Sırbistan ve Türkiye
Tarih: 31.03.2007 Saat: 19:05
Konu: Siyaset


Milliyetçilik, Türkiye için yeni bir şey değildir.
En azından, 'ideolojik aygıtlar' dediğimiz, 'formel' eğitimden medyaya kadar geniş alanı kapsayan toplumsal düzeyde, bu aygıtlar yoluyla topluma yukarıdan aşağıya verilen şey, 'milliyetçilik'ten başka bir şey olmamıştır.



Onun için, 1990'lara, geçen yüzyılın son 10 yılına girdiğimizde, o gün adı hâlâ 'Yugoslavya' olan ülkeye ve orada Sırbistan Cumhuriyeti'nde olanlara baktığımda, 'Bu adamlar bizi geçiyor mu yoksa?' diye şaşıyordum. Neyse, şaşmaya da, hayıflanmaya da gerek kalmadı; yetiştik, solladık, geçtik. Biz geçtik. Kimseye kaptırmadık.

Yugoslavya'da (yalnız Sırbistan değil, Hırvatlar da hiç aşağı kalmıyordu) olanlar komünizmle milliyetçilik arasındaki, bana göre son derece kalın çizginin, bazıları için ne kadar ince olduğunu gösterdi. Sırbistan'da Miloşeviç, Hırvatistan'da Tucman, komünist rejimin önde gelen adamlarıydı. Hiç zorluk çekmeden öteki ideolojiye geçtiler. Büsbütün bilmediğimiz, hazırlıklı olmadığımız bir durum değildi aslında. Tersine, bazılarımız bunun üstüne epey yazmış, geçmişin bazı olaylarını özellikle bu açıdan eleştirmiştik. Gene de, insanın gözünün önünde cereyan eden bir olay özellikle şaşırtıcı oluyor.
Parçalanan Yugoslavya'da en önemli iki güç Sırbistan ile Hırvatistan'dı. Slovenya ve daha aşağı bir düzeyde Makedonya, parçalanan bu federasyondan çıkmayı ve kapitalist ülkeler bloku içinde yer almayı akıllarına koymuşlardı. Bosna'nın durumu epey farklıydı.

Miloşeviç ve Tucman, Slovenya'nın yapmaya kararlı olduğu şeyi yapmamaya kararlıydı. O bildik 'sosyalist' sistemden, daha doğrusu onun yönetim anlayışından kopmamak için, 'milliyetçi' olmayı seçtiler. Bu, onları ve ülkelerini, 'liberal-demokratik' olmaktan 'kurtardı'. O tip bir sosyalizmden faşizme geçmek güç bir iş değildi; zaten bir tür faşizmden o tür bir sosyalizme geçmişlerdi.
Türkiye de bir rejim değişikliği eşiğinde, arifesinde vb. 'Sosyalizm'den 'faşizm'e geçmek, kitabî insana, 'kâğıt üzerinde', çok zor görünebilir. Oysa gerçekte zor olmuyor; olmadığını, yukarıda anlattığım örnekte uzun uzun seyrettik. Gelgelelim, sahipleri adını ne koyarsa koysun, 'sosyalizm' desinler, 'milli' bilmem ne desinler, 'otoriter-totaliter' düzenden liberal-demokratik düzene geçmek, 'otoriter-totaliter'in bir çeşidinden öbürüne geçmekten çok daha zor -kıyaslanamayacak kadar zor. Onun için, Türkiye'nin sorunları, Yugoslavya'nınkinden daha hafif değil. Direniş de, orada olduğundan, daha ılımlı değil.

Aslında, Türkiye'de iktidarı bırakmak istemeyenler, 'sahipler, burası 'kapitalist 'hür' dünya'nın parçası olduğu için, bu şimdiki kavgada, Yugoslav yöneticilerinin yaptığının tersini yapıp sanki sağdan sola geçermiş gibi gösteri düzenliyorlar. Bunca yıl 'emperyalizme savaş' diyenleri asmış ve tepelemiş olan bu zevat, şimdi, ağzından 'emperyalizm' lafını düşürmüyor, 'devletçilik' siyasetinin meziyetlerini övmekle bitiremiyor.

Önemli olan, dünya dengelerini, alıştığımız dünyanın dengelerini korumak. Birileri 'sosyalizm'den 'nasyonalizm'e doğru hamle etmişse, öbürleri de 'nasyonalizm'den 'sosyalizm'e doğru dümen kırmalı. Böylece, 'nasyonal sosyalizm'de kararımızı buluruz.

Ama tabii, bu serüven Sırbistan'a iyi gelmedi. Miloşeviç'e bile iyi gelmedi. Hırvatlar, 'ezilen' rolünü belirli bir başarı düzeyinde götürerek, bu işten en kârlı çıkan taraf oldular.
Yugoslavya'da kavganın dorukta olduğu yıllarda, arada bir ona ilişkin bir şeyler yazardım. Sonra bir gün, doğru hatırlıyorsam bir Kitap Fuarı'nda, o zamanın Sırbistan (Yugoslav adını kullansa da Sırbistan) elçisiyle tanıştım. Yazılarımı okuduğunu ve beğendiğini söyledi. "Tabii eleştiriyorsunuz, eleştirmelisiniz de" demişti. "Ama yazdığınızı okuyunca görüyorum ki Sırpları anlıyorsunuz."
Nasıl anlamam? Ben Türk'üm.

 


Radikal
31/03/2007







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2901