
Korku dağları bekliyor
Tarih: 28.11.2004 Saat: 01:37 Konu: İdris özyol
Dokunduğun bütün yerleri özgürlüğün kalesi haline getirmeliydin. Ve orada ne tek
damla karanlık, ne tek parça zulüm, ne tek santim
haksızlık kalmamalıydı. Senden
doğan çocuklar, iki ucundan tutarak karanlığı bir patiska gibi ikiye ayırmalıydı.
İkiye ayırmalıydı sömürünün başkentlerini saçları yarınların ateşiyle tutuşmuş
delikanlılar ve genç kızlar.
Böyle oğullar ve böyle kızlar büyütmeliydik biz. Ve büyük olmak, anne-baba
olmak, ata olmak bir güvercin gibi yavrularının üstüne kol kanat germek değil,
onları ağacın en tepesinden aşağıya atmak gibi birşey olmalıydı ve o
yavru
güvercin ya öğrenmeliydi uçmayı ya da esaretin sert toprağına çakılmalıydı.
Böyle çocuklar yetiştirdiniz mi? Ya da böyle mi yetiştiriyorsunuz çocuklarınızı?
Kavganın dalgalarına atılan her genç beden, her evladınız sizde bir üzüntü,
bir
korku, bir tedirginlik mi oluşturuyor? Tutup güvenli topraklarınıza mı
çekiyorsunuz onları? Sizin topraklarınız güvenli değil ki.
Yeryüzünde özgürlüğün gürül gürül akamadığı topraklar olduğu sürece nasıl
güvenli olabilir sizin
küçük ülkeleriniz? Evleriniz, odalarınız, ocaklarınız ne
kadar sıcak şehrin sokaklarında çocuklar soğuktan titrerken? Ve bir tinerci
çocuk, çıplak göğsünü yırtarken Beyoğlu'nun arka sokaklarında, ne işe yarar
sizin sofranızdaki dumanı
tüten çorba? Yeryüzü kan revan!
Her insan için, her beden, her yüz, her evlat için üstünde salına salına
gezebileceği bir meyve bahçesi olmalıydı dünya. Her meyve, bütün halkların
nefesiyle kızarmalı ve kızaran meyvelere
hep birlikte uzanmalıydık. Bizim
olmalıydı bütün şehirler, bütün yerleşimler, bütün tarlalar, bütün fabrikalar.
Ve adil, ve mutlu, ve geniş, ve doğurgan, ve müreffeh hayatlarımız içine
doğmalıydı bütün çocuklar. Bütün çocukları tek bir el gibi
sevmeliydik.
Sevebilmeliydik. Niye elleriniz ellerimizin içinde değil? Niye ateşimize uzanmaz
ateşiniz? Niye kendi ocağınızda kendinize yemek pişirmektesiniz? Niye kavgayı
duyunca kulaklarınız sağırlaşmakta, diliniz tutulmakta? Siz
bu dünyaya korkmak
için mi getirirdiniz ve korkak çocuklar yetiştirmek için mi ebeveyn kılındınız
siz? Siz nesiniz sevgili kardeşim? Ve sizin için nedir inanç, nedir iman, nedir
ahlak, nedir kavga? Cevaplarınızdaki tedirginliği ve
çocuklarınızdan
torunlarınıza doğru akmakta olan ürkekliği hiç sevmiyoruz. Sizi hiç sevmiyoruz
sevgili kardeşim. Yeryüzü bölük pörçük!
|
|