Türkiye’de hiçbir şey çok karmaşık değildir.
İki üç basit soru sormak meselenin özünü ortaya çıkarmaya yeter.
Şimdi soralım.
Ben, “Türk hükümeti ikiyüzlüdür” dersem, bu suç mudur?
Suçtur.
“Türk genelkurmayı iki yüzlüdür” dersem…
Suçtur.
“Türk yargıçları iki yüzlüdür” dersem…
Suçtur.
“Türk milletvekilleri iki yüzlüdür” dersem..
Suçtur…
Türk polisleri için söylersem…
Suçtur.
Memurlar için söylersem…
Suçtur.
Peki, “Türk aydınları iki yüzlüdür” dersem…
Suç değildir.
Onun için de Adalet Bakanı pervasızca kalkar “Türk aydınları iki yüzlüdür” der.
Niye bu ülkenin başbakanları, bakanları, milletvekilleri, generalleri,
polisleri, memurları için söylenemeyen bir söz, aydınları için söylenebilir?
Neden Türklükle ilgili neredeyse her eleştirel söz hakaret kabul edilirken,
“Türk aydınına” hakaret etmek bu denli özgürdür?
“Türk askeri,” “Türk polisi” asla dokunulamayacak değerli kavramlarken, neden
“Türk aydını” böylesine değersiz bulunur?
Ve, neden kendi ülkesinin aydınına “iki yüzlü” “vatan haini” diyecek evsafta bir
adam adalet bakanı yapılır?
Bu soruların cevabını verdiğiniz zaman Türkiye’nin ve burayı yönetmek
isteyenlerin gerçek yüzünü görürsünüz.
Bu ülkenin çocuklarına “askerin, polisin” kıymetli, “aydının” kıymetsiz olduğu
öğretilir.
Bu ülkede aydınlara hakaret etmek, onları “hain” bulmak neredeyse bir
gelenektir.
Bence, utanılacak bir gelenek.
Her toplumda, aydınla toplum arasında bir gerginlik vardır.
Aydınlar, toplumu olduğu yerden daha ileriye gitmeye zorlar.
Toplumsa kolayca değişip ilerleyemez.
Ama gelişmiş toplumlarda bu gerginlik aydınlara saygı gösterilmesine engel
olmaz; çünkü onların çocuklarına “uluslarını, ırklarını, toplumlarını,
ülkelerini” yüceltenin aydınlar olduğu anlatılır.
Siz hiç Shakespeare ile değil de Cromwell’le övünen bir İngiliz gördünüz mü?
Balzac’la değil de Robespiyer ile övünen bir Fransız’a rastladınız mı?
Bizim “Deli Petro dediğimiz Büyük Petro’yu Tolstoy’dan, Dostoyevski’den daha
değerli bulan bir Rus’la karşılaştınız mı?
Niye peki bu ülke aydınlarıyla övünmez?
Elli yıl sonra, birisi Türklerden bahsettiğinde insanlar Türk diye kimleri
hatırlayacak?
Türklüğü bu kadar değerli bulduklarını söyleyen insanların, elli yıl sonra Türk
sözcüğünün insanlarda saygı uyandırmasını sağlayacak olan aydınlarına
sövmelerinde garip bir çelişki yok mu?
Bakın, Türkiye kalkınabilir.
Zengin olabilir.
İhracatını artırabilir.
Üretim yapabilir.
Ama bunların hiç biri Türkiye’yi “gelişmiş” bir ülke yapmaz.
Bir ülke parasıyla kalkınır, aydınıyla gelişir.
Türkiye kalkınıyor.
Ama gelişemiyor.
Çünkü burada bir general için söyleyemeyeceği sözü bir aydın için fütursuzca
söyleyebilen adamlar hala bakan yapılıyor.
Türkiye bir gün gelişecek.
Bir gün kendisini bütün dünyada temsil eden aydınlarıyla övünecek.
O zaman da generalinden korkup aydınına söven bir adamı adalet bakanı
yapmayacak.
Gelişmiş ülkelerde böylelerini bakan yapmıyorlar.
Zaten onun için böyle insanlar aydınlara da gelişmişliğe de düşman.
Gazetem.net
26/2/2007