Son on gündür, CHP’yi izliyoruz. Biz bu filmi daha önce görmüştük. Farklı
olan şu: Bütün Cumhuriyet sermayesini yedik, geriye mevzimiz kalmadı. Yirmi
yıldır dilimizde tüy bitecek şekilde uyardığımız her konuda işler en kötü
noktasına dayandı. Peki suçlu kim?
Baykal ve ekibinin anlayamadıkları bir konu var: Bu halkın Cumhuriyetçi,
demokrat, Kemalist kesimleri, CHP’yi büyük ölçüde ideolojisi nedeniyle
eleştirmiyor ki! CHP 1 Mart tezkeresi konusunda haklıydı. Laikliği savunup,
Cumhurbaşkanlığına eşi türbanlı bir AKP’linin çıkmasını engellerken de haklıydı.
Kıbrıs ve AB konusundaki şantajlara taviz vermeyen tavrında da haklıydı.
Şehitlerimize sahip çıkan ve PKK’yı lanetleyen tavrında da haklıydı.
Dokunulmazlıklar konusunda da haklıydı.
Yani CHP’nin gerçek tabanının ana kızgınlığı, bugün kimi aklı evvellerin dediği
gibi “Bu parti faşist oldu, sağa kaydı, aşırı milliyetçi, ırkçı oldu” gibi saçma
sözler değil. Doğduğumdan beri içinde yaşadığım CHP’de ırkçı düşünceler
barınamaz. (Olsa olsa parti vitrinine, o kadar saygın sol demokrat siyasetçi
dururken sağ isimler alınması ya da sol sloganların yeterince öne çıkarılamaması
eleştiriliyor.) Peki, bunların çoğu “doğru” siyaset rotaları ise, o zaman CHP
neden seçimlerde başarısız oldu? Halk neden öfkeli? Bu sorunun yanıtlarını,
Baykal ve ekibi algılayabilseydi, zaten ortada bu yıkım tablosu olmazdı.
Şimdi tüm “Baykalcılar” ellerini vicdanlarına koyup şu soruları yanıtlasınlar:
Türkiye’nin yarısı kadınlardan oluşuyor. Hadi vazgeçtim %50’sinden, CHP
kadınlarımıza %25’lik bir milletvekilliği kontenjanı ayırsaydı, bunun kadın
seçmenler üzerindeki etkisi ne olurdu? Söyleyin bana. Ülkenin yarısından fazlası
40 yaş altında ve milyonlarca ilk defa oy kullanacak seçmen var. CHP kalkıp 35
yaş altı kızlı erkekli gençlere “Size %25 kontenjan ayırıyorum” deseydi, bunun o
büyük kitle üzerindeki etkisi ne olurdu? Yüzde 10’luk ülke barajının
antidemokratlığına ciddi tepki verse, birçok kesimin kalbini kazanmaz mıydı?
Halk ikiyüzlülükten bıkmış. Ülke için her gün demokrasiden söz eden insanların,
bunu kendi partilerinde yaşama geçirmeye yanaşmadıklarını gördüğü zaman kızıyor.
Özellikle sözü geçen parti sosyal demokrat ise! Yani CHP, tüm milletvekillerini
(ve belediye başkanlarını!) Ankara’da genel merkezde üç-dört kişinin toplandığı
bir odadan seçeceğine, her ilin kaderini o ile terketseydi, başkanın kendisine
ayıracağı yüzde 3’lük bir kontenjan dışında, tüm CHP üyeleri bilgisayarla vekil
adaylarını illerinde seçebilseydi, bu heyecan dalgası nerelere varabilirdi,
söyler misiniz? Torpil ve tek seçicilerin, “dayıların” hükümranlık sürmediği
demokratik bir ortamda, insanlar inandıkları yakınlarını seçtirmek, partiye
kaydolmak için birbirleriyle yarışmazlar mıydı?
CHP, yörüngesini saptarken, her yıl beş günlük, dev parti meclisleri gibi
buluşmalarda, kitle örgütlerini, sendikaları, gençlik dergilerini dinleyip,
onlarla arama konferansları yaparak yönünü belirleseydi, bu büyük bir güven
kazandırmaz mıydı?
CHP gençlik ve kadın kolları, normal demokratik akışlarında yürüselerdi ve
görevlerini layıkıyla yurt çapında yapabilselerdi, her mahallede CHP’nin gençlik
ve kadın sorumluları örgütlenmiş olsaydı, bunun etkisi olmaz mıydı? Parti
sürekli olarak yaptığı mitinglerle halkla buluşsa ve en zengin, en donanımlı
aydın kadrosuyla aynı anda yedi ilde halkın karşısına çıksa, bunun getirisi
yadsınabilir miydi?
Daha saymayacağım. Konuyu anladınız: Partinin nefes alma kapasitesini onla
çarpmak!
Bunları yıllardır anlattık. Adını “Demokratik Devrim” olarak 2003 yılından beri
de telaffuz ediyoruz. Peki Baykal ve ekibi bu açılımları yapabilirler mi? Ne
yazık ki hayır. Eşyanın doğasına aykırıdır. CHP, yaz sıcağında yine 65-70
yaşında adaylarının yorgunluğu oranında bir başarısızlığa mahkum oldu! İşte
Baykal ve ekibi, bu nedenlerle tepki görüyorlar. Bunu hala deşifre edememeleri
ise oldukça düşündürücü. Baykal ekibi, aldıkları siyasi kararların tutarlılığı
ile kendilerini savunamazlar. Çünkü bunları zaten çoğumuz gerektiği kadar
alkışladık ve destekledik.
Evet, Sn. Baykal’ın dediği gibi CHP bu ülkenin sigortasıdır ve eylemlerinde hep
haklı çıkmıştır.Ama önemli olan artık basit ve çok etkili yöntemlerle bu
düşünceleri iktidara taşımaktır. Bu yüzden artık Sn. Baykal mantıklı bir yakın
zamanda partinin onursal başkanlığına geçiş yapmalı, partiyi, bu yenilgiyi
pusuda bekledikleri anlaşılan dünün eskimiş muhaliflerine değil, genç altıokçu
kadrolara süratle teslim etmelidir.
Cumhuriyet
31/07/2007