İlkelere bağlılıkları ve tutarlılıklarıyla siyasetin kenarında kalmış sol
kesim ile siyasetin dışında kalmış sol kesimin biraraya gelerek, yeni evrensel
bir sol anlayışla gerçek bir sosyal demokrat partiyi inşa etmeleri gerekiyor
1) Neden yeni parti?
CHP cumhuriyetin kuruluş ideolojisiyle o günkü koşullarda, yeni cumhuriyetin ve
devrimlerin maruz kaldığı tehlikelere karşı şekillenmiş bir parti. Bu parti
milliyetçi, devletçi ve otoriter bir yapılanmayı iktidarda bulunduğu sürece
kemikleştirdi, seçkinci, halkı küçümseyen ve siyasetin dışında tutmayı amaçlayan
bir anlayışın sahibi oldu.
CHP iki aşamada iç ve dış dinamiklerin itmesi sonucu önce demokrasiyi, sonra sol
düşünceyi sahiplenir göründü. Demokrasiye, tek partiden doğan bir muhalefet
partisiyle ve hiçbir demokratik eğitim ve terbiye almamış siyasi kadrolarla
geçildi. Demokrasi kültür ve deneyimi olmayan halkla birlikte sistem yalpalamaya
başladı ve cumhuriyet demokrasiye evrilmeden 1960'ta ilk askeri darbe ile
karşılaşıldı. Ancak askeri darbenin ardından demokrasiye geçilirken ilk kez bir
sosyalist parti parlamentoda temsil edilir oldu.
Bu gelişme karşısında geleneğinde hiçbir sosyalist kuram, görüş ve tartışma
bulunmayan CHP, birdenbire ortanın solu sloganı ve söylemiyle sola sahiplenir
oldu. Amaçlardan biri güçlenme olasılığı bulunan TİP'in yolunu kesmeye diğeri de
solculuk gerekiyorsa bunu da devlet adına CHP'nin yapması gerektiğine olan
inançtır. Kuşkusuz bu noktada sistemin eleştirilmesi ve değiştirilmesi
gerektiğine ilişkin bir saptama ister istemez yapıldı. Ancak bu gelişmenin
kapsamlı bir değişim programına ve uygulamasına dönüşmemesi ve parti içi
çekişmelerle birlikte demokrasiye ilişkin temel ilkelerde partiler arası
uzlaşmanın sağlanamaması, rejimi 1971 askeri müdahalesine, ardından da 1980
askeri darbesine götürdü.
1980 askeri darbesinden sonra partilerin kapatılması ve siyasi kadronun
tasfiyesi sonucu uygulanan politikalarla cumhuriyet otoriter yapısını sürdürdü.
1980 sonrası rant ekonomisi, yolsuzluk, rüşvet sarmalındaki ülke, askeri
harcamalarını artırarak Kürt sorununu şiddetle çözme batağına sürükleniyordu.
Siyasete tekrar dönen eski siyasetçiler, askeri darbe travmalarıyla malul olarak
sahne almaya başlıyordu. Yeni siyasetçiler ise çözüm üretemediklerinden hızla
eskiyorlardı.
CHP, bu tablo içerisinde değişen dünya ve ülke koşullarını gözönüne alarak
sorunları çözmeye yönelik değişim programını sistem eleştirisi üzerine inşa
etmesi gerekirken, bunu yapamadı, halka ulaşacak kanalları açık tutan ve parti
içi demokrasiyi yaşama geçiren, düzeyli muhalefet seçeneklerini barındıran bir
yapıya kavuşamadı.
Monark bir parti lideri, oligarşik bir kadro ve bu yapıya bağlı merkez yönetimi,
parti örgütleri, delegeler ve Meclis grubuyla otokratik, çözüm üretemeyen bir
yapılanmanın çürümesi kaçınılmazdı. Bir yapı salt yolsuzluk nedeniyle çürümez.
Bir yapı monark anlayışıyla yönetiliyorsa, değişimleri öngörmüyorsa, çözüm ve
yenilik üretemiyorsa, bilgili ve düzeyli muhalefet seçeneğini içinde
barındırmıyorsa sonunda çürür. Ve yaratacağı muhalefet ancak şiddeti barındıran
öfke, sığlık ve kalitesizlikle kendisini gösterir. CHP'nin bugün geldiği noktada
daha milliyetçi, daha laikçi, daha otokratik, daha antidemokratik bir parti
olduğu kesin. Seçim sonuçlarından CHP lideri ve yönetim kadrosunun kişisel
sorumluluk duymamaları, ahlaki ve hukuki izahın dışındadır. Aslında bu partinin
sosyal demokrat bir parti olması istenilmemelidir. CHP'nin kurumsal ve tarihsel
olarak sosyal demokrat bir partiye dönüşme imkanı bulunmuyor. Devletçi
gelenekten gelen bu partinin marjinal bir parti olarak kalması daha uygun. Bu
nedenle, ilkelere bağlılıkları ve tutarlılıklarıyla siyasetin kenarında kalmış
sol kesim ile siyasetin dışında kalmış sol kesimin biraraya gelerek yeni
evrensel bir sol anlayışla gerçek bir sosyal demokrat partiyi inşa etmeleri
gerekiyor.
AKP demokrasinin ve sol değerlerin tek ve yeterli adresi olamaz. AKP'ye karşı
gerçek sol bir seçeneği barındırmayan rejimin devamı imkansızdır. AKP'ye karşı
iktidar olma iddiasını da ortaya koyan gerçek bir muhalefeti ancak yeni bir sol
parti yapabilir.
Çünkü AKP artık merkez sağ alana oturdu. Sol ideolojinin birikimli ve deneyimli
aydınları, politikacıları ve duyarlı bir halk tabanı bulunuyor. Üstelik ülkenin
yaşadığı çözülme ve göç nedeniyle halkın sol söylemle buluşması ve bunun sonucu
olarak tabanın genişlemesi kolaylaştı. Kürt yurttaşların bu partide yer alarak
sorunlarının çözümünü bir kitle partisinde aramalarının yolu açılmış olacaktır.
2) Neden yeni program?
Sol dünyayı değiştirme iddiasıdır. İnsanı ve doğayı temel alan bir hareket
noktasını esas olarak gören bir anlayış gerçek soldur. Çünkü bu anlayış, sürekli
değişimi ifade eder.
Ancak bu sürekli değişim, sol bir siyaset anlayışıyla ve bu doğrultuda alınacak
siyasi kararlarla insanlığın yararına kullanılabilir. Kurulacak yeni partinin
tüzüğü parti içi demokrasiyi gerçekleştirecek, partinin halkla ve sivil
örgütlerle kanallarını açık tutacak, halkın istek ve özlemlerinin siyasi teknik
yapı içinde özgürce tartışılabileceği ortamı yaratacak, sol ve demokrasinin
gerçek ve çağdaş anlamlarını üretecek bir eğitimi sağlayacak, özgür, dinamik,
üretken, yaratıcı, eleştirel ve analitik bir yapıyı geliştirecek şekilde
düzenlenmelidir.
Kuşkusuz bu yapı parti programında şu sorulara yanıt aramayı hedeflemeli. Halkın
çoğunluğunun işsizlik, emeğinin karşılığını alamama nedeniyle geçinememe,
gelecekten kaygı duyurtacak ölçüde güvencesizlik, iş güvencesi, sağlık ve
barınma, kaliteli eğitim alamama, insan haklarını kullanamama özellikle adil
yargılanma hakkından yararlanamama sorunları, sonuç olarak sosyal hukuk
devletine sahip olamama sorunu vardır. Yeni sol parti, programında bu sorunlara
nasıl çözüm bulacağını göstermelidir.
Küreselleşmenin getirdiği olumsuzlukları aşamayan antidemokratik ve hukuksuz
dünya sistemi hangi kurumlarla ve hangi yöntemlerle insanlığın sorunlarını
çözmeye yönlendirilebilir? Bu bağlamda BM sistemi, IMF, Dünya Bankası, Dünya
Ticaret Örgütü ve G-8'lerin sorgulanarak yeni yapılanmaların nasıl olması
gerektiği tartışılmalı. Dünyada demokratik, adil ve hukuka bağlı bir sistem
kurulmadan ulus-devletlerin çözülmesinin sonuçları ne olabilir? AB yeni bir
dünya sisteminin öncülüğünü yapabilir mi?
Silahlanmaya yapılan yatırımlar, silahların üretilmesi, savaşlar, askeri güçler,
ülke işgalleri, gücün hukuk tanımaması, evrensel hukukun Irak'ta ve
Guantanamo'da olduğu gibi yerlebir edilmesi karşısında evrensel yeni sol bilinç
nasıl bir yapılanma, nasıl bir dünya sistemi öngörmelidir? Teknolojik
ilerlemenin tek başına çözüm olmayıp, bu ilerlemenin etkilerinin tarafsız
olmadığı ve ilerlemenin etkilerini olumlu ya da olumsuz kılan tek şeyin siyasi
kararlar olduğu gerçeği karşısında yoksulluk, işsizlik, iş kayıpları, çocuk ve
insan işgücünün sömürülmesi, gelir dağılımı bozukluğu, terör, insan hakları
ihlalleri nasıl önlenecektir? İnsanları üretken, verimli ve mutlu kılacak bir
büyümeye nasıl geçilecektir?Çalışma koşullarında, iş güvencesinde, insan
haklarında ortak standartlar nasıl sağlanacaktır?
İşte Türkiye'de gerçek yeni sol ya da evrensel sol bu sorulara değişim
programlarıyla küreselleşme bağlamında dünya ve Türkiye ölçeğinde yanıtlar
bulmaya çalışan nitelikli ve evrensel bir sol olmalıdır.
Yeni sol program
Sosyoekonomik ve kültürel parçalanmanın yarattığı kimlik bunalımının sonuçları
tartışılmalıdır. Kimlik arayışlarının "aynılıklar ve benzeşmeler" üzerine değil
"farklılıklar içinde bütünleşme" üzerine kurulması gerektiğinden hareketle bu
coğrafyada yaşayan tüm etnik, dinsel, mezhepsel ve marjinal kümelerin
farklılıklarını koruyup geliştirebilecekleri ortam ve olanaklar
somutlaştırılmalıdır.
Kozmopolitliğin bir zenginlik ve renklilik olduğundan hareketle bu
kozmopolitliğin kamusal alana da yansıması özendirilmelidir. Sosyo-kültürel
değişmenin genel patolojisiyle bağlantılı olan suç emeği arzının hangi sosyal,
ekonomik, kültürel ve yasal tedbirlerle önleneceği belirlenmelidir.
Birey-yurttaş yaratmanın öncelikleri ve boyutları belirlenmelidir. Laikliğin
gerçek anlamda sağlanabilmesi bakımından Diyanet İşleri Başkanlığı'nın
kaldırılması, din kültürü ve ahlak dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması,
MGK'nın anayasal bir organ olmaktan çıkarılarak askerin siyaset üzerindeki
vesayetine tamamen son verilmesi, sivil yargı-askeri yargı ikiliğinin ortadan
kaldırılması öngörülmelidir. Türkiye ölçeğinde yukarıda belirtilen tüm sorulara
yanıtlar bulmayı kolaylaştıracak yeni bir anayasa önerisi yeni sol programda
yerini almalıdır.
Sonuç olarak yukarıda belirtilenlerden daha çok ve her gün daha da artan
sorulara muhatap olan solun CHP gibi kısır bir parti içinde sıkışıp kalması ve
meydanı tüm bu alanlarda başarısı tartışılır AKP'ye bırakması akıl almaz bir
durumdur. Türkiye'nin bu soruları yanıtlayabilecek kadroları vardır. O halde
yeni bir parti ve yeni bir sol program, Türkiye'nin ve rejimin geleceği
açısından yaşamsal önemdedir.
Radikal
29/07/2007