Selim İleri: Gerçekten 'Dost Mektuplar' mıydı?
Tarih: 03.08.2007 Saat: 08:41
Konu: Kitap Tenkidleri


Bu derleme olmasaydı, soğuk bir kış gecesi, Nahit Sırrı'yla Abdülhak Şinasi'nin kapışmalarını nasıl öğrenebilirdik?

Ahmet Cemal'in çevirisine borçluyuz: Stefan Zweig ünlü denemesinde mektup yazmayı başlı başına bir 'sanat' sayar. Bununla birlikte mektup yazma sanatının sonuna gelinmiştir.

1924'te kaleme alınmış denemeye bakılırsa, gazete-yazı makinası-telefon üçgeni mektuba özgü duyarlığı, o gizemli haberleşmeyi usul usul ortadan kaldırmıştır.

Stefan Zweig, mektup yazma sanatının yakın gelecekte büsbütün yiteceği, sona ereceği kanısındadır. Oysa bu sanat, hem her insana açık, hem de özgür bir sanattır. Şöyle diyor "Bilinmeyen Kadının Mektubu" hikâyecisi:
"İnsan bir dosta, bir yabancıya günün getirdiklerini, bir olayı, bir kitabı, bir duyguyu iletebiliyordu; üstelik bunu kolayca, bir armağan verme kastı bulunmaksızın, bir sanat yapıtından sorumlu olmak gibi tehlikeli bir gerilime düşmeksizin yapabiliyordu. Böylece geçmiş zamanlarda, mektupların henüz insanlar arasında bağlar kurabildiği, insandan insana iletilen mesajların sihirli bir güç taşıdığı huzurlu bir dünyada sayısız küçük mucizeler gerçekleşebilmiştir."

Tekrar hatırlatmak gerekirse, yıl 1924. Ama, mektup saltanatı bizde daha uzun yıllar sürmüştür. Özellikle edebiyat adamlarımızın kaleme getirdiği mektuplar. Onların, öyle kolayca geçip gitmeyen, geleceğe anlam taşıyan bir ömürleri olabiliyor. Bu mektuplar, bazen, zamandan zamana sayısız bildirge iletiyor.

Edebiyat adamlarının, ressamların, her sanat alanından kişilerin mektuplarını okumayı çok severim. Dünya edebiyatında seçkin örnekleri sayılamayacak kadar çok.

Ama yayıncılığımızda -son yıllara kadar- mektup derlemelerine pek yer yoktu. Belki de yayıncılar, mektup derlemelerinden oluşma kitapların alıcı bulamayacağını düşündüler; yıllar yılı, düşüncelerinden caymadılar. Tiyatro eserlerine yönelik iştahsızlık, mektup için de geçerli olmalı.

1908 doğumlu Yaşar Nabi Nayır, 1972'de Dost Mektuplar'ı yayımladı. Kurucusu olduğu Varlık Yayınları'nın verimi. Abdülhak Şinasi'den Nahit Sırrı'ya birçok yazarın Yaşar Nabi'ye yazdığı mektuplar gerçekten etkileyici bir tat bırakıyordu. Dahası, edebiyatımız adına bir 'ilk' örnekti.

Dost Mektuplar'ı arada sırada karıştırırım. Geçmiş günlerden bir sesleniş. Dün Yaşar Nabi'yeyken, bugün her okura. Bu derleme olmasaydı, Ankara'da soğuk bir kış gecesi, Nahit Sırrı'yla Abdülhak Şinasi'nin kapışmalarını nasıl öğrenebilirdik? Şimdiyse, o geceyi gözümün önüne getirebiliyorum. Zaman geçmiŞ; o kavgalar, çekemezlikler, hışımlar dostça bir çehre edinmiş. En azından Yaşar Nabi'nin gönlünde.

Yaşar Nabi aramızdan ayrılanlar için üzülüyor: Reşat Nuri, Ataç, Tanpınar, Sait Faik, Orhan Kemal, ötekiler... Mektupları derlerken, geçmiş günlerin anılarına dalıp gidiyor. Zarflar rutubet kokuyormuş, tozlar içindeymiş; mektup kâğıtları sararmış, mürekkep solmuş...

Yazar arkadaşlarımdan aldığım yüzlerce mektup diyor. Oysa Dost Mektuplar -altbaşlığı: Mektuplarıyla Edebiyatçılarımız-, küçük boy, hepi topu 196 sayfa. Yüzlerce mektup nerde? Ancak bu kadarını yayımlayabildim diyor hazırlayıcı; olanaklar bu kadarına el verdi demeye getiriyor.

Zaten Varlık Yayınları olmasaydı, Yaşar Nabi edebiyatımızın zenginliklerine sahip çıkmayı ön görmeseydi, belki bu 'demet' bile derlenemeyecekti.
Bir ülkenin kültürü, şüphesiz, edebiyatına duyduğu saygıyla da ölçülür. Edebiyata sahip çıkışıyla, Yaşar Nabi'den öğrendiğimize göre, Sabri Esat Siyavuşgil'in ve Nahit Sırrı'nın dosyalarda duran mektupları "ayrı birer cilt tutacak çokluk"taymış. Karanlık siyasetlerin oyuncağı olmuş devlet yapımı yığınla kitabı hatırlayın ve edebiyatçılarının mektuplarına sahip çıkamayan o yayıncılık anlayışını değerlendirin...

Gönül isterdi ki, Yaşar Nabi'nin açıklamasından sonra -1972'de kimdi başbakan, hangi hükümet iş başındaydı?- Devlet Kitapları mektuplara sahip çıksın, bir an önce yayımlasın.
Yine rüya mı görüyorum?



* * *


Gündeş öneriler
a) Virginia Woolf/Vita Sackville-West Mektuplaşmaları, Mefkure Bayatlı'nın çevirisi, Agora Kitaplığı, 2007.
b) Kiraz Çiçekleri, Kavabata, Hüseyin Can Erkin'in çevirisi, Doğan Kitap, 2007.

 


Radikal
27/07/2007







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=3979