Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Tarih: 16.12.2007 Saat: 15:43
Konu: Tarih Üzerine


Fransa, Osmanlı coğrafyasındaki çıkarlarını korumakla Batı'nın Osmanlı karşıtı tavrı arasında kalınca sanal bir devlet kurdu, Çar Nicola 1850'de kahraman dediği kişiyi 1854'te aptal ilan etti

Fransa'nın Türkiye'nin AB üyeliğinin önünü tıkayan tavrı herhalde geçtiğimiz hafta Ankara gündeminin en önemli konusuydu... Durum malum, zirve toplantısına hazırlık için toplanan AB dışişleri bakanlarının genişlemeyle ilgili karar metninden Türkiye konusunda 'katılım konferansı toplanması' ifadesi çıkarılarak yerine 'hükümetlerarası konferans' konuldu, müzakerelerin amacının üyelik olduğu ifadesi de belgeden kaldırıldı..



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu sonuca tepkileri 'ikiyüzlülük' olarak özetlenebilir.. Erdoğan, Sarkozy için: "Yüzümüze karşı farklı, arkamızı dönünce farklı..." dedi..
Türkiye'nin dış dünyada ne zaman umduğunu bulamasa hayal kırıklığı yaşadığını ve şaşkınlık içine sürüklendiğini biliyoruz. Oysa tarih bunda yadırganacak bir yan olmadığını gösteriyor...
Devletler asırlardır kendi çıkarlarına uygun siyaset oluşturuyor, bunu ya en yalın haliyle ya da farklı gerekçe ve duyarlılıkla perdeleyerek sunuyor...

Sardunya ya da Piyamonte krallığı

Fransa'nın 16. yüzyılda Osmanlı'nın desteğiyle Avusturya-Macaristan İmparatoru Şarlken'e yem olmaktan kurtulup ayakta kaldığı sır değil. Fransa Kralı I. Fransuva Kanuni'nin desteğiyle tahtını geri almakla kalmadı, borçları nedeniyle Venedik'te limana bağlanan donanmasını Osmanlı yardımıyla icradan kurtardı...

Hatırlatma olsun diye 1525'te Pavye yenilgisi üzerine esir düşüp hapse atılan I. Fransuva'nın annesi Düşes Dangolem aracılığıyla başvurduğu Kanuni'den aldığı cevabi mektubu aşağıya alıyorum...

"Ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah'ın yeryüzündeki gölgesi Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Rum'un ve Vilayet-i Zülkadriye'nin ve Diyarbekir'in ve Kürdistan'ın ve Azerbaycan'ın ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Mekke ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen'in ve dahi nice memleketlerin sultanı ve padişahı Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım. Sen ki Fransa vilayetinin kralı Fransuva'sın.

Hükümdarların sığındığı kapıma elçinizle mektup gönderip, ülkenizi düşman istila edip, şu anda hapiste olduğunuzu bildirip, kurtuluşunuz konusunda bizden yardım talep ediyorsunuz. Söylediğiniz her şey dünyayı idare eden tahtımızın ayaklarına arz olunmuştur. Her şeyden haberdar oldum. Yenilmek ve hapsolunmak hayret edilecek bir şey değildir. Gönlünüzü hoş tutup üzülmeyesiniz. Böyle bir durumda atalarımız düşmanları mağlup etmek ve ülkeler fethetmek için seferden geri kalmamışlardır. Biz de atalarımızın yolundayız ve daima memleketler ve alınmaz kaleler fetheylemekteyiz. Gece gündüz daima atımız eyerlenmiş ve kılıcımız belimizde kuşatılmıştır.
Yüce Allah hayırlara bağışlasın.

Allah'ın istediği ne ise olur. Bundan başka haberleri gönderdiğiniz adamınızdan öğrenesiniz. Böyle biliniz."
Sonrası malum, Kanuni Macaristan seferine çıktı, ancak Osmanlı ordusunun Avrupa'ya hareket etmiş olması dahi Fransuva'yı kurtarmaya, tahtına dönmesine yetti... Kanuni'nin Batılı bir devletin başvurusunu karşılıksız bırakmayı kendine yediremediği için jest yaptığı düşünülmemeli. I. Fransuva'yı saf dışı bırakan Şarlken Alman ve İtalyan prenslerini dize getirdikten sonra Papa VII. Klerean'ın huzurunda Bizans İmparatoru unvanını almış, Fransuva'nın Protestanlığı kabul etmiş olmasını da kullanarak Katolik Avrupa'yı Osmanlı'ya karşı ittifak haline getirme arayışına girmişti... Bu hayaller 1526'da Mohaç'ta son buldu... Devlet başkenti Budin, Osmanlı hâkimiyetine geçti.

Kısacası o dönemde askeri bakımdan yeterli güce sahip olsa da Batı'da kendisiyle birlikte hareket edecek ülke arayışı içinde olan Osmanlı'nın işine gelmişti Fransa'yla yakınlaşma... Avrupa'da İstanbul'a medyun bir Hıristiyan devletinin var olması İstanbul'u rahatlatıyordu... Kapitilasyon anlaşmasıyla Fransa'ya tanınan ticari ayrıcalık Paris'i ekonomik olarak güçlendirmişti ama bu defa da siyasi bakımdan rahatsız ediyordu... Gerçi Hıristiyan birliğinin Şarlken tarafından bozulduğunu, istenirse Osmanlı'yı Avrupa'dan çıkaracak askeri güce Fransa'nın öncülük bile edebileceğini söyleyerek eleştirileri cevaplandırıyordu I. Fransuva ama ülkesinin Hıristiyan dünyanın düşman saydığı Osmanlı'nın himayesinde olduğunun bilinmesinden rahatsızdı. Uzun yıllar devam etti bu tedirgin durum... Sonunda Osmanlı'nın tepkisini çekmekle Hıristiyan dünyanın ısrarına direnmek arasına sıkışan Fransa çareyi kuzey İtalya'daki prensliklerden birini kraliyet haline getirip Osmanlı'ya karşı Piyamonte/Sardunya krallığını çıkardı. Fransız askerleri Sardunya üniformasıyla Osmanlı Ordusu'nun karşısında çıktılar..
Acı olan şu ki Babıâli bunun bir oyun olduğunu fark edemedi...

Kahraman ve aptal

Diplomasi cilvenin çok olduğu bir alan.. Kırım Savaşı öncesi Çar I. Nikola'nın sergilediği tavrı da bunun tipik bir örneği...
1840'ların dünyasında Osmanlı Devleti'nin varlığının tartışılır olduğunu biliyoruz...
Gün 9 Ocak 1853. Yer, Petersburg. Grandüşes Helena'nın sarayda verdiği davete katılan Çar I. Nikola, İngiliz elçisi Hamilton Seymur'u kenara çekip "Türkiye karışık.. Bu ülke kendi kendine parçalanıyor. Çöküşü çok sarsıcı ve sorunlu olabilir. Aramızda anlaşmamız ve biribirimizi haberdar etmeden adım atmamamız gerektiğine inanıyorum..." demesi üzerine deneyimli bir diplomat olan Saymur 'Ne düşündüğünüzü bana açıklar mısınız' diye sorar. Çar'ın cevabı uzun süre akıllarda kalacak hükümdür: "Kollarımızın arasında bir hasta adam var... Ansızın kolumuzda ölmesi Avrupa savaşına sebep olur..."
O dönemde İngiltere'ye Girit ve Mısır'ı öneren, İstanbul'da Bizans'ın ihya edilmesini istediğini, Rusya himayesinde Bulgaristan ve Romanya'nın bağımsızlığını istediğini söyleyen Çar, Londra'da aradığı desteği bulamayınca Fransa'ya yöneldi... III. Napolyon'un tahta çıkışını engellemeye çalışıp başaramayınca tebrik etmediği için kendisine kızgın olduğunu falan göz ardı edip ona 'Aziz Dostum' hitabıyla başlayan bir mektup yazdı... 'Sefil Türklere bir ders vermek istiyorum' diyordu... Ama III. Napolyon'dan ret cevabı aldı... Üstelik Fransa kralı 'Hayır' demekle yetinmedi cevabi mektubunda 'Bana dostum diye hitap etmenizi kabul edemem. Kişinin akrabalarımı seçme hakkı olmasa da dostlarını seçme hakkı vardır...' dedi...

Çarın destek arayışında başvurabileceği tek bir ülke kalmıştı Avusturya... 1848 ihtilalinde ordusuyla müdahale ederek kendisine yardım eden Rusya'yı Osmanlı karşısında yalnız bırakmayacağını umuyordu Avusturya'nın... 1850'de Varşova'da Fransuva Josef ile Çar buluştular.. Çar, Josef'i iltifatlara boğdu... Sarayın pencerelerinden görülen Varşova Meydanı'na dikilen Viyana Kuşatması'nda Osmanlı ordularının yenilmesini sağlayarak Avusturya'yı işgalden kurtaran Lehistan Kralı Jean Sobyesky'nin heykelini işaret ederek: "Dünyada iki hükümdara saygı duyarım. Biri bu heykeldeki kişi...

Diğeri de zatı haşmetpenahineleriniz..." diyecek kadar ileri gitti vs. Ancak I. Nicola bu mültefit tavrına rağmen Osmanlı karşısında Avusturya'dan beklediği desteği alamadı. Avusturya 1853'te savaş başladığında önce tarafsız kalacağını, sonra da gerekirse Osmanlı yanındaki güçlere katılacağını açıkladı... Hatta Avusturya ordusu Rusya'nın işgal ettiği bazı topraklardan sürülmesini sağladı... Bunu öğrenen Çar'ın tepkisi huzuruna çağırdığı Avusturya elçisine bir kitapta yer alan Jan Sobyesky'nin portresini gösterek söylediği şu sözler oldu: "Dünyada iki ahmak hükümdar tanırım. Biri bu adam.. Viyana'da Türkleri mağlup ederek kendi devletinin -Lehistan Avusturya tarafından işgal edilmişti- tarihten silinmesinin zeminini hazırladı. Öteki de benim.. 1848'de Avusturya'yı parçalanmaktan kurtararak yılanı koynuma soktum..."


Bütün bunlara bakarak günümüzde gerek ABD'nin Irak, PKK ya da Ermeni meselesindeki tavrına gerekse Fransa'nın gerçekte başkaca Avrupa ülkelerinin hislerine tercüman olarak sergilediği olumsuz tutuma şaşmamak lazım...





Radikal
16/12/2007







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=4676