
Sadra Şifa Bir Cemil Meriç Kitabı
Tarih: 25.03.2006 Saat: 01:00 Konu: Kitap Tenkidleri
Işığını esirgemeyen bu kadar çok kandil varken, bu ülke nasıl bu kadar çok
karanlık biriktiriyor, anlamak mümkün değil! Bu ülkenin görmek, aramak farketmek
ve fikretmek için her şeyi var. Bir tek görmeyi, aramayı, farketmeyi ve
fikretmeyi isteyen insanı yok. Ya da daha insaflı bir ifadeyle o insanların
sayısı ülkenin karanlıklarını eritmeye yetmiyor.
Neden böyle? Düşünme ve hissetme konusunda on yıllardır bu ülke insanının
sistematik bir taarruz altında tutulduğunu ifade etmeliyiz. Düşünmeye, akletmeye,
farketmeye götürecek her yolun başına akıl almaz barikatlar kurulmuş, bilgi ve
hikmet taşıyan her kervanın yoluna engeller çıkarılmıştır.
Buraya kadarı doğru... Ancak bütün zamanlar boyunca düşünce erbabının işinin hiç
kolay olmadığını ve kaydadeğer gerçeklerin tamamının sıkıntılarla, zorluklarla,
fedakarlıklarla ortaya çıkarıldığını bildiğimize göre, bu mazeret durumu
açıklamaya iktifa etmez. Herşeyde olduğu gibi bu hususta da eksiği, noksanı
aramaya kendimizden başlamak durumundayız. Başta da ifade ettiğimiz gibi bu
ülkede aydınlığı arayanlar için ışığını esirgemeyen pek çok kandil var. Karanlık
dahil her şeyi, aslıyla, esasıyla tanımamızı, bilmemizi, anlamamızı sağlamaya
yetecek kadar hem de.
Cemil Meriç o kandillerden biri... Çok okuyan, çok öğrenen, çok fikreden ve
buraya dikkat, damıttığı bilgi ve hikmet sahifelerini insanlardan esirgemeyen,
esirgememiş olan, zor zamanlarının neredeyse hepsini insanlara içi dolu sözler
söylemeye, kayıtlamaya ayırmış bir mütefekkir... Karanlığı tanımak için
hepimizin bildiğinden bir fazlasına sahipti, evet...
Dolayısıyla aydınlığı da hepimizden çok özlemişti, buna da evet... Ama bu
'avantajlar', Cemil Meriç'in Doğu'nun ve Batı'nın bütün medeniyet çiçeklerinden
özler alan benzersiz muhakeme ve muhayyile maharetini açıklamaya yeter derseniz,
işte buna hayır... Çünkü Cemil Meriç gözlerinin dünyaya açık olduğu zamanlarda
da daima Mağara'nın dışına bakan doymak bilmez bir meraka, bir anlama ve bilme
iştihasına sahipti. Denebilir ki hatta, gözlerindeki ışık kapandıkça, zihnindeki
meşalelerin sayısı artmış, ruhundaki aydınlık kavileşmişti.
Aydınlıkları büyütmek, karanlıkları geriletmek adına, "Kimi başında taçla doğar,
kimi elinde kılıçla... Ben kalemle doğmuşum" diyen bir dilin, böyle düşünen bir
zihnin, kendisini irfana böylesine adamış bir ruhun kurduğu her cümleye kulak
vermek, sahip çıkmak gerek. Cemil Meriç, bu anlamda her geçen gün değeri daha
iyi anlaşılan bir hazine, şükür ki "Bu Ülke"nin kayıpları arasına karışmayacak
kadar gür akan bir ırmak...
Elbet yeni kuşaklar tarafından derinliğine farkedilmesi için yapılacak,
yazılacak daha çok şey var. Bu düşünceden hareketle Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü esaslı bir Cemil Meriç kitabı hazırlamış.
Murat Yılmaz'ın yayına hazırladığı bu gerçekten önemli çalışmaya, Cemil Meriç'le
ilgili söyleyecek sözü olan bir çok değerli kalem yazılarıyla önemli katkılarda
bulunmuş. Yine Cemil Meriç'in el yazısı notları, bazılarını daha önce hiç
görmediğimiz fotoğrafları ve şiirleri de bu bütün içinde yerini almış. Kültür ve
Turizm Bakanı Atilla Koç eseri takdim yazısında, "Cemil Meriç fikir
yelpazesindeki herkese kendi 'Mağara'larının dışındaki dünyayı anlatır. Bu
anlatımda polemik kaçınılmazdır... Lakin zaman geçtikçe Meriç'in polemiğinin
sadece bir 'Mağara'ya karşı değil, bütün 'Mağara'lara karşı olduğu görülecektir.
Bu yüzden bu ülkede kendi 'Mağara'sının dışına çıkacak herkesin ilk
karşılaşacağı kişilerden biri Cemil Meriç olacaktır, olmuştur." diyerek günümüz
insanının Cemil Meriç ihtiyacına da ince bir vurgu yapıyor. Yakında kamuoyuna
tanıtılacak olan bu kitapla ilgili tavsiyem, şimdiden kütüphanenizde güzel bir
köşe ayırmanızdır. Ayırın ki, karanlığı teşhir den o kandillerden biri
yanınızda, yakınınızda bulunsun.
Yenişafak
20/02/2006
|
|