Tıpkı borazan çalar gibi, yüksek sesli yellenme hünerleri gösterdiği için,
adı da Borazan Tevfik’e çıkmış olan ünlü nüktedana sormuşlar:
- Söyle bakalım Borazan; siyasal partilerin programlarını, “ezilen sınıf”,
“egemen sınıf” diye billurlaşmış bir “sınıf bilinci”ne göre düzenlemelerinin
engellenmiş olduğu ülkelerde; gariban yığınlar nasıl oy kullanırlar?
* * *
Borazan Tevfik:
- Bunu bilmeyecek ne var, demiş; sağken etli şaraplı, kadınlı kahkahalı
yaşayanların “cehennemmekân” olduklarını ima ederek; adam yerine konmayanların
da, inançları doğrultusunda “cennetmekân” olacaklarını benimsemiş görünenlere
verirler oylarını.
* * *
- Peki, sonuç ne olur?
- Sonuç, kutuplaşmalar ve gerginliklerle yaşanacak bir çalkantı döneminde 2
kuşak ziyan olduktan sonra, çıkar ortaya.
* * *
ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney,yakında Türkiye’ye de geliyor.
Söylentilere göre Cheney, İran’a karşı alınacak bazı keskin ve aktif önlemler
konusunda, sımsıkı bir dayanışma önerisinde bulunacakmış.
Başbakan Tayyip Bey, bir İslam ülkesine karşı Washington’la sımsıkı bir
dayanışma yapma önerisine soğuk mu bakacak, sıcak mı?
* * *
Soğuk bakarsa, laiklik ilkesine karşı çıkıldığı iddiaları üstüne bir tüy daha
dikilebilir.
Sıcak bakarsa, Allah kerim.
* * *
Okullardaki öğrencilerden uyuşturucu bağımlısı olanları saptamak için,
uyuşturucuya alıştırılmış arılarla test yapma yöntemi, hâlâ daha gündemde ya...
Yolsuzlukları saptamakta da, develer kullanılabilir gibi geliyor bendenize.
* * *
TIR kamyonlarının devreye girmesinden önce Arap çöllerinde taşımacılık, deve
kervanlarıyla yapılıyordu. Zaman zaman kum fırtınalarının içinde bile develer,
yollarını buluyorlardı.
* * *
Şimdi de 20-30 deve, İstanbul trafiğinin içine bırakılsa...
O develerden hangileri, kendilerine bir yol bulmuşsa; onlar Ankara’ya götürülse
ve hangi kodamanlara yaklaşacakları izlense...
* * *
Ola ki develer; kodamanlardan, içine girdikleri karmaşık bir yolsuzluk
ortamında, hızlıca yolunu bulanları ve “Tanrı, yürü ya kulum dedi” diye
övünenleri saptar ve o kodamanların:
- Bu da bizim gibi yolunu bulanlardan, diye yüzlerini yalamaya başlarlar.
* * *
Emekli bir militer, yeni yeni takmaya başladığı kravatını çözemeyince, bunalıp,
ne diye bağırmış biliyor musunuz:
- Nerede o tanklar, diye...
Üstesinden gelinemeyen her sorunun, ancak öyle çözümlenebileceğine inanıyormuş
gençliğinden beri.
* * *
Av. Taner Aktop dostumun fıkra stokundan, kısacık bir mahkeme tutanağı:
Yargıç, sanığa sorar:
- Doğum tarihin?
- 16 Mart...
- Hangi yıl?
- Her yıl.
* * *
Bir siyasetçiye de sorsalar:
- Ne zaman başladınız nutuk söylemeye?
- Kürsüye çıktığımda.
- Ne zaman başladınız kürsüye çıkmaya?
- Ülkeye hizmet etmeye başladığımda.
- Ne zaman başladınız ülkeye hizmet etmeye?
- Kürsüye çıktığımda...
* * *
S. Aldanır’dan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Tavla Şampiyonu
Yaşasın
Kazandınız bu partiyi de
Oyun üstüne oyun
Mars üstüne mars yaptınız
Her elde en güçlü kapıları açtınız
Yok ustalığınıza diyecek
Ne güzel de geliyor zarınız
Memleket gibi hepyek
Vatan gibi düşeş
Millet gibi gele
Milliyet
16/03/2008