Önceki gün Aşkale’nin “düşman işgalinden kurtuluşunun” 90. yılıydı. Kaymakam
Zeyit Şener liderliğinde kutlama ve “temsili düşman işgalinden kurtulma”
seferberliği başlatıldı. Ahali meydanda toplandı, temaşa eyledi. “Rezil
Ermeniler”, viski şişelerinden viskileri (aslında çay) içip içip bebekleri
bıçakladılar, imamı astılar, insanları dipçiklediler, camiyi bombaladılar.
Her resmi törende vatani borçlarını üşüyerek ve saatlerce ayakta dikilerek
yerine getiren ilkokul öğrencileri, bu korkunç görüntüleri/canlandırmaları
çığlıklar atarak, korkarak izlediler. Neyse ki düşmana aman vermeyen Türk
gençleri, Türk milisleri kılığındaki lise öğrencileri yettiler, Ermenileri bir
güzel öldürüp “zulme” son verdiler.
‘Ermenisiz’ prodüksiyon
Fakat bunca ihtiras, kan, gözyaşına rağmen istenen verim alınamadı. Kaymakam
bile bu dev prodüksiyondan memnun değildi. Şöyle diyordu:
“İzleyince ben de beğenmedim. Ermenilerin elinde silahlar, süngüler, rasgele
ateş ediyorlar. Hoş olmayan durumlar. Gelecek yıl törenleri Ermenisiz
yapacağız.”
Muhtemelen kimse Kaymakam Zeyit Şener’e söylemedi:
Zeyit Bey, siz zaten bu işi “Ermenisiz” yapıyorsunuz!
Ermeni kalmadığı için oralarda, kendi kendinize Ermeni oluyorsunuz, Türk
oluyorsunuz, gerekirse muhtemelen Kızılderili, kovboy filan da oluyorsunuz. Bu
sizin oyununuz kaymakam Bey, ne Ermenilerle ilgisi var ne “kurtulmakla”.
Battıkça batıyorsunuz...
Böyle oyunlar işte, bu ülkenin çocuklarını büyüdüklerinde “Cesetleri görelim”
dedirtecek büyüklere dönüştürüyor. Düşman ölüsü görmek istiyorlar sonunda, tıpkı
kurtuluş törenlerindeki “hainlerin” öldürülüşü gibi her şey gözlerinin önünde
olsun bitsin istiyorlar. Kürtleri, Ermenileri, hain kim ilan edildiyse onu
dipçiklenmiş, kurşunlanmış, “geberirken” görmek istiyorlar.
“Çocuklardan katil yapanlar” demişti Rakel Dink, Hrant’ın üzerine güvercinler
konarken. Çocuklardan katil nasıl yapılır? Çocuklar nasıl ceset görmek isteyen
büyüklere dönüşür? Böyle işte. Kötülüğü öğretmezsiniz çocuğa, kötülük etmeyi
değil. Kötüyü, iyilik adına yok etmeyi öğretirsiniz. Ona kendisinin iyi,
ötekinin kötü olduğunu, ötekini yok etmeden yeterince iyi olamayacağını
öğretirsiniz. Yeterince inandığında insanlar bu ayrıma, kendisinin iyi, ötekinin
kötü olduğuna, her şeyi yapabilirler çünkü. Ne demişti Hrant’ı vuran “çocuk
katil”:
“Bana onun için hain dediler. Gittim vurdum.”
Bu musunuz siz?
Kaymakam Bey haklı. Bir dahaki seneye Ermenisiz yapmalı törenleri. Sonraki sene
Kürtsüz. Bir daha seneyi devriye de kısmet olursa Süryanisiz. Mutlaka tabii ki
Yezidisiz... Yahudisiz... Rumsuz... “Düşmanlarımızı” berberden, manavdan
seçeriz. Hainlerimizi kendi aramızdan tespit edip onları dipçikleriz. Koyarız
çayları viski şişelerine içip içip bebek bıçaklarız, oyun olsun diye. Hiç
düşman, hiç hain kalmadığında ne yapacağız? Bir kere ceset görmeye alıştın mı
bırakamazsın; oyunun sürmesi gerek, değil mi? O zaman muhakkak ki yeni hainler
icat etmek zorunda kalacağız. Ne yapalım artık kendi çocuklarımızı böyle böyle
feda edivereceğiz.
Cesetleri görmek isteyenlerin kafası karışmış olabilir operasyonun kaderiyle
ilgili, ABD ile ilgili, Türkiye’nin bağımsızlığıyla ilgili. Vesaire. Ama ceset
görmek, ceset sormak...
Dönüp kendinize bir bakın Allah aşkına. Bu musunuz siz? Bu muyuz? Bu kadar mı
alıştık kendi vahşetimize? Cesetsiz doymuyor mu artık gözlerimiz?
Milliyet
05/03/2008