
Suskunluğun dili
Tarih: 03.12.2004 Saat: 21:39 Konu: Deneme
Son zamanlarda sizi her zamankinden daha da suskun görüyorum. Konuşmanın bir
yerinde susuyor ve sözünü ettiğimiz dünyadan
tamamen kopuyorsunuz.
Âniden sessizleşiyor ve tümüyle çekiyorsunuz kendinizi yanımızdan. Bizler,
konuşmanın orta yerinde usulca pencerelerinizi kapatıvermenizi görmezden geliyor
ve kaçıp gitmenizi hiç fark
etmemiş gibi sözlerimizi sürdürüyoruz. Görünüşe göre
bizim bu aldırışsız tavrımız, sizi pek rahatsız da etmiyor.
Hatta, kendi içinize kapandıktan sonra, bizim varlığımızla en ufak bir ilginizin
kalmadığı bile söylenebilir. Kapalı
kaldığınız o süre içinde, çok muhtemeldir ki
siz sadece kendinizle konuşuyorsunuz ve orada bir ikinci konuşmacıya da pek yer
yok. Aslında ben sizi çok iyi anlıyorum. Kendinizi bir anda sürüp giden bütün bu
kuru gürültünün içinden
çekip alabilme yeteneğiniz, bende tarifi güç bir
hayranlık duygusu uyandırıyor. Doğrusunu isterseniz, sizdeki bu inanılmaz
yeteneğin bende de olmasını çok isterdim.
Ama korkarım yok ve ben böyle bir yeteneği sonradan
edinebilecek kadar heyecan
dolu bir insan da değilim. Ben daha çok sözlerin kalabalığında gizlemeye
çalışıyorum kendimi. İnanın en az sizin kadar yoruluyorum yaşamaktan ve en az
sizin kadar istiyorum herşeyin kısa bir zaman için
bile olsa biraz dışına
çıkabilmeyi.
Başarabildiğim kuşkulu... Ama ben yine de deneyip duruyorum. Sözlerin ençok
sıradanlaştığı, anlamlarından ençok soyunduğu anlarda sahne alıyor ve dakikalar
boyunca lafı kimseye
bırakmayarak konuşuyorum. Sanırım bunu yaparken pek de
zorlanmıyorum. Çünkü benim bu konuşkan sessizliğimi inandırıcı buluyor herkes.
Kimse aslında o anda orada olmayabileceğim ihtimalini aklına getirmiyor. Sizin
suskun firarlarınız nasıl görmezden geliniyorsa, benim bu gürültülü
kayboluşlarım da o kadar gizlenebiliyor gözlerden. Aradaki tek fark, sizin
umursamaz asaletiniz... O kadar kendiniz gibi çekiliyorsunuz ki aramızdan; içten
içe
farketsek bile yokluğunuzu, bir şey koyamıyoruz yerinize. Oysa ben o
anlamsız tiradlarımı kestiğim anda, lafı alıp aynı çamurlu yollardan geçirecek
birileri bulunuyor mutlaka.
Hepimizin paçaları çamurlu oluyor bu yüzden.
Bir tek siz bunun dışında
kalıyorsunuz. Âni kopuşlarınız ve ısrarla görmezden gelinen o çok çarpıcı
suskunluğunuz sizi ayırıyor hepimizden. Bütün bu hengame sona erdiğinde,
aramızda sadece sizin gerçekten söylenmiş birkaç
sözünüz olduğunu görecek ve
muhtemelen acıyacağız bu yüzden kendimize. İçinizde neler oluyor, böyle
dakikalar boyunca kendinizle neler konuşuyorsunuz, bilemiyorum. Ama
gözlerinizdeki derinliğin her geçen gün biraz daha arttığına
bakılırsa, her
söylediğiniz yer ediyor ruhunuzda.
Dilinizdeki sükunetin izlerini, dilinize oranla biraz daha konuşkan bulduğum
gözlerinizde arıyorum ben bu yüzden. Göz kapaklarınız, sözlerinizi kilitleyen
dudaklarınız kadar
mahir değiller laf aramızda. Ağzınızdan kaçırmadığınız
sözcüklerin bir kısmı gözlerinizden kaçıveriyor. Sizin hakkınızda söylediğim
bunca şeyin altında, gözlerinizden topladığım bu ipuçları yatıyor anlayacağınız.
Sizi doğru anlayıp
anlamadığımı bilmiyorum, ama bu çok da önemli değil!
Önemli olan insanların içinde yaşayan bir insanın, insanların dışında ve kendi
içinde bir yerlerde daha dönüp durduğunu farkedebilmektir. Bunu farketmek, şunu
söyleyebilmeye de imkan veriyor çünkü: Suskunluklar, yalanı olmayan
konuşkanlıklardır.
|
|