Riccardo Petrella: Yeryüzünün Yeni Patronları
Tarih: 18.02.2008 Saat: 14:07
Konu: Makale


Onlardan saygıyla, neredeyse sevgiyle söz ediliyordu: Çelik kralı, lastik, gazete kâğıdı, tekstil ya da elektrik pili kralı ya da petrol şirketlerinde olduğu gibi "yedi kız kardeşler"di bunlar. Çok güçlü oldukları ileri sürülen bu büyük aileler, dünyanın en zengin ülkelerinin ulusal kamu bankaları, maliye bakanlıkları, teknik bürokrasileri ve nükleer güçlerin askeri endüstri kompleksleriyle iktidarı paylaşıyorlardı.

Ama yeryüzü ölçeğinde devinen ulusal kapitalizm üzerine kurulu bir ekonomiden, piyasaların liberalizasyonu, kuralsızlaştırma ve ulusal ekonomilerin kimi sektörlerinin tümüyle özelleştirilmesiyle nitelenebilen bir küreselleşmeye geçiş, dünya ekonomisinin efendilerinin fizyonomisini ve doğasını değiştirmiş görünmektedir. Böylece is ve finans dünyasının büyük aileleri, Wall Street'ten New York'a, Zurich'ten geçerek Frankfurt, Paris ya da Londra’nın City'sine, her zamanki muazzam etki güçlerini ellerinde tutmaktadırlar. Ne var ki bu gücü Tokyo ve Osaka’nın ya da Asya ve ABD'de nüfuzunu giderek arttıran kıta Çin'i dışındaki Çin'le paylaşmak zorundadır.



Yeni Barbarlık Dönemi
Yeni iktidar yapılanmalarının ortaya çıkması, sosyal ve elit gruplar üzerine kurulu yeni oligarşiler tarafından ulus-devletlerin yasal temsili biçimlerinin dışında karar ve kontrol erkine sahip yeni bir dünya örgütlenmesi oluşturulmaktadır. Bu oligarşilerin dinamiği, saf bir ekonomik "fetih" mantığına -sözde dünya rekabet engelinin, bir moral zorunluluk haline gelmesi- uymaktadır. Bu ise, yasadışı pratiklerin genelleşmesi, ekonominin artan bicimde cürüme yönelmesi eğilimini kışkırtmaktadır. Başka bir değişle, dünyanın yakın tarihi, pekâlâ "yeni barbarlık" olarak adlandırılabilecek "fetihlere", yeni güç birimlerine ve hâkimiyet olgularına donusun tarihidir.

Çok sayıda ve yaygın bilimsel bilgilenmenin sağladığı "moral otorite" üzerine kurulu üzerine kurulu, ileri bilişim ve iletişim teknolojilerine dayalı yeni bir dünya erki, henüz uzakta görünmektedir.

1971'de doların konvertibilitesini kaybetmesinden soğuk savasın sonuna kadar dünya sistemi, tarihin olağanüstü hız kazanmasının etki alanına girmişti. Bu bilgi toplama, stoklama, veri değerlendirme ve veri aktarma güçlerinin, çok sayıda birincil önemde olayı da beraberinde getirerek, üstel bicimde artan yeni bileşim ve iletişim teknolojilerinin kullanımıyla daha da ivme kazanmıştır.

Birinci olarak, artan dünya sermaye piyasası ve finans hizmetleri, büyük oranda, giderek bütünüyle devlet kontrolünden çikmistir. Sinirsiz finans spekülasyonları için uygun bir ortamda, para değişim oranlarına Gore sürekli hareket halinde olan sermayenin hacmi 1200 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir. Merkez Bankaları ve BRI gibi uluslararası kuruluşlar, özel sermayenin ulaştığı bu muazzam güce müdahaleden ve onunla savaşa girişmekten bütünüyle vazgeçmişlerdir.

Dünya Mega Sistemleri
İkincisi, sermayenin küreselleşmesi, yatırımların uluslararasılığını, bunun yani sıra da ticaret akımlarının önde gelen bölgelerinin bütünleşmelerine koşut olarak, üretim sistemlerini de hızlandırmıştır. Bu ise "diş büyüme" yoluyla kuruluşların, stratejilerin, piyasaların, yabancı ülkelere doğrudan yatırımların, birleşmenin, kuruluşlar arası ittifakların küreselleşmesini özendirmiştir. Böylece her önemli sanayi ve finans grubu, dünyanın tüm bölgelerinde, özellikle de Kuzey Amerika, Bati Avrupa, Asya’nın doğusu ve güneydoğusunda belli stratejiler uygulamaktadır.

Diğer taraftan uluslararasılaştırma aşamasında olan kuruluşların dünya finans piyasalarına kolay ulaşma gereksinmeleri, borsa kapitalizasyonunu genişletmiştir. Çokuluslu "aile" şirketleri, varlıklarını sürdürmektedir. Bunlar bazen "yeni güçlerin" dogmasına yol açmaktadır. (Benetton kardeşlerde olduğu gibi); ama hâkim eğilim, hisse sahiplerinin çokulusluluğu yönündedir.

Politikanın feragati, hemen eksiksizdir. Küresel mega sistem, her zaman özel finans gruplarının kısa vadeli çıkarlarının hizmetinde olmuştur. Bu özellikle ulaşımda (uçak, otomobil), iletişimde (televizyon, imaj bankaları, haber şebekeleri, kuruluşlara yönelik hizmetler), bilim ve araştırma (uzay, insan geni programları, nükleer füzyon, atmosferin ısınması vb.) gibi konularda kendini göstermektedir. Bu gelişmeye direnenlerin sayıları ise çok azdır ve iyi örgütlenememişlerdir. Almanya, İtalya, İskandinav ülkelerindeki durumlar, sendikaların hak arama ve görüşmeler yoluyla uzlaşma güçlerinin hayli zayıfladığını gözden kaçırmaya yetmemektedir. Ulusal kamu erkinin 80'li yıllardan bu yana genel çıkarlara hizmet kapasiteleri ve müdahale istekleri de güç kaybetmiştir. Yapılanma surecindeki yeni dünyada, artik sadece endüstri-finans grupları ve şebekeleri, ekonomik politikaların oyuncularıdır.

Bu koşullarda, çeyrek yüzyıllık bir surede yeryüzü, giderek acılan bir ekonomik alana dönüşmüştür. Bu gelişmeyi sembolize eden dünya ticaret örgütü, kuralsızlaştırılmış ve liberalize edilmiş bir dünya piyasasının yaratılmasını, 21. yüzyılın işi olarak gerçekleştirmek istemektedir.

Yeni Fatihler
Yeryüzü bundan böyle XV. yüzyılda olduğu gibi, yeni bir fetihler donemi için hazırdır. Ronesansta, baslıca oyuncular devletlerdi (Portekiz krallığı, İspanya, Venedik krallığı vb.) Bugünkü oyuncular, büyük şirketlerden, finans gruplarından, özel sanayicilerden oluşmaktadır. Yeryüzü boyutlarında egemenlik stratejisi izleyen yeni fatihler, dünyanın gerçek "Patronları”dır. (padroni della Terra)

Yeryüzü kaynaklarının kullanımını, değerlendirilmesini, oyunun kurallarını, önceliklerini kararlaştıran, kurumları istikrarsızlığa iten ve kuralları koyan onlardır. Dünyanın yeni efendilerinin sayıları ise hiçbir zaman bu denli az olmamıştır. Gerçekten de elektronik, iletişim, basın, radyo-televizyon yayıncılığı ve turizm şirketlerinin yönetimlerini oluşturan bu efendilerin sayıları yüzlerle ifade edilebilecek ölçüde az sayıdadır. Bunların dörtte biri Avrupa'da, bir o kadarı Asya'da, kalan yarısı da Amerika’dadır. Kişisel olarak ele alındığında çok güçlü sayılan şirketler enderdir. Onları güçlü kılan ve yeni dünyanın efendileri yapan, aralarındaki müesses bağlar, şebekelerdir.

Denetimlerin Aciliyeti
Dünyanın yeni efendileri bütünüyle denetim dışı mı kalmışlardır? İlaç mevcuttur, eylem olanakları ise oldukça fazladır. Acil olarak gereken ilk önlemler ulusal ve uluslararası denetimlerin yeniden kurulması, dünya sermaye hareketlerinin vergilendirilmesi, bankacılıkta "gizliliğin", giderek vergi cennetlerinin önlenmesi, spekülasyonlara ve vergi kaçırmalarına karsı ortak hareket edilmesi ve İtalya’da yapıldığı gibi uluslararası "temiz eller" eylemlerinin gerçekleştirilmesidir. Bunun yani sıra parlamentoların güçlendirilmesiyle, demokratik denetimin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Birleşmiş Milletler bünyesinde bir "ekonomik güvenlik konseyi", "iletişim güvenliği yüksek kurulu" gibi uluslararası örgütler de kurulabilir. Bu örgütler insanlığın ortak mallarının yönetimi (su gibi), uluslararası çalışma örgütlerinin sözleşmelerinin uygulanmaları ya da 1992'de Rio Zirvesi'nde alınan kararların yaşama geçirilmesi süreçlerini denetleyebilir.
 


(Maniere de Voir, Sayı 28, Kasım 1995 Fransa)








Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=4922