"Takva" bir tarikatın tahsildarı olan sade müminin geçirdiği değişim
aracılığıyla evrensel para-iman çelişkisini anlatıyor
"Takva"
Hem insan ruhunu hem geleneksel toplum yapısını katman katman açımlayan "Takva"
sezonun ve sinemamızın en önemli filmlerinden biri olarak hemen sivriliyor.
"Takva", dinle kurduğu gönül yoluyla iman ilişkisi, bir tarikatın ona aniden
sunduğu para ve iktidar yüzünden bozulan; yavaş yavaş dengesini yitiren bir
adamın öyküsünü anlatıyor. Bastırılmış cinselliği ve geleneksel milliyetçiliği
de kişiliğindeki bu ani kırılma sürecinde ortaya çıkan Muharrem'in yoksul ve
mütevazı hayatını altüst eden tarikat aracılığıyla evrensel para-iman
çelişkisini sergiliyor.
Filmin teknik yönden ne kadar sağlam olduğu yurtdışında hemen kabul görüp
ödüllendirilmesinden anlaşılıyor. Asıl üzerinde durulması gereken, laiklik ve
tarikatların da önemli aktörleri olduğu siyasal İslam tartışması içinde
yıllardır çalkalanan Türkiye'de adı "Takva" olan bir filmin hassasiyetle ve
dengeli biçimde bir sanat yapıtına dönüştürülebilmesi.
Titiz bir çalışma
Senarist Önder Çakar ve yönetmen Özer Kızıltan olaya kendi ideolojileri
merceğinden bakarken kimi öğeleri gereksiz derecede büyütme, irtica korkusunu
körükleme, bir yaşam tarzını yargılama vb. hatalara düşmedi. Aksine imanı
-ekonomisi dahil- insani saflığıyla ve zaaflarıyla olduğu gibi betimleme
başarısını gösterdi.
Muharrem, devam ettiği dergahın şeyhi, onun pragmatik yardımcısı Rauf ve
Muharrem'in tarikat içi ekonomik zincirin klipsi haline geldiğini fark eden
çıkar çevreleri en doğal biçimde aktarılıyor.
Soğan gibi kalın yapraklar ve ince zarlarla birbiri üstüne gelerek bütünü
oluşturmuş ama kolayca birbirinden ayrılabilen bir kimliği ve onu belirleyen,
etkileyen çevreyi titizlikle beyazperdeye aktarıyor
"Takva".
Soğanın cücüğünde Arnavut göçmeni bir anne-babanın eski İstanbul'un Müslüman
semtlerinde yaşayıp çalışan, dini ve milliyetçiliği geleneksel biçimde hayatına
yedirmiş, evlenmediği için yaşayamadığı cinselliği rüyalarında patlayan Muharrem
var. Yüzyıllar öncesinden devralınan bir mirası koruyup yaygınlaştırmak, modern
dünyada var olabilmek için maddi koşulları zorlayan, Ankara dahil güç
odaklarıyla işbirliği yapan İsmail Efendi dergahında saflığı, tam da bir müminin
yapması gerektiği gibi sadece gönül yoluyla dine bağlılığı sayesinde prim
yapıyor.
Şeyh yorumu mükemmel
Şeyh, açıkgözlü ve işbilir yardımcısı Rauf'un aklından çok Muharrem'in ruhuna
güvenerek onu tarikatın kayıt dışı gelirlerinin tahsildarı olarak seçiyor. Ancak
çuval toptancısının çırağı, birdenbire kendini şık giyimli, dergahta yatıp
kalkan, şoförlü arabası olan, herkesten itibar gören önemli bir kişilik olarak
bulunca durumu kaldıramıyor. İmanı ve iktidar arasında sıkışıp kalıyor.
Muharrem, Muharrem Efendi kimliğini taşıyamıyor. Onun değişimi Montesquieu'nün
iktidarı kötüye kullanma eğiliminden çok bilinçaltında Lacancı yaklaşımla
açıklanması yakışık alacak bir kırılmanın meydana gelmesi.
Erkan Can böylesine dramatik bir değişimi perdede bütün enerjisiyle yansıtıyor.
Güven Kıraç, Rauf rolünde "Masumiyet"teki Yusuf'la yarışacak bir performans
veriyor. Almanya'da yaşayan Meray Ülgen'in görmüş geçirmiş şeyh yorumu ise
mükemmel.
"Takva"
Yön: Özer Kızıltan
Oyn: Erkan Can (Muharrem), Güven Kıraç (Rauf), Meray Ülgen (Şeyh), Settar
Tanrıöğen (Ali Bey), Erman Saban (Muhittin)
Sen: Önder Çakar
Gör: Soykut Turan
Müz: Gökçe Akçelik
Alin TAŞÇIYAN
Milliyet
1/12/2006