Çemişlik etmeyin!
Tarih: 26.04.2006 Saat: 20:23
Konu: Engin Ardıç



Kemalistler hiç kusura bakmasınlar: Bülent Arınç öyle gereksiz saçmalıklar etti ki (bu deyim kalemimin ucundan kaçmış değil, kimi zaman 'gerekli saçmalıklar' da vardır çünkü), söylediği çok önemli şeyler de bu arada güme gitti.

Evet, özgürlükten yalnızca 'kendi takımına özgürlüğü' anlıyor, YÖK'ün kaldırılmasını üniversitelerde bilim üretilebilmesi için değil üniversitelere başı bağlı kızların girebilmeleri için istiyor, falan filan... Kürsüye çocuk çıkarıyorum ayağından hafız çıkarıp 'şark kurnazlığı' ediyor, tamam...

Lakin, 'gizli anayasa olmaz' diyor, haksız mı?



Bu adam, biz sevsek de sevmesek de, seçimle gelmiş meclisin seçtiği meclis başkanıdır.

Hay Allah, tıpkı Refik Koraltan gibi... Allah sonunu benzetmesin.

Başkan, meclisini tanır. Tanıdığı kabul edilir. Bakın, başkan, başkanlık ettiği kurum hakkında ne dedi?

'İlk mecliste kullanılan içtüzük, Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın tüzüğüdür ve yedi yıl yürürlükte kalmıştır' dedi. Bu da, iki meclis arasında 'bir bağın' olduğunu ve millet iradesinin 'kesintiye uğramadığını' göstermekteymiş.

Evet, doğrudur. Millet iradesi yalnızca beş hafta kesintiye uğramıştır, 16 Mart ile 23 Nisan 1920 günleri arasında! Hepi topu 38 gün.

Bu neyi kanıtlar? Her iki meclisin de 'aynı şey' olduğunu mu? Hayır. İki meclis arasında bir tür 'yumuşak geçiş' olduğunu kanıtlar.

Bir de, anlı şanlı yeni yönetimin becerip de yedi yıl boyunca bir içtüzük hazırlayamamış olduğunu tabii! Herhalde dincileri ezmekle uğraşmaktan vakit bulamamış olmalılar...

(Siz ne diyorsunuz yahu, yirmi yıl öncesine kadar 'halifeye hakaret' diye bir suç vardı ceza hukukumuzda, kaldırılmamıştı! Olmayan halifeye hakaret etmek özel bir yasaktı. Şimdi ben Deli İbrahim'i anlatsam beni de 'devlet başkanına hakaretten' mahkemeye verir bunlar, bir Türk devletinin başkanı olan Sultan İbrahim'e deli dedi diye...)

Peki, bu meclis Deniz Baykal'ın deyimiyle 'meşrutiyet meclislerinin devamı değildir', meşru egemenlik temeli olarak milli iradeyi esas almaktadır da (meşrutiyet meclisi herhalde uzaylıların iradesine dayalıydı), 1960 ve 1980 yıllarında niçin feshedilmiştir, niçin kapalı tutulmuştur? Milli iradeye niçin karşı gelinmiştir?

Peki, canımız ciğerimiz her şeyimiz şu ünlü Misak-ı Milli andını kim hazırlayıp oylamış ve onaylamıştır? Türkiye'nin her ne pahasına olursa olsun tutulacak ve savunulacak yeni sınırlarını kim saptamıştır?

İstanbul'daki Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı!... Basılıp kapatılmadan kısa bir süre önce!... Milli iradeye dayanmayan meclisten milli misak kararı çıkıyor!...

Yakın tarihimizi yalnızca Turgut Özakman'ın resimli serüven romanından öğrenen çemişler bunları bilmiyorlar, bilmek de istemiyorlar. Bilen de, üzerinde düşünmeye yanaşmıyor. Ya da çapsız politikacı ağızlarıyla düpedüz yalan konuşuyor.

Geçen gün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gökten zembille inmediğini, İstanbul meclisi İngiliz işgal kuvvetleri tarafından kapatılınca kaçan mebusların Mustafa Kemal Paşa'nın çağrısı üzerine Ankara'da yeniden toplandıklarını, tutuklandığı ve Malta adasına sürüldüğü için gelemeyenlerin yerine, işgal altında olmayan illerde 'ara seçim' yapıldığını yazmıştım. Bu ilk mecliste sarıklı hocalar da, hilafetçiler de, padişahçılar da, 'cumhuriyetçi olmayanlar' da bulunduğunu, sonra bunların 'tasfiye edildiklerini' hatırlatmıştım.

Görüyorum ki Bülent Arınç'tan başka kimsenin ilgisini çekmemiş.

Canınız sağolsun. Elbette Fenerbahçe-Galatasaray maçında sahaya hindi çıkarılması daha önemli bir konudur.

Ama kusura bakmazsanız ben şunu da ekleyeceğim: Atatürkçülük de, çemişlere ve kazmalara bırakılamayacak kadar ciddi bir dünya görüşüdür. Binaenaleyh bırakmadım, bırakamam ve bırakmayacağım efendiler.




Akşam
27.04.2006

 






Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1536