
Kan tükürsün adını bensiz anan dudaklar
Tarih: 29.11.2004 Saat: 03:58 Konu: İdris özyol
Geceyi gövdemizle ikiye yararak ve iki uçuruma da gülen gözlerle bakarak,
herhangi birisine atlar mısın benimle?
Arka sokaklardan şehrin göbeğine doğru fırlayan iki itten biri olarak ben,
ayaklarımın kırılması pahasına, uzak ve parfüm kokulu ve kravatlı ve tayyörlü ve
pahalı ve şımarık ve doğuştan şanslı herşeyi ama herşeyi ısırmaya
doğru
koşuyorum. Ve o iki itten biri olan sen, yani ezik kadın, yani varoş güzeli,
yani kenar mahalle dilberi, yani ayrı dünyaların kızı, yani arabesk çiçeği, yani
başkalarının çelenklerinden çalınmış bir karanfil, yani kibritçi kız, yani
ekmekçi kadın, yani Raskolnikov'un önünde diz çöktüğü Sophia, yani sen, itliğime
gerekçesin. Bu kibar beyleri ve havalı kadınları senin yüzünden ısırmaktayım.
Isırmak ne kelime, parçalamaktayım zihinlerini, göğüslerini, vicdanlarını.
Onların kokuları yüzünden yönünü yitirdiğin bu haritasız karanlıkta, bu
kalpsizler şehrinde, bu çamur ve irini gizlemek için atılmış cafcaflı boyaların
altında bulduğum her gerçeği, onların iğrenç gerçekliğini, kocaman bir et
parçası gibi ağzımla sürükleyerek önüne koydum. Önüne koyduklarım yüzünden bu
kadar güzel koşmaktasın ve onları getirirken harcadığım kas gücü yüzünden bu
kadar iyi savaşmaktayım ben. İki itten biri ben, iki itten biri sen...
Bu insansız avluları, bu ruhsuz konakları koruyan köpek kulübeleri seni
kandırmasın. Kandırmasın seni zehirli et, bedeli ağır kemik ve hatta kemik süsü
verilmiş o plastik oyuncaklar. Onların plastik hayatlarına doğru havlamak
istiyorsan,
ben, gövdemi it dalaşlarında parçalata parçalata giderim yanından.
Giderim duvarlarına şehrin yumruklar vura vura. Bu şehir, avuçlarımızın içi
kadar küçüktür ve hatta avuçlarımızın içine konmuş bir sinek gibidir. Kapatsak
avuçlarımızı
ezile ezile ölür bu şehir. Sinek kadar küçük hayatlar için
ağlamamalısın. Dev ve kirli bir it ruhunu sürükleyerek ardımız sıra ve kendi
dişlerimizle sökerek kalbimizi, meçhul bir kavgada ölünceye kadar koşmayı teklif
ediyorum sana. Yön
yok. Yol yok. Amaç yok. Ve işte yön bu, yol bu, amaç bu...
Geceyi gövdemizle ikiye yararak ve iki uçuruma da gülen gözlerle bakarak,
herhangi birisine atlar mısın benimle? Ben bütün uçurumlara atlarım seninle. Ben
koşarak yolu yarılamış topal bir itim, ben hergeleyim, ter içindeyim seni
severken ve kalbimi göstersem korkarsın ve işaret parmağımın ucuna direnemez
gözlerin ve bütün kalelerini dünyanın tek tek düşürdüm ve artık gördüklerimi
yakmak vaktidir. Yakmak vaktidir gövdemizle ikiye ayırdığımız dünyanın her iki
ucunu da. Barbarım. Barbarsın. Kırıcıyım. Kırıcısın. İğrencim. İğrençsin. Ahh
benim güzel itim, sende bütün itliklerimi sevdim ben ve sende dişlerim diş
olmanın keyfini yaşadı. Bu kalır işte benden geri. Bu kalır işte senden geri.
|
|