Kimse sahip olmadığını terkedemez!
Tarih: 04.08.2007 Saat: 14:38
Konu: Deneme


Yaz sıcakları bastırdı diye düşünmekten vaz mı geçeceğiz? Dağ başında tek başına ve yalınız kaldık ve dahî hâl-i harabı kapatıldık diye hikmet peşinde, hikmetin bilgisi peşinde koşmayı bırakıp şimdi bağlar, bağçeler arasında salınmayı mı marifet addedeceğiz?

Hayır. Düşünmeye devam edeceğiz. Hikmet adlı o cilveli yârin, o zor güzelin, o zorluk güzelinin cemâlini olsun görmek için başımızı gövdemizden ayırmakta hiç tereddüt etmeyeceğiz.



Bazı dikkatli okurlar, geçen haftaki yazımda, mutlak'ın mukayyed'in cüzü olduğuna dair yaptığım temellendirmede bir hata olabileceğinden kuşkulanıp “Mutlak mukayyedin cüzü olur mu?” diye sormuşlar.

Şöyle demiştim:

— “Mukayyed olanı bilmeyen mutlak olanı bilemez; zira mutlak, mukayyedin bir cüzüdür. Özetle, mutlak'a mukayyed'den gidilir. (Varlığımı tasavvur etmeden, varlık'ı tasavvur edemem.)”

Burada sehven yapılmış bir hata yok. Çünkü mutlak, mukayyedin bir cüzüdür.

Nasıl mı?

Görelim ve biraz bahs edelim; yani meselenin toprağını biraz daha kazalım, elimiz erdiğince biraz daha derine inelim.

Varlığım, benim için apaçık. Varlığımı, düşünmeye veya akıl-yürütmeye ihtiyaç duymaksızın kavrıyorum; başka bir deyişle, varlığımı kavrayışım, esas itibariyle aklî bir çabanın, zihnî bir sürecin mahsulü değil.

Varlığım. Bu bir tamlama: benim varlığım.

Dilbilgisi itibariyle, isim veya sıfat tamlamalarını cümleden ayıran cihet nisbet'in eksik kalmasıdır; yani ben ile varlık arasındaki nisbet tamamlanmadığı için (aradaki nisbet, nisbet-i nâkısa olduğu için) varlığım ifadesi, dilbilgisi itibariyle cümle değil, izafettir; mantık bilgisi itibariyle tasdik değil, tasavvurdur.

Evet, varlığım ifadesi, bu haliyle bir tasavvur, bir kavramdır. Bu kavramı hiç uğraşmadan bir yargı cümlesine (tasdik) çevirebiliriz; yani eksik olan nisbeti tam hâle getirebiliriz: “Ben varım.”

'Varlığım' bir kavram iken, “Ben varım” bir cümle, bir yargı cümlesidir.

Yalın ve tekil olanda nisbet olmaz. Zira nisbet en az iki şey arasında bulunur. Elimizdeki kavram da ve pek tabii yargı cümlesi de yalın değil bileşik (basit değil, mürekkeb).

Dikkat edilirse, her iki hâlde de (kavram hâlindeyken de, yargı bildirirken de) varlık kavramı ben'le, benim'le mukayyed: “varlık-ım” veya “ben varım”.

Varlık'ın kaydını (ben'i) kaldırdığımızda, yani kavramı tecrid edip soyutladığımızda onu önümüzde ale'l-ıtlak (mutlak olarak) görürüz, yalın ve tek başına. Sadece varlık olarak.

Bu mahsus ve mukayyed olandan mutlak olana yükseliştir; ağaçta tohumu, çoklukta birliği görmektir. Varlığım bütün'dür, varlık'sa onun parçası. Bu yüzdendir ki mutlak mukayyedin cüzüdür.

Karıştırılan taraf şu ki cüz (parça) küll'den (bütün'den) öncedir.

Demek ki mutlak da mukayyedden öncedir.

Ey talib! Anlattıklarım seni sıktıysa, tasalanma. Çünkü varlık, gerçekte düşünmenin konusu olmayı pek sevmez; zira apaçıktır, görülmek, kendi apaçıklığı içinde kavranılmak istenir sadece.

Önce aklını kavra, aklında ve aklınca kavra ki sonra aşk bineğiyle yârin yanına çıkmaya, cemalini görmeye kudretin ola.

Önce sahip ol, sonra terket. Çünkü kimse sahip olmadığını terkedemez!

Bir çıkarımın kısa-hikâyesi

1. 'Varlık' kavramı, 'varlığım' kavramının bir cüzüdür. (Çünkü mutlak, zorunlu olarak mukayyed'in cüzdür.)

2. 'Varlığım' kavramı apaçık kavranır. (Çünkü çıkarımda bulunmaya gücü yetmeyen bir kimse, hatta bir ahmak veya bir çocuk bile kesinlikle kendi varlığını kavrar.)

3. Apaçık kavrananın cüzü de apaçıktır. (Çünkü kavrananın cüzü [varlık] çıkarımla, kesbî olarak elde edilip tanıma ihtiyaç duysaydı, kavrananın kendisi/bütünü de [varlığım] tanıma ihtiyaç duyar ve bu durumda apaçık olmazdı.)




Yenişafak
04/08/2007







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=3987