hareketle kapatma
zorlaştırılmalı, ama hükümet, “AKP’ye dokunulmasın da kim kapanırsa kapansın”
zihniyetinden bir adım ileri atıp herkes için örgütlenme ve fikir özgürlüğü
talep eden bir çizgiye gelmelidir.
Anayasa mı?
Türban türü ucube düzenlemeler yerine her konuda tüm kısıtlamaları kaldıran bir
ortak metin masaya yatırılmalıdır.
* * *
Dehşeti dengede tutanların, yaklaşan krizi ertelemek için, ellerindeki silahları
bir başka zaman kullanmak üzere kınına sokması, “sürekli kriz” demektir ve
sadece hukuka inancımızı sarsmakla kalmaz, bizi ebediyen antidemokratik bir
ülkede, darbe anayasası ve çetelerle yaşamaya mahkûm eder.
Gün, “acil demokrasi” isteyenlerin bir adım öne çıkma günüdür.
Milliyet
27/03/2008