Erkan Canan: Ölüm, isyan ve tevekkül
Tarih: 31.05.2007 Saat: 21:50
Konu: Kitap Tenkidleri


José Saramago, son romanı 'Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'ta bir gecede insanlığa ölümsüzlüğü armağan eden 'ölümü' anlatıyor. Ölümsüzlük bayramı sonsuz yaşlılık yüzünden yerini kaosa bırakırken, ölüm güzel bir kadın olarak insanların içine inecek ve bir viyolonselciye âşık olacaktır



Portekiz edebiyatının dünyaca ünlü ismi José Saramago, modern edebiyatın insanlık hallerini en iyi anlatan romancısı. Saramago'nun asıl dikkat çekiciliği, hep büyük bir muamma olarak kalacak insana dair tüm ayrıntıları merkeze alırken, metinlerini ustaca kurgulamasıdır denebilir.

Yazarın eserleri, teknik ustalıkları bir yana bırakıldığında dahi, her okuyucunun kendini yakın hissedebileceği temalar barındırır. Çünkü Saramago'nun romanlarında büyük ağırlığı olan anlatı, romanın ele aldığı konuyu, insanın bin yıllardır deneyimlediği birikimlerin süzgecinden verir.

Her okuyucunun, Saramago metinlerini kendine yakın bulmasının nedeni, yazarın insanı doğrusu ve yanlışıyla, bütünlüklü analiz edebilme gücüdür. İnsan hem asi, hem de olup biten her şeyi tevekkülle karşılayabilen bir varlık. Dolayısıyla insan ikisinden sadece biridir demek yanlış olur, çünkü, bilindiği gibi, insanın ne olabileceğinin sınırları yoktur. Saramago'nun bireyi, hem isyan eder, hem de kadere boyun eğerken, 'insanlık halleri'ne dair çeşitlemeler sunar. Okuyucu, yazarın yetkin anlatımında sunulan insanların, gerçekçi ya da en azından mümkün olduğunu görür.

Var olmanın sonsuz cehennemi

Saramago, Türkiyeli okurların, hakkını ziyadesiyle verdikleri bir yazar. Zira kendisinin neredeyse tüm eserleri Türkçeye çevrilmiş durumda. Körlük, Lizbon Kuşatmasının Tarihi, İncil'deki İkinci İsa, Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl, Umut Tarlaları, Bilinmeyen Adanın Öyküsü, Kısırdöngü, Mağara, Ressamın Elkitabı, Baltasar ve Blimunda, Yitik Adanın Öyküsü ve İsa'ya Göre İncil , Saramago'nun Türkçede ilk akla gelen eserleri.

Bu çevirilerin son halkasını ise, Merkez Kitapçılık tarafından yayımlanan Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş oluşturuyor. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, Saramago bu romanında, insanın ilk zamanlarından itibaren peşine düştüğü ölümsüzlüğü hikâye ediyor. Ölüm, insanın sıkıntılı konularından. Fakat Saramago'nun, Kısırdöngü eserindeki ölümden kaçan kralın hikâyesinden sonra ölümü tekrar ele aldığı bu kurgusu, ölümsüz olmanın, ölümlü olmaktan daha da büyük sıkıntılar doğuracağını söylüyor. Böylece, ana konunun kolları ve dallarına inerek ayrıntıları mükemmel bir şekilde çoğaltan yazarın eşliğinde, ölümün ortalıktan çekilmesi halinde, ne olup biteceğine tanık oluyoruz.

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, adı bilinmeyen bir ülkede, yeni yılla beraber, ölümün faaliyetini tamamen durdurmasını hikâye ediyor. Saramago, insanın ölümsüz olmayı istemesiyle alay ederken, bunu deneyimlemiş biri olarak, alay vurgusunu, bu arzunun trajik yönünü odağa yerleştirerek verir.

Ölüm büyük bir acıdır, fakat yazar, asıl trajedinin ölümsüzlük isteğiyle ortaya çıktığını söyler. Çünkü ölüm olabildiğince gerçek olmasına rağmen, ölümsüzlüğü istemesi de, yaşam tutkunu insan için doğal bir taleptir. İşte, romanda yer alan, gerçek ile mümkün olmayanın bu çelişkisi, insanın, tabiri caizse 'bam telini titreten' yönü.

Ölümün sonlandığı, fakat yaşlılığın, hastalıkların ve her türlü kazanın insan bedenini paçavraya dönüştürdüğü ülkede, ölümsüzlük cenneti değil, tamı tamına sonsuz cehennemi getirmiştir.
Noktalama işaretlerinden sadece virgül ile noktayı kullanmaktan ve muzip anlatımından bu romanında da kesinlikle taviz vermeyen Saramago, anlatılan konu ne kadar sıkıntılı olursa olsun, trajikomik unsurları çok iyi kullanarak okuyucuyu tebessüm ettiriyor.

Örneğin, ülkedeki bu kaotik durumda hükümetin, Roma Katolik kilisesinin, Protestanların, felsefecilerin, hükümetin, sağlık örgütlerinin, levazımatçıların, huzurevi yöneticilerinin, mafyanın ve nihayet tüm toplumun yaşadığı muazzam şaşkınlık ve çaresizliğin anlatımı, bana göre, kara mizah metinlerinin en yetkin örneği. Ölümsüzlüğün mümkün olması halinde, başta Hıristiyanlığın 'yeniden diriliş' inancı olmak üzere, toplumsal düzenin nasıl altüst olacağını canlı biçimde anlatırken bunu ironiyle de çok iyi harmanlamış Saramago.

Kafka'yla da çokça karşılaştırılan Saramago tabii ki Kafka'ya göre bariz bir iyimserliğe sahip. Ama öte yandan konu ne kadar fantastik, ne kadar gerçeküstü ve hatta absürd olursa olsun bunu, olabildiğince sade bir anlatımla ve ayrıntıları neredeyse sonsuz derecede çoğaltarak vermesiyle gerçekten Kafka'ya benzer bir yazardır Saramago.

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, temelde iki bölümden oluşuyor. Yukarıda anlattığım birinci bölümde, ölümün adı bilinmeyen bu ülkeden çekilmesinden sonra, ortaya çıkan kaotik durumun, orada yaşayan insanlar üzerindeki etkisi merkeze alınıyor. 'Ölümsüzlüğün yaşandığı' yedi aylık süreden sonra ikinci bölüm başlıyor. Burada ölümün 'ete kemiğe bürünmüş' hatta âşık olmuş insan yönüne tanık oluyoruz. Tam da burada, ara başlığa bir açıklık getirelim. Saramago'nun ölümü kadın, çünkü Portekizce, İspanyolca gibi Latince kökenli modern dillerde 'ölüm' kelimesi dişil. Buradan hareketle Saramago ölümü dilsel bir etkenle kadınlaştırmış.


İnsanın en büyük başarısızlığı


Ölüm yedi aylık öldürmeme faaliyetine son verip yeniden ortaya çıktıktan sonra, insanlara bir jest yapıp, öldüreceği kişilere önceden eflatun renkli bir mektup göndererek, bir hafta içinde öleceklerini ve ölüm hazırlıklarına girişmelerini haber vermeye başlar.

Fakat bu durum, insanların her an kendilerine gelecek ölüm mektubu korkusuyla beklemelerine ve dolayısıyla daha da büyük bir kaosa neden olur. Tam bu aşamada ölüm, bir viyolonselciye gönderdiği eflatun mektubun sürekli geri dönmesinin nedenlerini anlayabilmek için, yeraltındaki salonundan yeryüzüne, öldüremediği müzisyenin evine gitmeye karar verir. Yatağında uyurken gördüğü bu yalnız, kendi dünyasına kapanmış, müziğin büyüsünden başka bir tutkusu olmayan orta yaşlı adamı gördükten sonra, "Avını her zaman yakalayan bu kartalın gözlerinde bu kez bir şefkat perdesi" oluşur. Güzel bir kadın görünümünde dünyaya dönen ölüm, viyolonselciye âşık olacaktır. Daha önce hiç âşık olmamış, vakti dolan insanları da anında öldürmüştür. Dört kez deneyip de öldüremediği müzisyen ilk kez 'başarısızlığı'nı yüzüne vurur.

Ölüm, temelde, muktedir insanın en büyük başarısızlığı olarak düşünülebilir. Saramago'nun kurgusu da, insanı yaşamını sonlandırarak başarısızlığa uğratan ölümden, onu bir insana aşık ederek intikam almış gibi görünüyor. Fakat metin, genel olarak, ölüme isyan eden, ardından da onu tevekkülle karşılamak zorunda kalması gerektiğini öğrenen insanın hikâyesini anlatıyor.

Saramago, İstanbul'da, 18 Mayıs 2007'deki konuşmasında, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'ta, daha çok yaşlılık üzerine düşündüğünü söylemişti. Gerçekten de yaşlılık, adı olmayan ülkedeki ölümsüzlüğü cehenneme çeviren başlıca unsurdu. Saramago'nun bayağı ilerlemiş yaşı göz önüne alındığında, böylesi bir konuyu seçmesindeki 'otobiyografik' etken de açıkça görülüyor.



ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
José Saramago, Çeviren: M. Necati Kutlu, Merkez Kitaplar, 2007, 208 sayfa.




Radikal
25/05/2007
 







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=3372