Yeni baskıda sözlüğe neler eklendi, neler değiştirildi?
Argo, dilin durmak bilmeyen bir gelişme alanı. Her yeni oluşum anında argo hemen
gardını alıp yeni bir şey üretir. Mesela bizim argomuzda polis için neler
söylenmiş: Aynasız, tahtakoz, ramazan, ramo. Yani zaman içinde öyle bir gelişimi
var ki... 1960’larda toplum polisleri çıkınca ona fruko denmiş.
* * *
Hulki Aktunç kadınbudunun “argo olduğu” gerekçesiyle adının değiştirildiği
günlerde, 18 yıl önce yazdığı “Büyük Argo Sözlüğü”nü genişletip yeniden
yayımladı
Roman, şiir, öykü ve denemeleriyle edebiyat hayatında 40 yılını dolduran Hulki
Aktunç, “Türkçenin Büyük Argo Sözlüğü (Tanıklarıyla)” adlı kitabını genişleterek
yeniden yayımladı. Aktunç, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan bu kitapta argoyla
ilgili teorik bir çalışmasına da yer veriyor.
TV’de kadınbudu, dilberdudağı gibi yemek isimlerinin adının “bunlar argo”
gerekçesiyle değiştirilmesini nasıl karşılıyorsunuz?
Türkiye’de sağ azgınlığın geleceği nokta zaten buydu. Daha da ileriye doğru
gidecek. Kadınbudu köfte deyince anladığı o yemeği değil, kadının budunu
anlıyor, onu görüyor. Dilberdudağından anladığı o tatlı değil; dilberin dudağını
anlıyor. Zihniyet bu ve bunlar çok tehlikeli bir yere gidiyor.
Argoya merakınız nasıl başladı?
Dile çocukluğumdan beri büyük bir merakım var. Kadıköy Çarşısı 1950’lerde bir
cennet gibiydi benim için. Orada Rumca, Ermenice, İbranice, Kürtçe ile
karşılaştım. Büyürken argo sözleri de duyuyor ve o kelimelerin şifresini çözmek
istiyordum.
“10 bin tane sözcük uydurup olmaz, tanık koymanız gerek”
Sizi roman, öykü, şiir yazarı olarak tanıdık. Argo sözlüğü yazma fikri nasıl
ortaya çıktı?
Benim şiirlerim, denemelerim, öykülerim, romanlarım, resimlerim bir hayli narin,
imgelerle dolu bir dünya çizer. Argo ise nispeten sert bir alan. Bu alanda
çalışma nedenim argonun çok zengin olması. Argo öyle bereketli bir üretim alanı
ki, ayrı bir yaratı alanı sağlıyor. Bir de argo konusunda güzel çalışmalar
yapılmıştı. Fakat bunlar sevecen, naif, amatör çalışmalardı. Bunların üzerinde
çalışmaya başladığım zaman önemli eksiklikleri olduğunu gördüm.
Bu eksiklikler neydi?
Birincisi, sözcük ve deyim sayısı azdı. İkincisi, etimoloji vermiyorlardı. Bu
çok yürek ister, ter dökmek ister. Üçüncüsü, bu sözlüklerde tanık yoktu. Ben
uydurayım, 10 bin tane sözcük yazayım, böyle olmaz; tanık koyacaksınız. Daha
önceki sözlükler bir de argoyu tanımlayamamışlardı. Bu sözlüğün bir iddiası da
içinde bir argo kuramı olması.
“Başbakan ‘lan’ı argo sanıyor ama aslında kaba dildir”
Argoyu küfürden nasıl ayırt ederiz?
Çok kısaca argo şifrelidir, öbürü açıktır. “Has...” dendiğinde onu herkes anlar
ama “uza” ya da “ikile” dendiği zaman onu herkes anlamayacaktır. Bu yüzden argo
dilin gizli örgütüdür. Bir ara gazetelerde bu çok konuşuldu. Başbakanımız bir
vatandaşa “lan” dedi. Sonra da “Halkımız argo sever” dedi. Sayın başbakan argo
ne, kaba dil ne bilmiyor. Bu argo değil, kaba dildir. Çünkü lan, ulan ve oğlan
kelimesinden bozma bir sözcüktür ve eşcinsel yakıştırması vardır. Bu kaba
dildir.
“Argo yazıya geçtiği, şifresi çözüldüğü anda yok olur” demişsiniz. Bu sözlük
argonun şifresini vermiyor mu?
Tabii ki veriyor, o yüzden her argo sözlüğü bir ihbarname oluyor. Kripto
çözümlenmiş oluyor. Ama bu tatlı bir cebelleşme gibi, siz istediğiniz kadar
sözlük çıkarın, çözün, o yarın karşınıza bambaşka bir lafla çıkar. Yepyeni bir
şey duyarsınız ve siz de bilmezsiniz onun anlamını.
“Edebiyatta 40’ıncı yılım, 16 kitabım basıma hazır”
Argoyla cebelleşmeniz sürecek mi? Daha genişletilmiş sözlükler yazmaya devam
edecek misiniz?
Evet, edeceğim. Daha dün bir bugün iki, belirli yerlerde sözlük bitmiş. Şu an
yeniden çalışmaya başladım. Sadece yurtiçinden değil, yurtdışından da
Türkologlar, edebiyatçılar istiyor. Ama bu sene benim edebiyatta 40’ıncı yılım
ve benim masamda şu an 16 tane kitabım var. Bunlardan iki tanesi şiir. Ayrıca
roman var, öykü var, denemelerim hazır. Türkçede çok sevdiğim bir deyim var,
“Zeytin var yılı”, 40’ıncı yılımda da “Hulki var yılı olsun” istiyorum, tıkır
tıkır çalışmalarım çıksın.
“Sözlüğümü yağmaladılar”
Son baskıda yer alan “2. Önsöz”de pek çok kişiye tepki göstermenizin nedeni
neydi?
Sözlük çok yağmalandığı için bunu yapanları teşhir etmek istedim. Bir-iki
uyduruk madde yazdım, hırsızlar aynen onları da çalmış ve sözlüklerine
koymuşlar. Ben de olduğum yerden sırıtıp duruyorum. Bilmiyorlar, çalışmıyorlar,
ter dökmüyorlar, çalıyorlar sadece. Yeter artık tepkisiydi bu.
Yeni baskıda sözlüğe neler eklendi, neler değiştirildi?
Argo, dilin durmak bilmeyen bir gelişme alanı. Her yeni oluşum anında argo hemen
gardını alıp yeni bir şey üretir. Mesela bizim argomuzda polis için neler
söylenmiş: Aynasız, tahtakoz, ramazan, ramo. Yani zaman içinde öyle bir gelişimi
var ki... 1960’larda toplum polisleri çıkınca ona fruko denmiş. Yeni baskısında
çok fazla yeni kelime girdi. Birçok yeni tanık bulundu. Bunun yanı sıra bu
baskıda hem önsözlerde hem de değinmeler bölümünde kuramsal bir çalışma var.
ŞEYDA İŞLER
Milliyet Pazar