Adalet, vicdan ve ahlak
Tarih: 30.06.2007 Saat: 00:04
Konu: Siyaset


Adalet istiyoruz: Geçmişimizi çalanlar geleceğimizi de çalmasın diye, Bu topraklarda nefret değil kardeşlik hakim olsun diye, Kardeşimize, komşumuza, dostlarımıza dokunulmasın diye, gerçek bölücüler sussun, barış ve sevgi konuşsun diye.


* * *

2 Temmuz’da Hrant’ı öldüren tetikçinin mahkemesi var. Bu mahkeme ne kadar muhakeme yapabilecek henüz belli değil. Ama bazı ağabeyler tarafından mahkemenin eli kolu bağlanmaya çalışılsa da, vicdan mahkemesi işlemeye devam edecek. Bu memleketin vicdan sahibi insanları, bu memleketin ileride duyacağı utanç düzeyini aşağıya çekmek üzere umut taşımaya ve adalet taleplerini dile getirmeye devam ediyorlar.

2 Temmuz Pazartesi günü çok sayıda sivil toplum örgütü ve girişimi İstanbul Beşiktaş’ta 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek Hrant Dink cinayetinin ilk davasında ‘Adalet İstiyoruz’ diyecekler. Sabah 09.30'da Beşiktaş eski Devlet Güvenlik Mahkemesi yakınlarında başlayacak olan eylem, slogansız ve sessiz gerçekleştirilecek. Herkesin siyahlar giyeceği eylemde, ‘Adalet İstiyoruz’ pankartı taşınacak ve 11.00’de basın açıklaması yapılacak.

Bu sivil girişimlerden biri olan “Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De Girişimi”nin yaptığı açıklama şöyle:

“HEPİMİZ HALA ERMENİYİZ!

2 Temmuz’da Hrant Dink için sokaktayız! Dostumuz Hrant’ı 19 Ocak’ta aramızdan aldılar. Tetikçi ve azmettiren iki ağabeyini tutukladılar. Ancak cinayetin asıl sorumluları: polis, jandarma ve devlet içerisindeki uzantıları, katillerin üye olduğu BBP hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Nerede Adalet? Mahkeme önlerinde Dink ve bir çok dostumuza karşı eylem yapanların evinde cephanelik çıktı. Katiller ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Katillerin partileri ırkçılık ve nefret yaymaya devam ediyor. “Ne mutlu Türküm” demeyenler düşman ilan ediliyor. Buna seyirci kalacak mıyız?

Dink davasını soruşturan savcının hazırladığı iddianame cinayeti sadece 3 kişiyle sınırlandırıyor. Delillerin sistematik olarak yok edildiğini biliyoruz, ancak tüm Türkiye katilleri, cinayeti tertipleyenleri, zemin hazırlayanları tanıyor. Susacak mıyız? Biz Hrant’ın dostları, ırkçılık ve milliyetçilikten bıkmış yurttaşlar, Hrant Dink cinayeti’nin 2 Temmuzda görülecek olan ilk duruşmasında herkesi sokağa çıkmaya, adalet istemeye, bizlere nefreti ve gerginliği dayatanları mahkum etmeye çağırıyoruz. Hrant Dink bir Ermeni’ydi, o yüzden katledildi. Hrant Dink, sözde değil özde demokrasiyi savunuyordu, o yüzden aramızdan aldılar. Hrant Dink, sadece gerçekleri söylüyordu, bizi yalanlara hapsedenler işte bu yüzden üç kahpe kurşunla dostumuzu arkadan vurdular. Hrant’ın arkasında yüz binler olduk yürüdük, HEPİMİZ HRANTIZ HEPİMİZ ERMENİYİZ dedik. Hrant giderken bizleri birleştirdi, HEPİMİZ olduk. Şimdi bunu hatırlama ve nefret odaklarının karşısına çıkıp hesap sorma zamanlıdır.

Adalet istiyoruz: Geçmişimizi çalanlar geleceğimizi de çalmasın diye, Bu topraklarda nefret değil kardeşlik hakim olsun diye, Kardeşimize, komşumuza, dostlarımıza dokunulmasın diye, gerçek bölücüler sussun, barış ve sevgi konuşsun diye.

2 Temmuz’da görülen dava bir utanç kaynağıdır. Hukukun kimlerin oyuncağı olduğunun örneğidir. Hiçe sayıldığımızın resmidir. Hrant Dink cinayetiyle ilgili deliller, bilgiler ve belgeler halka açıklanmalıdır. Sadece katil, azmetiricisi ve onları yönlediren devlet görevlisi değil, cinayetin tüm tarafları soruşturulmalıdır.

Dostumuz Hrant’ı aramızdan alanların üzerine gidilmeden Türkiye’de ne gerçek bir demokrasi olabilir ne de yeni ölümler durdurulabilir.

Gerçekleri bilmek istiyoruz. Sokaklarında katillerin rahatça dolaştığı bir Türkiye istemiyoruz.

Hak arayanlara, açlıktan ekmek çalanlara ceza yağdıran hakimler ve savcılar neredesiniz? Görevinizi yapın. Hrant’ın katledilmesine zemin hazırlayan ırkçı ve milliyetçi partiler bilin ki size verecek oyumuz yok, karşınızdayız!

2 Temmuz’da sokaktayız!”

“Dur De” girişiminin açıklaması böyle...

Gerçekleri bilmek istemek”... Alabildiğine sıradan ve bir o kadar acil ve hayati bir talep... Aslında, düşünsenize ne kadar yakınız gerçeklere... Kirli gerçekler her yerden, her yönden sapır sapır dökülüyorlar. Akın Birdal’a, Cumhuriyet gazetesine, Danıştay’a saldıran katiller, Hrant Dink’i öldürenler, evlerinde bombalar, silahlar bulunan “vatansever kuvvetli”, “albay” lakaplı yüzbaşılar, emekli astsubaylar, “Türk Gladio”su Ergenekon...

Şimdi de Taner Akçam’a karşı linç kampanyası başlatanlar... Yıllardır “Amerikan” bir isim (“Holdwater”) arkasına saklanıp Akçam’ı “hain” ilan edip, hedef gösteren, “terörist” olduğu iddiasıyla “Amerikalılara şikayet eden” muhbirler... Akçam bu muhbirin gerçek ismini yayınlayınca ölüm tehditlerinde bulunanlar... “Buralı” gibi görünüp, kökleri dışarılara uzanan bu odakların hepsi ortalıkta; hepsi birbirine değiyorlar ve hepsi birbirini ifşa ediyor...

Memleketi yakıp yıkmaya, parçalamaya, bölmeye azmetmiş olan bu odakların uygulamaya koydukları vahşet senaryosu ve bu senaryoya meşruiyet sağlayacak şekilde kullanıma soktukları ırkçı-milliyetçi söylemin kurgularına karşı direnmek gerekiyor her şeyden önce... Kurgular yerine vicdanı konuşturmak gerekiyor; kurguların örttüğü, görünmez kıldığı insanların vicdanını açığa çıkarmak gerekiyor.

Asgari bir ahlak düzeyi vicdanı konuşturmayı gerektiriyor...




Gazetem.net
28/06/2007
 







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=3660