Demek artık 'yollar aşınıyor'!
Tarih: 10.06.2007 Saat: 19:32
Konu: Siyaset


Süleyman Demirel'in 8 Kasım 1968'de, Adalet Partisi Ankara İl Kongresi'nde söylediği sözdür. Bir delegenin sokak gösterilerinin engellenmesi gerektiğini söylemesi üzerine Demirel şöyle demiştir:
"Yollar yürümekle aşınmaz!"



Demirel, bu sözünün, demokrasilerde yürüyüş ve gösteri hakkının engellenemeyeceği anlamını taşıdığını söylese de herkes bu sözü yıllarca aynı şekilde anlamıştır: "İstediklerini yapsınlar, umurumda değil! Gösterilerin, yürüyüşlerin hiçbir anlamı yoktur!"
Türkiye siyasi tarihine bakınca da anlaşılması gereken budur: Yapılan gösteriler, protestolar, sivil tepki Türkiye'deki iktidarların, güç odaklarının zerre kadar umurunda olmamıştır. Halk, bu ülkeyi yönetmek için şimdiye kadar pek gerekmemiştir! Ama şimdi...

Ordunun çağrısı


Ordu, halkı sokağa çağırıyor. Darbelerle, sağ iktidarlarla tesis edilen totaliter düzende, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri yasalarıyla sindirilmiş, tepki verme hakkını kullandığında "terörist" ilan edilmiş halk, şimdi tepki vermeye çağrılıyor. Teröre yığınlarla, şiddetsiz ve sivil bir tepki vermek elbette olması gereken ama şimdi, böyle bir çağrıdan sonra verilen tepki şiddetsiz ve sivil olabilir mi?
Elinde silah tutarak komutanların yanında şehit cenazesine katılanları gördükçe... İntikam yemini edilen cenaze haberlerini okurken... Kuzey Irak'a girelim, "Kandil'e Türk bayrağı dikelim" hırsı almış başını giderken...

Türkiye'ye, Yugoslavya'nın bölünüşünden önceki havaya benzer bir hava tamamen hâkim olurken... Müslüman-laik, Kürt-Türk çatışmaları siyasetin de ötesinde insanların gündelik hayatındaki ilişkileri bile son derece tehlikeli bir biçimde, bilhassa son aylarda değiştirmişken...
Ortada bu kadar siyasi, toplumsal ve uluslararası çatışma ve şiddet varken...
Ve elbette bu ülkenin ortalaması şiddetle büyütülüp şiddete tapmak üzere eğitilmişken... Zor... Çok zor!

Seçimin adını koyalım

Türkiye'de politik ve toplumsal farklardan kaynaklanan saflar son iki ayda bir biley makinesinden geçirilmiş gibi keskinleşti. İnsanların tercihleri bir başka tercihe yaşama hakkı bırakmayacak kadar sertleşti. Herkes, hangi tarafta, hangi kampta olursa olsun korkuyor. Adı konmamış bir bilgimiz var çünkü. Bunun adını koyalım:
Türkiye bugünlerde nasıl bir ülke olacağına karar vermeye çalışıyor. Yaklaşan 22 Temmuz, bir seçimden çok daha fazlası olacak. Bunu herkes bildiği için müthiş bir telaş ve müthiş bir korkuyla ilerliyoruz her gün. Korku, insanoğlunu saldırganlaştırır. Saldırganlık, farklı olanı sindirir. Çoğunluk zalimleştiğinde azınlıklar siyaseten katledilir. Sokak, buraya doğru ilerliyor. Ve bu sokaklarda şimdi insanlar yürüyecek.

Beraber yürümek?

Kürtler ve Türkler şiddete karşı beraber yürüyebilecek mi?
Başörtülü kadın mayolu kadınla beraber yürüyebilecek mi?
Orta sınıf yoksullarla yan yana yürüyebilecek mi?
Bu yürüyüşe Çingeneler de katılacak mı?
Savaş karşıtları?
Anti-kapitalistler?
Devrimci travestiler?
Liseliler?
Ateistler?
Yollar, ancak bu insanlar beraber yürürse aşınır. Yok eğer saldırgan milliyetçi şiddetle, hazırol duruşunda, asker adımlarıyla kitleler yürürse bu yollarda başka bir terörün kapısı aralanır. Ve o terör, Kandil Dağı'ndan çok daha tehlikelidir.





Milliyet

10/06/2007







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=3448