"Takva" Yazık oldu Muharrem Efendi'ye
Tarih: 01.12.2006 Saat: 17:14
Konu: Sinema


"Takva" bir tarikatın tahsildarı olan sade müminin geçirdiği değişim aracılığıyla evrensel para-iman çelişkisini anlatıyor

"Takva"

Hem insan ruhunu hem geleneksel toplum yapısını katman katman açımlayan "Takva" sezonun ve sinemamızın en önemli filmlerinden biri olarak hemen sivriliyor.
"Takva", dinle kurduğu gönül yoluyla iman ilişkisi, bir tarikatın ona aniden sunduğu para ve iktidar yüzünden bozulan; yavaş yavaş dengesini yitiren bir adamın öyküsünü anlatıyor. Bastırılmış cinselliği ve geleneksel milliyetçiliği de kişiliğindeki bu ani kırılma sürecinde ortaya çıkan Muharrem'in yoksul ve mütevazı hayatını altüst eden tarikat aracılığıyla evrensel para-iman çelişkisini sergiliyor.



Filmin teknik yönden ne kadar sağlam olduğu yurtdışında hemen kabul görüp ödüllendirilmesinden anlaşılıyor. Asıl üzerinde durulması gereken, laiklik ve tarikatların da önemli aktörleri olduğu siyasal İslam tartışması içinde yıllardır çalkalanan Türkiye'de adı "Takva" olan bir filmin hassasiyetle ve dengeli biçimde bir sanat yapıtına dönüştürülebilmesi.

Titiz bir çalışma
Senarist Önder Çakar ve yönetmen Özer Kızıltan olaya kendi ideolojileri merceğinden bakarken kimi öğeleri gereksiz derecede büyütme, irtica korkusunu körükleme, bir yaşam tarzını yargılama vb. hatalara düşmedi. Aksine imanı -ekonomisi dahil- insani saflığıyla ve zaaflarıyla olduğu gibi betimleme başarısını gösterdi.
Muharrem, devam ettiği dergahın şeyhi, onun pragmatik yardımcısı Rauf ve Muharrem'in tarikat içi ekonomik zincirin klipsi haline geldiğini fark eden çıkar çevreleri en doğal biçimde aktarılıyor.
Soğan gibi kalın yapraklar ve ince zarlarla birbiri üstüne gelerek bütünü oluşturmuş ama kolayca birbirinden ayrılabilen bir kimliği ve onu belirleyen, etkileyen çevreyi titizlikle beyazperdeye aktarıyor
"Takva".

Soğanın cücüğünde Arnavut göçmeni bir anne-babanın eski İstanbul'un Müslüman semtlerinde yaşayıp çalışan, dini ve milliyetçiliği geleneksel biçimde hayatına yedirmiş, evlenmediği için yaşayamadığı cinselliği rüyalarında patlayan Muharrem var. Yüzyıllar öncesinden devralınan bir mirası koruyup yaygınlaştırmak, modern dünyada var olabilmek için maddi koşulları zorlayan, Ankara dahil güç odaklarıyla işbirliği yapan İsmail Efendi dergahında saflığı, tam da bir müminin yapması gerektiği gibi sadece gönül yoluyla dine bağlılığı sayesinde prim yapıyor.

Şeyh yorumu mükemmel

Şeyh, açıkgözlü ve işbilir yardımcısı Rauf'un aklından çok Muharrem'in ruhuna güvenerek onu tarikatın kayıt dışı gelirlerinin tahsildarı olarak seçiyor. Ancak çuval toptancısının çırağı, birdenbire kendini şık giyimli, dergahta yatıp kalkan, şoförlü arabası olan, herkesten itibar gören önemli bir kişilik olarak bulunca durumu kaldıramıyor. İmanı ve iktidar arasında sıkışıp kalıyor.
Muharrem, Muharrem Efendi kimliğini taşıyamıyor. Onun değişimi Montesquieu'nün iktidarı kötüye kullanma eğiliminden çok bilinçaltında Lacancı yaklaşımla açıklanması yakışık alacak bir kırılmanın meydana gelmesi.

Erkan Can böylesine dramatik bir değişimi perdede bütün enerjisiyle yansıtıyor. Güven Kıraç, Rauf rolünde "Masumiyet"teki Yusuf'la yarışacak bir performans veriyor. Almanya'da yaşayan Meray Ülgen'in görmüş geçirmiş şeyh yorumu ise mükemmel.

"Takva"
Yön: Özer Kızıltan
Oyn: Erkan Can (Muharrem), Güven Kıraç (Rauf), Meray Ülgen (Şeyh), Settar Tanrıöğen (Ali Bey), Erman Saban (Muhittin)
Sen: Önder Çakar
Gör: Soykut Turan
Müz: Gökçe Akçelik
 

Alin TAŞÇIYAN

Milliyet
1/12/2006







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2175