Girişi de çıkışı da fevkalade sinir bir operasyon yaşadık.
Girişi sinir, çünkü niye girdiğimiz meçhul. Hani, 1983’ten beri yaptığın
yaklaşık otuz operasyon zırnık kadar sonuç vermiştir, girersin. Üstelik o
sıralarda Çekiç Güç’ü uzatalım diye ABD etrafımızda dönüyor, Barzani de fiilen
yardım ediyordu.
Onun içindir ki, “Kamuoyu bu kadar provoke edildi, havadan dağı-taşı ufalayalım
da ufunetimiz insin bari” dedim (ve kampanya destekçilerimin ufunetini
kabarttım). Çünkü karadan girmek imkansızdı. 2003 ABD işgalinden sonra bitmişti
girmek falan. Çünkü ABD bir de K.Irak Kürtlerini başına saramazdı. O kadar ki,
Bakan Babacan 19 Şubat’ta “Kara harekâtı opsiyonu açık” deyince kimse değil
inanmak, duymadı bile.
Böylesi bir durumda, artık anlayınız nasıl bir ulusalcı sarhoşluktur ki,
kimsecikler düşünmedi: “ABD 2003’ten beri Türkiye’ye ilk defa izin (+ muazzam
istihbarat + İsrail Heron uçakları) veriyor; niye acaba?”
Cevap, Radikal’in 02.02.08’de aktardığı çok ilginç NY Times analizinde olmasın?
Aşırı Kürt istekleri sonucu Irak’ta petrolden sonra bütçe yasası da çıkmaza
girince istikrar için ABD’nin Kürt etkisini azaltması gerektiğini yazıyordu.
Sakın, ortada fena halde bir kullanılma durumu olmasın?
Girişi sinir, çünkü ABD ve İsrail’in eline bu kadar muhtaç bir operasyon tarihte
yaşanmadı.
Çıkış, giriş’ten bile sinir
Devletimizin harekâtını yorumsuz özetliyorum.
21 Şubat: Başlıyor. 1974 Kıbrıs çıkarmasındaki gibi ülke birlik-beraberlik
içinde. Basın, Gen.Kur. tarafından dağıtılan foto ve haberleri yetiştiremiyor.
Baykal “TSK’nın eli-kolu tutulmasın” diyor. Uluslararası ortam sakin.
“Akortsuz” tek ses, TV’de Ebru Gündeş’e sinirlenen Bülent Ersoy’dan:
“Başkalarının savaşı için evladımı harcayamam. Oğlum olsa askere yollamazdım. O
zaman bütün analar doğurun, verin toprağa. Bu mu yani?”. Çocuğu yok. Olmayacak
da. Siyasette bezi de hiç olmadı. Sivil toplum örgütlerinden destek yağmaya
başlıyor. Arkasından, Popstar Alaturka’ya RTÜK’ten derhal uyarı cezası,
kendisine de “Halkı askerlikten soğutma”dan (TCK 318; cezası 3 yıla kadar)
savcılık soruşturması. Ersoy devam edecek ve çok ilginç şeyler söyleyecek: “Ölüm
yerine çözüm demek suçsa beni assınlar. Doğru söylüyorsam da onore etsinler”.
Ve, NY Times haberini okumuşcasına şöyle bitirecek: “K.Irak’daki petrol
zenginlikleri yüzünden bu oyunu oynamaya mecbur bırakılıyoruz” (Radikal
28.02.08).
27 Şubat: “Hedef Kandil” türünden manşetlerle geçen günlerin ucunda,
uluslararası sabırsızlık patlak veriyor. Hindistan’da bulunan ABD Savunma Bakanı
Gates: “Süratle bitirilmeli”. Davutoğlu’ndan cevap: “Üsler elimine edilene dek
bir çekilme takvimi yok”.
28 Şubat: Bush Washington’dan ve Gates Ankara’dan: “Mümkün olduğu kadar çabuk
çıkmalı”. Erdoğan’dan cevap: “Hedeflere ulaştıktan sonra döneceğiz”.
Büyükanıt’tan cevap: “Kısa süre izafi bir kavram. Bazen 1 gün, bazen 1 sene
olabilir” V.Gönül’den: “Ne kadar gerekirse o kadar kalacağız”. ABD saatiyle
akşam itibariyle Bush’tan tekrar demeç: “Kısa sürede çekilmeleri gerek”. Dönüş
yolunda ABD Hava Kuvvetleri jetinde Gates: “Mesajı aldılar çünkü dört kez
işittiler”.
29 Şubat: Erdoğan’ın “Harekât kararlılıkla devam etmektedir, hedeflere
ulaşılınca duracaktır” konuşması saat 13.17’de a.a. abonelerine geçiliyor. Fakat
biraz önce, saat 12.40’ta Irak Dışişleri Bakanı Zebari Türk birliklerinin
çekildiği haberini vermiştir. Korg. Taşdeler, Erdoğan’la görüşüyor, Başbakanlık
Basın Bürosu metni iptal ediyor. Saat 15.08’de de Gen.Kur. açıklaması:
“Birliklerimiz arazi arama ve taramaları yaparak, 29 Şubat 2008 sabahı
itibarıyla yurtiçindeki üs bölgelerine dönmüşlerdir”. Erdoğan’ın yeniden banda
alınan konuşması 21.00’de: “Harekâtın başlangıç ve bitiş takvimini askerî
gerekçe ve ihtiyaçlara göre Gen.Kur. Başkanlığımız belirlemiştir. Harekât,
planlamaya uygun olarak başlangıçta öngörüldüğü şekilde tamamlanmıştır”.
Dediğim gibi, nasıl ve neden çekildiğimize oturup siz karar verin. Herhalde
devletin sivil ve askerî yetkilileri yalan söyleyecek değillerdir.
Olayın bundan sonrası artık Gen.Kur. ile CHP-MHP arasındaki ağız dalaşıdır.
Öymen: “Sadece ABD istiyor diye çekiliyorsak, doğru olmamıştır”. Baykal:
“Harekât tamamlanmamıştır. Ameliyatta içeride parça bırakılmıştır”. Erdoğan:
“Anbean her şeyden haberimiz vardı”. Büyükanıt: “Ben siyasilerle polemiğe
girmem. Siz mi belirliyorsunuz görevimiz ne? Görev tamamlanmıştır diyorum ben.
ABD dön dedi, döndük. Bunu kanıtlasınlar, bu üniformayı çıkartırım”. Baykal:
“Siz kimsiniz? Silahlı Kuvvetler’e bu görevi veren heyetin parçasıyım ben.
Zebari’den öğrendi dünya”. Erdoğan: “İspatlayın, siyaset elbisemi çıkartırım”.
Bahçeli: “Gen.Kur.’un açıklamalarında kullandığı terimler PKK’ya prestij ve güç
vehmedebilir”. Gen.Kur. bildirisi: “Bunlar, şehitler veren bir kuruma haksız ve
seviyesiz saldırılardır. TSK’nın terörle mücadele azmine hainlerden daha fazla
zarar vermektedir”. Baykal: “Hakaret ederek haklılığınızı kanıtlayamazsınız”.
Bahçeli: “Hiç kimse, muhatabı olmadığı konularda durumdan vazife çıkarmaya
çalışmamalıdır”. Büyükanıt: “Gen.Kur. bildirisini bizzat ben kaleme aldım.
TSK’yı hedef alan karşısında bizzat beni bulur”. CHP’li Özyürek: “Milyonların
oyuyla göreve gelmiş anamuhalefet partisinin siciliyle, seviyesiyle ilgili söz
söylemeye, sıfatı ne olursa olsun kimsenin hakkı yoktur”.
Kıssadan hisseler
Yorumsuz verdim. Yorum şimdi:
1) “El yardımıyla Irak’a girilmez” diyen meşhur atasözü kanıtlandı.
2) Başbakan ile Gen.Kur. Başkanı’nın, “Fener tur atlasın, bikini giyerim” diyen
spor yorumcusu-vâri tehditlerde bulunması şaşırtıcı oldu.
3) Bu maceradan üç unsur ciddi yara aldı: Hükümet, harekâta türban gündemini
değiştirmek için ve her şeyi askere teslim ederek izin verdi gözüktüğü için.
Asker, ne olduğu anlaşılamadan apartopar döndüğü ve sivillere emir verir
pozisyonda gözüktüğü için. Muhalefet, “Genç Siviller”in dediği gibi, yarattığı
militarist dalga kendisini bile süpürdüğü için.
4) Belki de tek kazanan, “Ben direndim, çekildiler” havası sayesinde Türkiye
Kürtleri ve DTP üzerinde bundan sonra etkisini daha da artırabilecek PKK oldu.
5) Türkiye Kürtleri devletten daha da uzaklaştı. En sağlam kanıtlar: Batman
Belediye Başkanı H.Kalkan: “Adını en işlek caddeye vereceğiz”. Müzik marketi
sahipleri: “Bir tane bile satmayan CD ve kasetlerinden son hafta 780 adet
sattık”. Kahveciler Odası Başkanı D.Ağar: “İstek üzerine kahvelerde durmadan
çalıyoruz”. Dikkat dikkat: Bahsedilen kişi, Kürtlere dünyanın en yabancı gelen
tipidir.
6) Türkiye şimdi evdeki bulgurdan da olabilir. K.Irak Parlamentosu TC üslerinin
kaldırılmasını istedi. ABD’li Korg. Odierno “PKK’yla görüşün” dedi.
7) Şimdi sıra, bu nafile harekâtta 240 PKK’lıyı “etkisiz hale” getirmek için
harcanan yaklaşık 1,5 milyar dolarla Güneydoğu’da kaç bin işsize iş
verilebileceğinin hesabını yapmaya geldi. Bir de, bu masrafın halkın sırtından
hangi yeni vergilerle çıkartılacağına.
8) Kürt sorunu için şiddet dışında hiçbir çözümümüz olmadığı bir daha anlaşıldı.
Tabii, hükümetin en son hoşluğu hariç: 2 baraj yapmak ve sınırdaki mayınları
temizlemek için 5 yılda 12 milyar dolar ayırmak. Tam, Nasrettin Hoca’nın “Peşin
parayı görünce gülersin değil mi?” fıkrası. İyisi mi, siz Emniyet Gn. Md. resmî
sitesinde verilen moralle idare edin. “Bunları Biliyor musunuz?” bölümünde
şunlar yazıyor:
“Örgüt içerisindeki bayan militanların erkeklerin zevk aracı olduğunu, erkek
militanların da homoseksüel ilişkilere girdiklerini, genç kızların ise
istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını, …” (www.egm.gov.tr/temuh/mucadele1.html.
12.03.08 tarihinde indirilmiştir)