Sarah Brightman - Symphony: Duru ve görkemli bir senfoni
Tarih: 25.03.2008 Saat: 22:44
Konu: Karakutu Müzik


Harem ile Doğu’da gizem peşine düşen Sarah Brightman’ın son albümü Symphony EMI müzik etiketiyle yayınlandı. Brightman yeni albümüyle gizem arayışlarına Batı topraklarında devam ediyor

Jorge Luise Borges, Batı insanının Doğu’yu ve Doğulu yaşam tarzını hiçbir şekilde anlayamayacağından dem vurur. Haklıdır da çünkü Batı, Doğu’ya bakarken sadece görmek istediklerini görmüş ve bakış açısını geniş tutamaması yüzünden de bir türlü Doğu’yu anlayamamıştır.
Onun Doğu’dan anladığı tek şey neredeyse oryantalizmdir ve kendi yarattığı bu kavramı bencilce de sömürmüştür. Binbir Gece Masalları ile başlayan bu sömürü hız kesmeden de devam ediyor.



Doğu’dan Batı’ya ihraç edilen eserlere bakarsanız o eserlerin Batı’ya satılmak için var olduğunu görürsünüz. Hal böyle olunca da Batı’dan Doğu’ya her alanda tıkanan sanatçılar akın etti. 2003 yılında yayınlanan Harem albümüyle birlikte bakışlarını doğuya çevirin sanatçılar kervanına ünlü soprano Sarah Brightman da katılmıştı. Iraklı müzisyen Kazem al-Sahir’in büyük müzikal desteğiyle çıkan albüm Brightman için de önemli bir adımdı. Doğu’nun gizemli zenginliğini albümüne satır satır işleyen soprano, EMI etiketiyle yayınlanan son albümü Symphony ile birlikte yeniden müzikseverlerin karşısında.

Sanatçının birçok dilde söylediği şarkılara bu albümde ilk kez Almanca’da katılıyor, uzun yıllar beraber çalıştığı Frank Peterson, bu albümün de prodüktörü... Andrea Bocelli, Alessandro Safina, Paul Stanley ve önümüzdeki günlerde adını çok fazla duyacağımız Meksikalı tenor Fernando Lima da Sarah Brightman’a eşlik ediyor. Albümün bir diğer özelliği de, “Batılı toplumların Hıristiyanlığa geçişle birlikte gizemli düşleri ve masalsı yapıyı yitirme aşamasına geldiklerini, oysa bu değerlerin, asla üzeri örtülmemesi gereken ve hayati önem taşıyan öğeler olduğunu” söyleyerek gizem aramak için çıktığı Doğu yolculuğundan geri dönüyor Sarah Brightman. Aradığı gizemin Batılı toplumların içinde de var olduğunu öğrendiğini görüyoruz.
Albüm genel atmosfer itibariyle Hıristiyanlık öncesi Britanya’ya uzanıyor. Sakson saldırılarından bıkan ve küçük krallıklar halinde yaşayan ve daha büyük olarak anılmayan Britanya’ya...

Gizemli ormanlar, roma sitili binalar ve Kral Arthur’un yaşadığı mitsel bir coğrafyaya götürüyor dinleyiciyi. Gothica adlı introyla açılıyor albüm ve daha girişte dinleyiciye birazdan karşılaşacağı dünyanın kapıları yavaş yavaş aralanıyor. Fluer du Mal ile oldukça sert başlıyor Symphony... Brightman’ın tarif ederken kelime bulmakta insanı zorlayan sesi devreye girince müzik de sesle birlikte yumuşuyor. Baştan sona bir ortaçağ senfonisinin içinde kayboluyorsunuz. Ses geçişleri, vokalin insanüstü becerisi ve müzikalite bakımından albüm Sarah Brightman’ın en önemli çalışmaları arasına şimdiden girecek gibi gözüküyor.

Dünya çapında 26 milyon kopya CD ve 2 milyon kopya DVD satışı ile tüm zamanların en çok satan sopranosu olarak kabul edilen Brgihtman, Harem’le başlayıp Symphony ile devam eden bu değişimin asıl temelleri ise yine bir ilişkiyle atıyor. Ünlü İngiliz besteci Andrew Lloyd Webber ile yaşadığı sekiz yıllık evlilik Brightman’ın müzikal kariyerini etkileyen en önemli olaydı. Webber’in karısına deli gibi aşık olması onu en tepelere taşıdı.

Dünyanın en güzel besteleri onun için yapıldı ve Weber yazdığı tüm operalarda başkarakter olarak hep Brightman’ı düşündü. Müzikal dünyasının en güzel, en popüler, en dokunaklı eserlerinin altında Weber ile ikisinin imzası yer aldı.
Eşinden ayrıldıktan sonra kendine başka bir yön çizmek zorunda kalan Sarah Brightman, müzikal olarak bambaşka bir yol izledi ve bu alanda da Frank Peterson’un etkisi çok önemliydi.

Peterson bilindiği üzeri vaktiyle ortalığı kasıp kavuran, erotizm ile new age müziği birbirine geçirmeyi başaran Enigma’yı yaratmıştı. Enigma’nın müziğini hatırlayanlar onun melodilerindeki gizemli havayı da hatırlarlar. Son yıllarda popüler olan daha sonra garip bir şekilde ortadan kaybolan Gregorian’ın da arkasında Frank Peterson imzasını görmek mümkün.

Bir mezhebin ritüel müziğiyle yapılabileceklerin sınırlarını zorluyordu Gregorian ve bunu yaparken de inkar edilemeyecek bir başarıya imza attılar. Sarah Brightman ise uzun süredir Peterson’la çalışıyor ve ikili arasında bir aşk ilişkisinin söz konusu olduğu yolunda bir rivayet de var, ama aşkı bir tarafa bırakırsan Weber’den sonra devreye giren Peterson, Brightman’ın eşsiz sesiyle yapılabilecek en güzel müziği bulmuş gibi geliyor bana ve Symphony’de bunun en başarılı örneği diyebiliriz.

FERHAT ULUDERE

Taraf
24/03/2008







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=5101