Uçakan’a Milliyet Şamarı!
Tarih: 05.05.2006 Saat: 17:03
Konu: Sinema



A. Hakan’lar, Mesut’lar, şunlar bunlar… Onlardan ortalıkta çok var. Dipnotlarını okumaktan bıktığımız seyreltilmiş düşünce ortamının ucuz ürünlerinden bahsediyorum, kasları alınmış adamlardan.

Üç zavallı ytl’ye kendi kişisel tarihlerini satanlar elbet ‘gerçek’ten ağızlarının payını alacaklar.

Ama bu pay, ceplerine değil başka yerlerine girecek. Bir zamanlar ‘kimlik’ imajıyla kendine sömürülecek hedef kitle belirleyenler, otur(tul)acak konforlu koltuk bulunca, eski düşüncelerini göbek üstü muhabbetlerin kadeh tıkırtıları arasında çereze dönüştürürler.

Zavallıdır onlar. Her düşünce kampından nemalanmaya çalışır durmazlar. Kimliksiz, kişiliksiz ve karaktersizdirler. Solcuların da, sağcıların da, İslamcıların da keneleridir bu tipler.

“İskilipli Atıf Hoca”, “Kelebekler Sonsuza Uçar”, "Yalnız Değilsiniz", "Asr-ı Saadet Akıncıları" ve "İslam’ın Şartları" gibi, eski ramazan gecelerinin Hacivat-Karagöz eğlencesinin yerini alan filmlerle 3. sınıf gecekondu lümpenlerini eğlendiren, bunu da eline yüzüne bulaştıran, İslamcı camianın ucuz filmleriyle tanınan yönetmeni (kimleri yönetmişse!) yeni bir filmle arz-ı endam eylemiş. "Anne ya da Leyla" Gelin görün ki bu sefer olay Müslüman mahallesinde değil de Beyoğlu’nun arka sokaklarında geçmekteymiş.



Türk sinema tarihinin üçüncü sınıf yönetmenlerinden Mesut Uçakan 10 yıl aradan sonra yeni bir skandalla karşımızda. “Anne ya da Leyla” filmiyle ‘ucuzluk’ kelimesini bile utandıran bir yapımla vizyona çıkan Uçakan, yaranmaya çalıştığı medya kanadından ağır bir şamar yedi. “Anne ya da Leyla” isimli son filminde fahişe rolünü üstlenen Aylin Coşkun, filmin galasına dekolte bir kıyafetle gelince, Milliyet gazetesi bu olayı birinci sayfada ‘dekolte krizi’ olarak verdi. Aydın Doğan’ın gazetelerinde Vakit gazetesi üslubu görmeye alışık değildik. Mesut Uçakan sayesinde buna da şahit olduk.

Milliyet, radikal İslamcı, sivri dilli üslubuyla bilinen Vakit gazetesini aratmayacak bir tarzla verdiği haberde “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” kabilinden Uçakan’a sahici bir şamar indirdi.

Fakat ortada bir yanlışlık vardı. Çünkü haber yanlış gazetedeydi. Milliyet, kendi düşünce kamplarını terk eden solculara da, İslamcılara da bugüne kadar ‘hoş geldin’ demişti. Yani böyle bir habere Vakit’in imza atması gerekirdi. Milliyet gazetesinin haber atlatarak yapması muhtemelen Vakitçileri de şaşkına uğratmıştır. Milliyet önce bedenleri sırtından sağladığı ‘basında güven’in açıklamalarını yapmalı. Başkalarına ahlak dersi vermek Milliyet’e de bize de düşmez.

Vaktiyle İslam’ın şartlarını senaryolarına konu edinmiş bir zata gelince, şimdilerde Beyoğlu şırfıntılarının ultra derin dekoltelerinden feyz almaya çalışıyor. Düşmüş kadın hikâyeleri anlatmak için bu kadar kasmasına gerek yok. Sanatsal yaratıcılığı belaltlarında arasın, kesin bulur. Filmde Leyla’yı canlandıran Aylin Coşkun’a gelince, kendi cümleleri başka söze gerek bırakmıyor. “Gerçekten beni bir yere götürecek projeyse soyunurum da, sevişirim de. Nasıl olsa evlenmeyi düşünmüyorum”





Kaynakça:

Milliyet "Basında Güven"
05/04/2006

http://www.milliyet.com.tr/2006/05/04/resim/birincisayfa.jpg

http://www.milliyet.com/2006/05/04/magazin/amag.html







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1549