İmam hatiplere Evren yorumu:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
Önceki gece NTV'de imam hatipler konusunu işlediğimiz "Neden" programından sonra
7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren aradı.
"Programını izledim. Güzeldi. Ama keşke bana da sorsaydın?" dedi. Sonra da bir
anısını anlattı:
1962'de Muş'ta albayken, yürüyerek okuluna giden bir çocuğu yolda arabasına
almış.
"Hangi okula gidiyorsun?" diye sormuş.
"İmam hatibe" demiş çocuk.
"Niye imam hatibe gidiyorsun? Bak cin gibi çocuksun" demiş Evren albay...
"Dedem oraya gönderdi" cevabını almış.
"İmam hatiplilerin çoğu ana baba zoruyla gidiyor" dedi Evren:
"Bu çocuğun ne günahı var? Bu çocuk yarın fakülte okumak isterse imam hatibe ya
da endüstri mesleğe gitti diye almayalım mı sınava? Vicdanı sızlar insanın..."
Evren Paşa, programda Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'i de dinlediğini
söyledi:
"Şûranın son kararını tetkik etmedim, ama benim görüşüm şu: İmam hatipliler için
kendi alanı dışındaki üniversitelere giriş zorlaştırılabilir, ama hiç almamak
taraftarı değilim. Çocuk zorlaştırmamıza rağmen kazanıyorsa demek ki kabiliyetli
imiş, kazanmış. Belki üniversiteye gidince o kafasını değiştirir. Ama kendi
camiasında kalırsa onu devam ettirir."
Biz hiç İHL açmadık
Asıl arama nedeni, programda ekrana yansıyan bir grafikte imam hatip okullarının
sayısının 1980 yılında da artıyor gibi görünmesiydi.
"O yıl ocak-eylül arası 31 imam hatip okulu açılmıştır" dedi.
12 Eylül'den sonra Milli Eğitim Bakanı Hasan Sağlam, "Bu okulları ne yapalım?"
diye sormuş. Evren:
"Açılmış artık, kapatamayız. Sonra 'Okul kapattı' derler. Bunlar kalsın, ama
lise bölümü yapılmasın" demiş ve "Artık hiçbir ilde imam hatip lisesi
açılmayacak" diye talimat vermiş. İnşaatı devam edenleri de durdurtmuş. Sadece o
dönemki Tunceli valisinin talebiyle Tunceli'de bir tane açılmasına izin vermiş.
Kendisi "1980-85 döneminde başka hiç imam hatip açılmadığını" söyledi.
Kapatmak çare değil
"Kapatmayı düşündünüz mü?" diye sordum.
"Hayır. Kapatmak çare değil" dedi Evren... Bu okulları ilk açanın 1924'te
Atatürk olduğunu hatırlattı.
Atatürk'ün "Seçkin ve gerçek din adamı yetiştirecek öğrenim kurumlarına sahip
olmalıyız" dediğini, "Dinin hükümlerini öğretmeye mecburuz. Bunun yeri de
okuldur" görüşünü savunduğunu söyledi.
Seçmeli din derslerini bu nedenle mecburi yaptıklarını belirtti.
"Okulda din dersi yok diye veliler çocuğa dini yalan yanlış öğretiyor ya da imam
hatibe gönderiyordu. 'Çocuk okulda doğrusunu öğrensin' diye düşündük. İyi ki de
öyle yapmışız. Çok müspet tepkiler aldık dedi.
Menfi tepkiler de olduğunu, bu derslerin içeriğinin tartışıldığını hatırlattım.
"Tabii suiistimal edilirse, derste yobazlık anlatılırsa, din safsataya dökülürse
kötü olur" cevabını verdi.
Ecevit yaptı
İHL mezunlarının üniversitelerin her bölümüne girmesine olanak sağlayan
düzenlemenin 16 Haziran 1983 tarihinde yapılan bir yasa değişikliğiyle kendi
dönemlerinde yapıldığını hatırlattım.
"Daha önce bunu yapan Ecevit'tir. Erbakan yaptırmıştır" dedi.
1973 tarihli 1739 sayılı kanunun 31. maddesiyle imam hatiplerin "hem mesleğe,
hem de yükseköğretime hazırlayan öğretim kurumları" olarak nitelendirildiğini
hatırlattı.
(Not: Bu doğru! Ancak yapan, Ecevit değil, Naim Talu hükümeti... O ara dönemde
diğer liselerin edebiyat kolu mezunlarının girebildikleri bölümlere İHL
mezunlarının da girebilmesinin yolu açıldı. 12 Eylül'de bu hak genişletildi ve
fen bölümlerine de girme hakkı tanındı. Artık imam hatipliler mühendislik, tıp
gibi üniversitelere de girebileceklerdi.)
Medeniler de var
"Ancak imam hatip mezunlarının hepsi de yobaz değil. Medeni olanlar da var"
diyerek eski Muğla Üniversitesi rektörünü örnek verdi Evren:
"İlahiyatçıydı, içkisini de içer, eğlenmeye de giderdi. Din kültürü almış,
medeni bir insandı."
Evren Paşa'nın önerisi şu:
"Türkiye'nin ne kadar imama ihtiyacı varsa, o belirlensin, ona uygun sayıda
öğrenci alınsın. Ama alınan İHL öğrencilerine de her üniversiteye girme şansı
tanınsın."
Milliyet
23/11/2006