Parayla saadet olmaz, nokta!
Tarih: 23.11.2006 Saat: 05:03
Konu: Deneme


Diyenler haklı çıktı, son yapılan araştırmalar zengin ve gelişmiş ülkelerde yaşayan gençlerin, yoksul ve az gelişmiş ülkelerdeki yaşıtlarından iki kat daha mutsuz ve umutsuz olduğunu inkar edilemez biçimde ortaya koyuyor. Yani parayla saadet olmayacağı artık bilimsel bir gerçek...



Maneviyatı güçlü insanlar için bu zaten belliydi, şimdi bilim de bu gerçeğin farkına varmış bulunuyor. Aradaki fark, maneviyatı güçlü olanlar bu duruma şaşırmıyor, insanlığın saadetini maddi ilerlemede gören modern zaman zihinleri ise muhtemel ki şaşkınlıklar içinde. Her türlü lüks ve konfora sahip, istediğini istediği kadar tüketebilen varsıl gençler neden mutsuz? Dertleri ne? Neden sahip oldukları onca şeye karşın bir türlü ruhlarını huzura erdiremiyorlar? Çağımız insanının cevabını bulması gereken temel sorulardan biri bu.

Bu noktaya yeniden dönmek şartıyla, yapılan araştırmaya ilişkin birkaç detay verelim: MTV Networks International isimli bir kuruluş, farklı gelişmişlik seviyesine sahip 14 ayrı ülkede, yaşları 16 ila 34 arasında değişen 5400 kişiye sorular sorarak bu araştırmayı gerçekleştirmiş. Bu araştırma sonucunda dünyanın en gelişmiş ülkelerinden ABD ve İngiltere'de gençlerin yüzde 30'dan daha azının mutlu ve umutlu olduğu gerçeği ortaya çıkmış. Bu oran Japonya'da yüzde 8'lere kadar iniyor. En mutlular ise Hintli, Çinli ve Güney Afrikalı gençler... Araştırmanın yapıldığı 14 ülke arasında hiç İslam ülkesi yok. Bu sebeple İslam coğrafyasında bu bağlamda durumun ne olduğunu bilemiyoruz. Bu çok da önemli değil, çünkü refah toplumlarıyla sorunlarla boğuşan ülkeler arasındaki sosyo-psikolojik farkı görmek için bu tablonun verileri yeterli...

Konunun basit bir maddiyat-maneviyat tartışmasıyla aydınlatılamayacak kadar karmaşık olduğunun farkındayım. Bu konuda pek çok şey söylenebilir, pek çok tez ileri sürülebilir. Ancak çok ayan beyan olan bir gerçek var; refah toplumu olma yolunda en ileri adımları atmış olan toplumlar, bireylerine umut aşılamak, ruhları doyuma ulaştırmak konusunda aynı başarıyı gösteremiyorlar. Sahip oldukça daha fazlasını isteyen, elde ettikleriyle yetinmeyi asla beceremeyen bu toplumlar aslında tam bir psikolojik tıkanma yaşıyorlar. Daha az gelişen toplumlar, belki de henüz varacakları pek çok maddi hedef olduğundan gelecekleriyle ilgili umutlarını muhafaza ediyorlar. Şöyle özetleyebiliriz; az gelişmişlerin ulaşmak için çalışıp çabaladıkları noktada bulunan gelişmişler artık önlerinde gidilecek bir yol kalmadığını farkediyorlar.

Bu noktada kimin durumu daha trajik bilemiyorum. Geldikleri noktada yolların tükendiğini farkedenler mi, yolların tükendiği o noktaya ulaşmak için çalışıp didinenler mi? Gelişmişlerin mutsuzluğu mu, yoksa gelişmekte olanların mutluluğu mu daha sanal? Cevap kimin lehine olursa olsun sonuç insanlığın aleyhine olacak!

Lafı uzatmayıp bu tıkanma halini işaretleyen Dövüş Kulübü alıntısıyla lafı gediğine koyalım:

“Yaptığın iş değilsin. Cüzdanındaki para, sırtındaki üniforman ya da sana bugüne kadar değer verilmesini sağlayan diğer özelliklerin. Aslında bunların seninle hiçbir ilgisi yok... Kendini saydam ve her an eriyebilecek bir kar tanesi gibi güzel ve eşsiz mi hissediyorsun? Sen aslında hiçbir şeysin. Çünkü sahip olduğun varlıklar gün gelip sana sahip olmaya başlarlar. Sonra ne mi olur? Önce uyuyamamaya başlarsın. Ardından çevrendeki her şeye yabancılaşmaya..”

Bütün bunların üstüne.. Peki ya maneviyat diyenler, bakın bakalım pusulanız hala elinizde mi?




Yenişafak
23/11/2006







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2045