Çağ savaş çağıysa...
Tarih: 29.02.2008 Saat: 06:47
Konu: Kitap Tenkidleri


Machiavelli, Vauban, Büyük Frederick, Guibert, Bulow, Jomini, Clausewitz, Moltke, Schlieffen, Du Picq, Foch, Bugeaud, Gallieni, Lyautey, Delbrück, Churchill, Lloyd George, Clemenceau, Ludendorff... Bu isimler size bir şeyler hatırlatıyor mu?


Hayır yanılıyorsunuz; sizi Paris'in, Roma'nın, Berlin'in ya da başka bir Avrupa başkentinin metro istasyonları, devasa 'Avenue'leri ya da prestij semtleri arasında gezdiriyor değiliz. Fakat bu isimlerden çoğunun kimi zaman bir büyük caddeye, kimi zaman bir önemli metro istasyonuna, kimi zaman bir büyük semte verilmiş olduğuna tanık olabilirsiniz yaşlı Avrupa kentlerinde gezintiye çıktığınızda... Ama yine de bunlar semt, cadde, durak adı filan değildir.

Bunlar yaşlı kıtanın bin bir acıyla dolu geçmişinin 'temel faaliyetine'(!) yani savaşa, doktriner bakışlar getirmiş önemli düşünürler, kuramcılar ya da askerlerdir.

Elimizde bir kitap var; dünya tarihini büyük ölçüde etkilemiş; hatta çekinmeden daha cüretkâr bir ifade kullanalım; belirlemiş askeri kuramları ortaya koyan kişilerin tezlerini ve yapıtlarını bir bir inceliyor; kitabın adı: Modern Stratejinin Ustaları... Bu dev kitabı, akıcı bir şövalye romanı gibi, bir oturuşta okudum kalktım desem kim inanır bana? Ben bile inanamazken!
Eser tek bir yazara ait değil. Derleme bir kitap. Edward Mead Earle isimli bir Ordu Savaş Akademisi (ABD) hocasının imzasını taşımakla beraber pekçok yazarı var. Yazarların her biri kendi alanlarının uzmanları. Akademisyen, savaş kuramcısı, düşünür ya da doğrudan asker, subay... Ve her biri taktire şayan birer uzun deneme ile askeri doktrinler tarihinde kilometre taşı olabilecek düşünür ve kuramcıların ortaya koyduğu tezleri, kendi uzmanlık alanlarında, askeri sosyolojik konteks içinde değerlendiriyor. Kitabı beğendiğimi ve ülkemizdeki harp okullarında, harp akademilerinde, askeri tarih ve sosyolojiyle ilgilenen ilgilenen çevreler arasında dikkatle incelenmesini tavsiye ettiğimi peşinen belirtmeliyim.

Machiavelli'nin özelliği

İnsanlık tarihinin en acımasız dönemeçlerinin belirleyicisi olmuş askeri doktrinler dikkatle incelendiğinde değeri ölçülemez bir tanıklık ve bilinç çıkacaktır ortaya. Lakin biz, yerimizi bilerek, söz konusu askeri kuramlar hakkında mütalaa yürütmekten ziyade, bir eser olarak ele alındığında Modern Stratejinin Ustaları'ndan nasıl fayda damıtmak mümkündür ve kitabın yazınsallık alanındaki eksisi artısı nedir; ona bakacağız. Eseri değerlendirmesi gereken mahfillerin, mesele Türk ordusunun, bu derlemenin farkında olmadığını düşünmüyorum doğal olarak. Sanırım onlar kitabı çoktan mercek altına almışlar, satır satır inceliyorlardır. O nedenle bize düşen daha ziyade kitaba dikkat çekmek, önem taşıyan özelliklerine vurgu yapmak, gailesini irdelemek ve yordam noksanları hakkında eleştirilerde bulunmaktır.

Kitap, yayın piyasasına hızlı bir giriş yapan ve art arda pek çok kapsamlı kitapla birlikte çıkan Doruk Yayımcılık'a ait. Yeni bir editorial hamle başlatmış olmasına karşın Doruk Yayınevi son derecede nitelikli bir çeviriyle karşımıza çıkmış bu kitapta. Sanırım bunda çevirmen Selma Koçak'ın taşıdığı potansiyellerin etkisi büyük. Kitapta pek az düzelti olduğunu, metnin aktığını, kolay okunduğunu, sade bir Türkçe kullanıldığını, zaman zaman insanın kendini metne kaptırdığını ve çoklarına sıkıcı gelecek bu konuyu büyük bir ilgi ile okuttuğunu söyleyebilirim. Lakin böylesi kapsamlı bir derleme kitabın kapsayıcı bir önsöz, ayrıntılı bir lugatçe, yer ve zaman dizinleri ve mümkünse açıklayıcı haritalar içermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunları kitapta bulamadığımızı, bu hususlarda gerekli hassasiyetin gösterilmediğini belirtmek zorundayım.

Kitap, çok yerinde bir tercihle, modern askeri doktrinler tarihini Rönesans'ın önde gelen düşünürlerinden Machiavelli'yle başlatıyor. Petrark, Boccacio, Dante, Ariosto gibi önemli Rönesans düşünür ve edebiyatçıları arasında anılan Machiavelli'yi neredeyse çocukluğumuzdan beri bilir, okuruz. Bizlerdeki imajı daha ziyade siyasi faydacılık üzerine yoğuşmuş Machiavelli, esasında Roma İmparatorluğu sonrası şehir devletlerinin çöküş dönemlerine denk gelen bir fikir adamıdır. Devran dönmüş, krallıklar ortaya çıkmış ve şehir devletleri son demlerini yaşamaktadır. İşte o dönemde devlet ricali içindeki konum ve deneyimlerinden damıttığı fikirlerle bazı önemli kitaplar yazar Machiaveli. Bunları hâlâ ilgiyle okuruz. Tüm bunların ötesinde Machiavelli savaşın incelenmesini bir sosyal bilim haline getirmiş ilk düşünürdür. O, işin özüne inmiş; "Savaşı ahlaki amaçlarından soyutlamış, anayasal, siyasi ve iktisadi amaçlarla bağdaştırmıştır. Askeri konuları şansa bırakmak yerine planlamaya önem vermiştir." (s. 78)

Yeni doktirinler devrede

Kitapta büyük bir ilgi ile okuduğum ikinci bölüm ise Vauban'a ayrılmış. Vauban, XIV. Louis Fransa'sında yaşamış bir askeri kuramcı, uygulamacı. Bir askeri sınıf olarak istihkamın temellerini atmış önemli bir devlet adamı. Onun devrinde artık şehir devletleri yoktur. Krallıklar vardır. Ve kralın hükmettiği geniş ülke topraklarının savunulması için gereken düzenlemeleri yapmak mecburiyeti vardır. Bunlar nasıl olacaktır? Sınır boylarını savunan kaleler, kalelere ulaşan yollar, köprüler vs. Ya da ileri harekâtta devirilmesi gereken menziller; örneğin bir kalenin fethi, nasıl olacak? İşte burada Vauban, tüm ömrünü adadığı mesleğinde örnek kale modelleri, kuşatma teknikleri, siper kazma yöntemleri ve lağımcılık tekniklerine dair kuramlarını geliştiriyor. Ülkeyi boydan boya savunma amaçlı özel tasarlanmış kalelerle donattığı gibi, ileri harekattaki teknikleri geliştiriyor. Bütün ömrünü, sınır bölgelerinde, savaşlarda, ıssız hanlarda, gece gündüz çalışarak geçiriyor ve Fransa Krallığı'nın gücünün bölgesinde hâkim olmasını sağlıyor.

Ardından önemli savaş kuramcısı Prusyalı Büyük Friedrick ve daha sonra Fransız Guibert ve Bulow geliyor. Zaman akmaktadır. Krallıklar ömrünü tüketmiştir. Ulus devletlere sıra gelmiştir. Ona dair kuramlar ortaya atılmaktadır. Ve tarih kimi zaman, kimi aymazların beyan ettiği gibi sonu gelen bir şey değildir; orada da durmamaktadır. Fransız Devrimi ardından gelişen devranlar içinde Napoleon Savaşları adını verdiğimiz döneme gelinir. Konsept tamamen değişmiştir. Jomini (Askeri istihbarat sınıfını ilk öneren İsviçreli kuramcı), Clausewitz (On War) gibi kuramcıların fikirleri devreye girer. Artık eskisi gibi kralın paralı askerleri filan yoktur. Bütün ulus, yediden yetmişe, kadını erkeği, savaşın bir parçasıdır. Ulusça savaşa angaje olmanın getirdiği olağanüstü büyük insan gücü Napoleon'u uçurur. Yepyeni bir doktrin devrededir. İkmal ikinci plana atılmış, 'blitzkrieg'in (yıldırım savaşı) ilk örnekleri uygulanmaktadır. İstila ettiğin ülkeden ikmal yapmak, hızlı hareket etmek, hafif teçhizatla intikal etmek, ikmal mecburiyetinden kurtulup ilerlemek... İşgal ve istila değil, rakip ordununun merkezine saldırıp topyekün yok etmek... Napoleon bisküvi ve peksimet taşıyan askerleriyle Alpler'i aşar ve İtalya'yı zapteder. Sonra kendisine karşı birleşen bütün Avrupa ülkelerini dağıtır. Ulm'de strateji üstadı olarak bilinen General Mack'ı 30.000 askeriyle tutsak alır, küçük bir köy olan Austerlitz'de Avusturya Macaristan İmparatorluğu ordularını dağıtır. Prusyalıları Jena'da bozguna uğratır. Ve sonra tüm 'patriot'ların savaşa dahil olmasının doğal bir sonucu olarak o güne kadarki tarihin görmüş olduğu en büyük ordu ile, 600 bin kişi ile Rusya üzerine yürür. Gerisini Tolstoy okuyanlar bilir. Ardından Waterloo ve Elbe Adası...

Ekonomistlerin ortaya çıkması, Adam Smith, Alexander Hamilton, Frederich List ve ardından sosyalistler; Marx, Engels... Ve Prusya ekolü... Fransız ekolü... Birinci Dünya Savaşı; Churchill, Lloyd George, Clemanceau... Topyekün savaşa ilişkin Alman kavramı ve Ludendorff, Sovyet konsepti ve Maginot ve Liddell Hart savunma doktrini ve de Jeopolitik kavramı: Haushofer... Kitap, İkinci Dünya Savaşı, Naziler ve Hitlerin savaş doktrinlerine kadar devam ediyor.

Çok şükür bir tek bizlerin naçiz yaşamlarımızı içeren Soğuk Savaş ve en son model huzursuzluk alameti farikamız 'Asimetrik savaş' yok kitapta. Yani meseleler biraz eskide bırakılıyor. Ama bu hiçbir şeyin eksik kaldığı anlamına gelmez. İnsanlığın serüveni öylesine hazin ki klasik sorunsallar ve temel izlek hiç değişmiyor. Geçmişe bakan geleceği görüyor. Bu çağda bakmayı iyi bilmek gerek.

Çünkü yaşadığımız çağ ana kucağı değil, asimetrik savaş ocağı!


HİKMET TEMEL AKARSU



MODERN STRATEJİNİN USTALARI
Edward Mead Earle, Çeviren: Selma Koçak, Doruk Yayımcılık, 2007, 647 sayfa


Radikal Kitap
22/02/2008







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=4954