
Hüsnü Mahalli: Rice ne istiyor?
Tarih: 24.04.2006 Saat: 22:41 Konu: Güncel
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice bugün Ankara'ya geliyor... Geçen ay da
ABD Genelkurmay Başkanı Pace Ankara'ya gelmişti. Ondan önce de CIA Başkanı
Porter Goss ve FBI Başkanı Miller...
Bu arada Kongre üyelerini, Yahudi lobi temsilcilerini ve diğerlerini unutmamak
gerekir.
Anlaşılan Amerikalılar Türkiye'yi çok önemsiyor. Belki de bazı Türkler'den de
fazla!
Peki Amerikalılar Türkiye'yi seviyor mu?
Ben sanmıyorum.
Hemen söyleyeyim.
Amerikalılar 1 Mart tezkeresini asla unutmaz. 11 askerin kafasına çuval
geçirerek bunun işaretini verdiler.
Amerikalılar Türkiye'nin son dönem politikalarına kızıyor.
Başbakan Erdoğan Felluce'deki Amerikan katliamlarına tepki gösterince
Amerikalılar kızıyor.
Başbakan Erdoğan 'İsrail terör yapıyor' deyince Amerikalılar kızıyor...
Hamas lideri Halid Meşal Ankara'ya gelince Amerikalılar kızıyor.
Cumhurbaşkanı Sayın Sezer Şam'a gidince Amerikalılar kızıyor.
Erdoğan da İran'a gidince daha kızıyorlar...
Amerikalılar her şeye kızıyor.
Amerikalılar kızdırmayan, uslu duran ve söz dinleyen bir müttefik istiyor.
İyi de ama Amerikalılar hep kötü şeyler istiyor.
'Komşunuz Suriye ve İran'a düşman olun.' 'Filistin ile ilgilenmeyin ve İsrail'i
kızdırmayın.' 'Irak'ta bir Kürt devletine karşı çıkmayın ve oradaki PKK'lıların
varlığını problem etmeyin.' 'Ermenistan ile sınırlarınızı açın ve süreç içinde
katliam iddialarını kabul edin.'
Ve daha birçok istek.
Ama her nedense Amerikalılar hiçbir zaman iyi ve biraz da Türkiye'nin
çıkarlarını gözeten bir taleple gelmiyor.
Örneğin 'gelin beraber şu PKK sorununu çözelim demiyor' ve demeyecek.
Ya da 'benim isteğim üzerine 1983 yılında BM Güvenlik Konseyi tarafından
çıkartılan ve KKTC'yi tanımayı engelleyen 542 sayılı kararın iptal ettiriyorum'
demiyor.
Ya da Suriye, İran ve diğer bölge ülkeleri ile ilişkilerini geliştiren
Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar çabalarına destek vermiyor.
Özetle Rice'in tüm istekleri iyilik için değil tam tersine 'kötülük' içindir.
Oysa bölgemizde yeterince kötülük, kan ve gözyaşı var. Süper bir güç olarak
ABD'ye düşen görev bu kötülükleri kışkırtmak ve çoğaltmak değildir ve
olmamalıdır.
'Dünya hali benden sorulur' rolüne soyunan ABD bu rolü kabadayıca değil de daha
şefkatle yapabilseydi belki Rice Türkiye'de farklı karşılanacaktı. Afganistan ve
Irak'ı işgal ederek bu iki ülkeyi darmadağın eden ve şimdi de benzer amaçlarla
Suriye ve İran'ı tehdit eden bir ülkenin Dışişleri Bakanı olarak Rice Türk
devletinden ve hükümetinden asla yüz bulmayacaktır.
Türkiye eski Türkiye değil ve hükümet eski hükümetlere benzemiyor. Üstelik
bölgede de çok farklı koşullar var ve ABD bu koşulları Türkiye'nin aleyhine
gelişecek şekilde kullanıyor...
Irak'ta iç savaş, kuzeyde bir Kürt devleti, İran ve Suriye'nin tehdit edilmesi
ve Filistin halkının toptan yok edilmesi.
Tüm bu riskli planların arkasında hep ABD ve bölgesel müttefiği İsrail var.
Oysa Türkiye Irak'ta birlik ve beraberlik istiyor. Türkiye Irak'tan
kaynaklanacak ve kendi ulusal çıkarlarını da etkileyecek bir Kürt devletini
istemiyor.
Türkiye; İran ve Suriye ile ilişkiler geliştirerek ne ABD'ye ne de AB'ye karşı
bir pakt ya da farklı ittifaklar peşinde koşmuyor.
Türkiye; kendi demokratik, laik ve ılımlı İslam deneyimini bölge ülkelerine
taşıyarak bölgesel barış, istikrar ve güvenliğe katkıda bulunmak istiyor.
Türkiye'nin böylesi hedefleri aslında samimi olsaydı ABD'nin planlarına da
hizmet eder. Ama ABD yine kendi bildiği yöntemlerle politika yapmak istiyor ve
bundan asla vazgeçmeyecek...
Bu genetik bir sorundur.
ABD başka ülke ve hükümetlerle saygın bir ilişkiden hoşlanmaz ve buna da
kalkışmaz.
Başkan Bush'un dediği gibi 'Ya bizden yanasınız ya da bize düşman.'
'Bizden yana'nın anlamı ise 'bizim emirlerimizi itirazsız yerine getirmektir.'
AK Parti hükümeti ve dolayısıyla Türk Devleti eğer buna hazır ve böylesi bir
görevi kabullanecek durumda ise o zaman Rice'ı rengarenk güllerle karşılasın.
Ama bana sorarlarsa 'ben yine de kaktüsleri yedekte bulundurun' derim.
Akşam
25/04/2006
|
|