Eflatun, 2500 yıl önce yazdığı "Devlet"te şöyle diyordu:
"Tanrı, aranızdan önder olarak yarattıklarının mayasına altın katmıştır. O
yüzden bunlar baş tacı olurlar.
"Nasıl genç tayları gürültü patırtı içinden geçirerek ürkek olup olmadıklarına
bakarlarsa, biz de onları korkunç durumlarla karşılaştırmalı ya da tersine
insanı sürükleyen zevkler içine salmalı, altını ateşle sınar gibi sınamalıyız.
Bu denemelerden başarıyla çıkanı önderliğe getirmeli, ömür boyu şanlı
kılmalıyız. Öldükleri zaman da onlara anıtlar dikip en büyük armağanları
sunmalıyız".
***
Tanım, Bülent Ecevit'e tıpatıp uyuyor.
O da, genç tayların ananevi testinden geçti, savaşların harında sınandı. Dünyevi
zevklere sırt çevirip mücadelesine asılmasından, mayasına altın katıldığı
anlaşılınca halkının baş tacı oldu.
Şimdi o halk, kahramanına anıt dikmeye hazırlanıyor.
***
"Kahramanlar yüzyılı"ndan artakalan son birkaç mirastan biri "Karaoğlan..."
20. yüzyıl, bağımsızlık savaşlarında, iç çatışmalarda, direnişlerde bayraklaşan
bir dizi efsane yarattı.
Atatürk'le, Lenin'le, Gandi'yle, Mao'yla, Nasır'la yeni bir şekil aldı dünya...
Yüzyıl bittiğinde son kahramanlar, geride kan pahasına savunulmuş topraklar, hür
yetişmiş kuşaklar, zaferler ve acılar bırakarak çekildi sahneden...
21. yüzyılın beşiğine gömüldüler.
***
Nicedir "ulu önderler", "milli şefler", "ölümsüz hakanlar", çıkmıyor tarihten...
Zorlu bir yüzyılı aşmak için eteklerine sarıldığımız "Muhteşem Süleyman"lar, "Karaoğlan"lar,
"Başbuğ"lar, "Hoca"lar da yok artık...
Dünya, ata toprağını ancak en büyük düşmanının izniyle terk edebilen Arafat'ta,
Amerika'yı dize getiren kolunu, bir basamakta kıran Castro'da, yitip giden bir
kahramanlar kuşağının sonunu görüyor.
Çağımızın kahramanı, uğruna ateşe atılacağımız, kapısında nöbet tutacağımız,
özlü sözlerini duvara asacağımız bir efsane değil...
Sıradan bir adam...
Bizden biri...
***
Son kahramanlar gömülürken, kahramanlık da lağvedildi adeta...
Bir sözüyle kitleleri sokağa döken karizmatik önderler tüketildi.
Tapınma çağı bitti.
Sadece siyasette de değil bu; edebiyatta da nicedir bir "İnce Memed" çıkmıyor.
Beyazperdede "Tarkan"lar, "Karaoğlan"lar görülmüyor.
Güçlü liderliğin yerini ekip ruhu, takım oyunu alıyor.
21. yüzyıl, yeni liderin mayasına altın yerine aleladeliğin harcını katıyor.
***
Fakat sevinmeliyiz buna...
Ne mutlu bize ki, kahramanlara muhtaç değiliz artık...
Efsaneleri sorguluyoruz. Liderlerle aramıza mesafe koyuyoruz.
Hamasetten çok sağduyumuza güveniyoruz.
Liderimiz gücünü, kazandığı savaşlardan, döktüğü kanlardan, mucizevi
reformlardan değil, uzak durduğu cenklerden, farklılıkları uzlaştırma
yeteneğinden, denk tutabildiği bütçeden alıyor.
Kendini vazgeçilmez görenlere, her şeyi bildiğini öne sürenlere değil,
alternatif üretenlere, uzmanlıktan yararlanmayı bilenlere ve elindeki gücü
gönüllü bölüşenlere prim veriyoruz.
Kendimize çoban değil, koordinatör arıyoruz.
Kahramanca ölmek değil, insanca yaşamak istiyoruz.
***
Ecevit'i uğurlarken, adil bir dünya uğruna kendi hayatından vazgeçen kahramanlar
kuşağını da saygıyla selamlıyoruz.
Onlar yolumuzu aydınlatarak bizi karanlık bir yüzyıldan çıkardılar.
Ve bize sadece kahraman olmayı değil, kahramanlara muhtaç olmadan yaşamayı da
öğrettiler.
NOT: Bu yazıyı Yaser Arafat öldüğünde yazmıştım.
Bu kez Arafat isminin geçtiği yerlere Ecevit yazdım.
Milliyet
13/11/2006