Şiir, tüketim toplumu, şeyleşme
Tarih: 15.03.2008 Saat: 22:49
Konu: Makale


Kapitalizm lirik şiirle ilişkisi, ister, şeylerin kültleştirilmesi bağlamında, ister (sözcüklerin dış gerçekliğe atıfta bulunmaktan kurtulmaları dolayımıyla) şeylerin gözden yitmesi bağlamında olsun, birbirine karşıt yollardan da olsa, ideolojinin gizleyip örtbas ettiğini açığa çıkarma anlamına geliyor.

* * *

Jean Baudrillard, 'Tüketim Toplumu'nda Tüketim ideolojisinin 'fetişist bir mantık'a dayandığını bildirir. Bu fetişist mantık, nesnelerin nesne olarak, nesnelerin dışında kalan düşünce, beden, bilgi ve kültürün de, nesne olarak bir değer taşıyıp taşımadığına bakar.
Kısaca oyunun kuralı, budur! 'Kültür[ün], artık kalıcı olmak için üretilme[diği]; bilginin ve kültürün 'güncellik ilkesi' tarafından yönetil[diği]'; yine Baudrillard'ın deyişiyle 'moda gibi işlevsel olarak değişmek zorunda' bırakıldığı bir oyun...

Sanatı, Kapitalizmin bu fetişleştirici mantığının (burada 'fetişizm'den, Marx'ın tanımladığı anlamda, toplumsal ilişkilerin nesnelerin doğal özellikleri gibi görünmesi' kastedilmiyor. Ama yine de Baudrillard'ın 'fetişist mantık' diye kavramsallaştırdığı durumla, Marx'ın 'meta fetişizmi' diye kavramsallaştırdığı durum arasında bir bağıntı var elbette!) dışına çıkarmak sözkonusu olabilir mi? Sanatın büyüsünü ya da 'aura'sını, yeniden üretebilmenin nesnel koşulları var mı gerçekten?

Bana kalırsa, çözümü, biraz da Adorno'nun yaklaşımlarında aramak gerekir. Sanat yapıtı, sanatı, bilgiyi, bedeni, düşünceyi (ve elbette her şeyi!) nesneye dönüştüren bu fetişizmi açığa çıkarma, onun hakikatini 'ifşa etme' işini üstlenmelidir. Adorno'nun Rilke'nin 'Dinggedichte'si için söylediği de tastamam budur: '[Lirik] Şiir, protestosunda, her şeyin farklı olacağı bir dünya düşünü dile getiriyordur: Lirik tinin, maddi şeylerin üstün gücüne karşı o çok kişisel muhalefeti, dünyanın şeyleşmesine karşı, modern çağın başlangıcından sınai devrimin hayattaki baskın güç haline gelişinden beri insanların meta tahakkümü altına girişine karşı bir tepki biçimidir: Rilke'nin 'şey kültü de, bu kişisel muhalefetin parçasıdır.'

Daha önce de sormuştum: Pekiyi de, Kapitalizmin 'şeyleştirici' dolayımı, lirik şiirde her zaman (ve zorunlu olarak) şeylerin kültleştirilmesine mi yol açacaktır;- Rilke örneğinde olduğu gibi! Hayır! Tam tersine, bu 'şeyleşme', lirik şiirde 'şeylerin gözden yitimi' biçiminde dilegetirilen bir muhalefete de işaret edebilir,-etmiştir de!

Paul de Man, 'Lyric and Modernity' adlı makalesinde, bir Alman eleştirmenin Hans Robert Jauss'un bu konudaki görüşlerini aktarır. Paul de Man'ın belirttiğine göre, '[l]irik şiir alanında Baudelaire'in ismi modern alegorik üslubu ortaya çıkaran kimse olarak geç[mektedir] ve Jauss 'alegorik üslub'u, 'işareti olabilecek bir dış gerçekliğine bir referansın olmayışı' olarak nitelendirir. Kısaca, dış gerçekliğe gönderme yapmayan bir şiir! Bu şiirde, elbette, (dış gerçekliğe gönderme yapmadığına göre), 'nesnenin gözden yitmesi', 'ana tema' olacaktır.

Görülüyor; Kapitalizm lirik şiirle ilişkisi, ister, şeylerin kültleştirilmesi bağlamında, ister (sözcüklerin dış gerçekliğe atıfta bulunmaktan kurtulmaları dolayımıyla) şeylerin gözden yitmesi bağlamında olsun, birbirine karşıt yollardan da olsa, ideolojinin gizleyip örtbas ettiğini açığa çıkarma anlamına geliyor.

Kısaca, büyüyü yeniden inşa etmek yerine, büyüden arındırılmış bir dünyanın eleştirisi! Sanatın işlevi, işte bu eleştirel işlevdir: Özetle, İdeolojinin örtbas ettiğini açığa çıkarması!







Zaman
12/03/2008
 







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=5009