'Cumhuriyetçi' belki; 'demokrat' asla!
Açıkça söylemeseler de, aradıkları 'imdat kolu' polis, o da değilse
asker! Şu ara komünistler ya da turancılar uluorta konuşan ciddi bir
tehdit sayılmadıkları için, korku ve kaygıları Refah yandaşı Müslüman
çevrelere yönelik; bir an için Refah'çıların yerine komünistleri
koyunuz, aynı çevrelerde aynı panik onlara karşı yaşanacak; aynı
fütursuzlukla 'bunlar niye konuşturuluyor' diye sorulacaktı.
* * *
Sıradan biri değil; elli yıldır müzikle uğraşır, ömrünün yarısı yurtdışında (Paris, Londra, New York) geçti! Epeydir İstanbul'da, arada gidip yine oraları dolaşır; neresinden baksanız 'cumhuriyet' kadını; doğumu 20'li yıllarda olmalı!
Geçenlerde oturmuş konuşuyoruz, paniğe yakın bir korku ve kaygı
içindeydi: 'Gerici takımının Türkiye'yi boğacağından korkuyor'muş!
İçini döktükçe tepkisinin siyasi bir tavırdan çok, duygusal, nefretle
tiksinme arasında bir şey, açıkçası bencil bir hoşgörüsüzlük olduğunu farkediyorum: 'Onların' fikirlerini dinlemekten, onlarla tartışmaktan
vazgeçtim, varlıklarına bile tahammül edemiyor. Gerçek bu.
Başka bir genç kadın, öncekinden en az yirmi yaş genç, hanidir resim
yapıyor, onun da gezmediği bir yer kalmamıştır, Batı Avrupa, Kuzey
Amerika vs. Zarif, tatlı bir kız! Kültürlü de! Konumuz aynı, o daha
açık sözlü, gizleyip saklamadan diyor ki: "Başı örtülü bir kız gördüm
mü, cin ifrit oluyorum; yanıma oturmalarına bile katlanamam; fikir
özgürlüğü diye siz ve sizin gibiler bunları şımartıp tepemize
çıkarttınız, korkarım çok pahalı ödeyeceğiz."
Allah bilir, siz de böyle düşünüyorsunuz; ya da çevreniz böyle düşünen
'ilerici' aydınlarla dolu; açıkça söylemeseler de özlemleri o sadece
'resmi' kültür ve sanat anlayışının hüküm sürdüğü, 'alafranga' sanatçı
'seçkinlerin' borusunun öttüğü, 'dikensiz gül bahçesi' eski yıllar!
Başka bir deyişle 'totaliter' İnönü Cumhuriyeti! Temelleri 1935'ten
sonra atılmış, asıl anlam ve biçimini 40 karanlığı içinde kazanmış,
sanat ve kültür ortamı! Hemen hiçbirisi farkına varamıyor ama, bu
kendini ilerici sayan aydın ve sanatçılar 'cumhuriyetçi' olabilirler,
ama kesinlikle demokrat değiller.
Biraz hatırlatayım, ister misiniz?
'Resmi' kültür ve sanat anlayışı son şeklini İnönü döneminde, Hasan
Âli Yücel Milli Eğitim Bakanı iken almıştı: Batılı olayım derken
Batı'cı olmuş, Yunan/Latin tabanlı görüş! (Ataç, Eyüboğlu,
'Garip'çiler, klâsikler, Devlet Opera ve Balesi,vs) Bu görüşün
muhalifleri, -yani o zamanki deyimle- komünistler, turancılar ve
irtica, totaliter devletin devlet güvenlik güçlerince mimlenir, adım
adım izlenir, gerekli görülünce tutuklanır; cezaevlerine ya da
sürgünlere gönderilirdir. Başka bir deyişle 'resmi ideolojinin' o
'alafranga' kültür ve sanat 'seçkinleri', devletin himayesi
altındaydılar, ayrıcalıkları vardı; o kadar ki muhaliflerini polis
susturuyor.
Şimdiki rahatsızlığın altında yatan budur: 'Allah Allah, adam gerici,
şeriatçının önde gideni, çıkmış ekrana verip veriştiriyor, kimsenin
kılı kıpırdamıyor, söyledikleri yanına kalıyor.' İtiraz böyle olmuyor
mu? Ayrıca 'otoritenin' gölgesinde yaşamaya öylesine alışmış ki,
muhaliflerini fikir ve sanat düzeyinde alt edebilecek düşünce ve bilgi
donanımı da yok, sade suya tirit; nasıl olsa el üstü, gül üstü
tutulmayacak mı, gayrete ne lüzum var, buna alışılmış; şimdi
muhalifler bülbül gibi şakımaya başlayınca, hazırlık olmadığı için
'çuvallıyor'; o zaman da, harıl harıl yakınması, çevresinde bir imdat
kolu araması bundan!
Açıkça söylemeseler de, aradıkları 'imdat kolu' polis, o da değilse
asker! Şu ara komünistler ya da turancılar uluorta konuşan ciddi bir
tehdit sayılmadıkları için, korku ve kaygıları Refah yandaşı Müslüman
çevrelere yönelik; bir an için Refah'çıların yerine komünistleri
koyunuz, aynı çevrelerde aynı panik onlara karşı yaşanacak; aynı
fütursuzlukla 'bunlar niye konuşturuluyor' diye sorulacaktı.
Hep söylemez miyim, ülkemizde demokrasi filan laftan ibarettir;
Türkiye'yi halen iki kanadı (bürokrasi+burjuvazi) kapışmış gibi
görünen bir oligarşi yönetmektedir; üstelik Batı'cıdır ama, ilerici
filan da değildir; daha çok 'üstyapı alafrangasıdır'; şimdilik
'ilericilik' adına telaşa düşmüş görünenler de, o oligarşinin fikir ve
sanat alanındaki 'uzantıları'.
Attilâ İlhan, 26 Temmuz 1994
'Hangi Lâiklik' kitabının 246, 247 ve 248'inci sayfalarından alıntıdır.
* * *
Üyemiz DarginMahkum'a teşekkürlerimizle