Parantezler
Tarih: 15.12.2004 Saat: 21:53
Konu: Deneme


İnsanlar konuşurken kelimelerini yerlere düşürüyorlar. Sonra da o kelimeleri orada bırakıp gidiyorlar. Ya gerçekten düşürdüklerini farketmiyorlar ya da eğilip alacak kadar önemli bulmuyorlar onları. Bana sorarsanız her iki durumda da büyük bir kayba uğruyorlar. Çünkü düşürdükleri kelimelere bir daha sahip olamıyorlar.

Bunu söylerken, aynı harfleri yanyana getirip telaffuz edemiyorlar demek istemiyorum. Benim söylemek istediğim, aynı harfleri yanyana getirerek söyleseler de söylediklerinin yere düşen o kelime olmadığı... Çünkü kelimeler söylendikleri an ve durum için var olurlar. O anı ve o durumu ifade ederler. Onları hafızamızdaki bir sandıkta saklayıp yeniden hatırlayabilirsek uzun bir ömürleri olabiliyor. Ama yere düşürür kaybedersek; bir süre sonra solgunlaşır ve daha sonra da kuruyup giderler. Bizim kelimelerimiz olmaktan çıkarlar. Kaybolurlar. Sonradan aynı harfleri yanyana getirmeyi başarabilsek de, aynı kelimeyi söylemeyi başaramayız. Başka bir anı ve başka bir durumu anlatır yeni kelimemiz.



Dolayısıyla başka bir cümlenin parçasıdır. Onunla eski cümlelerimizden kalan boşlukları dolduramayız. Çünkü anlamlar yama tutmaz. Eksilmiş bir cümle bir daha tamamlanamaz. En iyisi söylerken kelimeleri hiç yere düşürmemek, cümleleri hiç eksik bırakmamak...

Söylediklerini biriktirmeyenler, gün gelir söyleyecek yeni bir şey bulamazlar.

Bu durakta neden beklediğimi bilmiyorum. Çünkü bu duraktan geçen otobüslerin seferleri çok zaman önce durduruldu. Üstelik benim de bir yere gideceğim filan yok. Yine de gelip hergün birkaç saat bu durakta oturuyorum. Belki bir otobüs yolunu şaşırıp gelse ve önümde dursa, binip bilmediğim bir yere doğru giderdim. Ama ihtimaller dünyasının böyle eğlenceli ihtimallere pek yüz vermediği de ortada. Otobüsler genellikle yollarını şaşırmıyorlar.

Dünyayı dolduran insanların tamamına yakını otobüslerin hangi duraklardan geçtiği ve kendilerinin nereye gitmek istediği gibi konularda bir fikirleri oluyor. Benim gibiler istisna!.. İhtimaller dünyası neden işini gücünü bırakıp benim gibi istisnalarla uğraşsın! Neyi beklediğini ve gidecek bir yeri olup olmadığını tam olarak bilemeyen biz istisnalar; adımız üstümüzde, kayda değer sayılara ulaşıp çoğunluğun yaşamak hakkındaki kararlarını etkileyemeyi denemiyoruz hiçbir zaman. İstesek de bunu başaramayız zaten. Ne onların yapageldiklerinin dışında bir arayışları var, ne de bizim onlara ayıracak kadar vaktimiz.

Bizim bütün ömrümüz, otobüslerin geçmediği duraklarda, gemilerin yanaşmadığı rıhtımlarda, trenlerin uğramadığı istasyonlarda ve kimselerin görünmediği pencerelerde oturup beklemekle geçiyor. Bu bekleme hali, uzun süren bir öğle sıcağı gibi titreşerek bütün ömrümüzü dolduruyor bizim.

Mürekkebin de bir kaderi var mutlaka. Herşey gibi...

Durmadan kolları hayata sıvalı ve gönlü kanat çırpmaya hevesli bir halde yakalanan bu tedbirsiz kalem; daha yazmaya başlamadan çürümeye yüz tutan bu sayfalara daha fazla ne yazabilir?

Her fırsatta yüzüne vurulan bitmek bilmez sürgünlüğünden başka...

 







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=196