Fındık beyinli kız ve oğlanların kendilerini, anasına-danasına,
itine-bitine beğendirmek için yırtındığı ucube çiftleşme programlarını hiç
izlemeyiz biz(!)
Kamu yararına “mal olmuş” şahsiyetlerinkinin nereye kadar uzadığını öğrenmesek
şişen biz değiliz… 24 saat belgesel izleyen manyaklarız hamdolsun..!
Her lafımızı küfür bellemeyin baba! 100 yıllık öfkenin, ruhu prangalayan sinirin
küçücük lavları sayın bunları… “Mekke’ye giremezsin!” diyenlerin sakalını
avuçlayıp, “Lat’ın bızrını yala!” diyen Ebubekir öfkesini anımsayın… Bu bile
bile yenilmeyi seçenlerin siktiridir..!
Gençliğinde, bir kız tavlamak için 40 takla atanların, aileden bir kızın yanında
yakaladığı çocuğun dalağına bıçağı takması kadar ironik bir şark kurnazlığı,
riyakarlık kokuyor her şey…
“Küfür”ü, şirk değil de iki çift belaltı malzemeden ibaret sananları gördükçe,
“Ulen millet de ne sterilize hayatlar yaşarmış” diye soruyor insan!
“Egemen olana, 'baskı'ya başkaldırır. Yasal olarak kabul görmüş olanın ötesine
geçer. İrkiltici olanı benimser, içerir. Çeşitliliği benimser. Yabancılaşmayı
temel alır. Toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırır. Alt kültürlere
ağırlık verir. Birtakım sözcükler ve sokak dili yazında önem kazanır”
Özen Yula: UNDERGROUND'U TANIMLAMA DENEMESİ
Televoleler
BBG evleri
Biz Evleniyoruz Programları
Popstar ve Dans yarışmaları
Kadının Sesi
Sabah Yıldızları
Kuşum Aydın
Hayvanlar Çiftliği
Kimin eli kimin şeyinde…
Alt alta yazınca, hafif burun kıvırarak tebessüm ettiğimiz bir liste bu!
Sığ insanların seyrederken orgazmlar yaşadığı reyting budalalıkları!
Fındık beyinli kız ve oğlanların kendilerini, anasına, danasına, itine-bitine
beğendirmek için yırtındığı ucube çiftleşme programları…
SMS çekmekten parmakları mutasyona uğramış yeniyetmelerin (çoğunluğu kız) tufaya
gelmesi ile reytingin kralını alıyorlar…
İğrenç, rontçuları tatmin eden, beyinleri iğdiş eden medya şerefsizliği…
Ki Allah’tan hiçbirimiz seyretmiyoruz böylesi boktan rezillikleri…
Sabahtan-akşama belgesel izlemekten cılkımız çıkıyor hamdolsun…
Televoleler, Kuşum Aydınlar vs. komşu ülke halklarının oylarıyla izlenme rekoru
kırıyor.
Ailede öyle bir densizlik yapsa silleyi yiyip oturacak veledin adı Memedali bey
olunca salyalar akıtarak izliyoruz…
Komşunun, akrabanın ev halini niçin ölesiye merak ettiğimizi, bu bitip tükenmek
bilmez mahremiyete ‘duhul’ eyleme psikolojimizi hangi bilim açıklayacaksa biran
önce açıklasın meraktan çatlayacağız…
Reailty şovların şovluktan çıkıp hard pornoya evrildiğine bir tek ben mi şahit
oluyorum?
Bir tür alacakaranlık kuşağı mı bu? Büyük bir yabancılaşmanın kucağında zırıl
zırıl ağlayan tek kurban ben miyim sahi?
Gençliğinde, bir kız tavlamak için 40 takla atanların, aileden bir kızın yanında
yakaladığı sevgilisinin dalağına bıçağı takması kadar ironik bir şark
kurnazlığı, riyakarlık kokuyor her şey…
Eğri oturup doğru konuşalım.
Kamu yararına “mal olmuş” şahsiyetlerinkinin nereye kadar uzadığını öğrenmesek
şişeriz abi.
Hele 2 aydır düşüp-kalktığımız yeni eğlencemiz; Banu Alkan-Murat Taşdemir
ikilisi...
Herif paso 24 saat kadına hakaret ettikçe, aşağıladıkça içimizin yağları eridi….
Herkes çevresinde ne kadar “dangoz karı” varsa ondan öcünü aldı bir
biçimde…
Toplumsal bilinçaltımızda seksist arızalarımızın olduğu kesin…
Bir yerlerde doyuramadığımız hayvansı tatminsizliğimizi giderme aracı olarak
kullandığımız programlar, dikizciliğimiz, röntgenci bilinçaltlarımızın dışa
vurumu mu sahiden?
Böyle psikanalitik terminoloji ile veya sosyo-psikolojik bir saptama ile
atabilir miyiz üzerimizdeki yükü gerçekten?
Şimdi oturup, “Yurdum insanı” ya da “Anadolu erdemi” klişeleri üzerinden bu
toplumsal ikiyüzlülüğe prim mi verelim yoksa ahlaki seviyenin şahikası
programlara kalay çekerek populist yavşama derdine mi düşelim…
Buraya kadar sakızı uzattığımın farkındayım. Kıvrandığım sancıma geleyim asıl.
Yazılarımdaki argo veya sokak deyimlerinden rahatsız olduğunu mailleri ve
mesajları ile sürekli gözüme sokan arkadaşlara teşekkür…
Farklı bakış açıları sunan, empati yeteneğimi artıran harika yorumlara karşın,
bu gizli kapaklı özel mesajlarla, “argo dozunu düşürmem”, “gençlere kötü örnek
olmamam” gerektiğini salıklayanları anlamakta hakikaten güçlük çekiyorum…
Küfür etmiyoruz, sokağın organik dilini estetize ederek laf sokuşturuyoruz..
Dilimizin döndüğü kadar popüler kültür eleştirisi yapmaya çalışıyoruz, o kadar.
Buradan da etik dersler almayıverin canım.
Karakutu.com Türkiye’nin ilk ve tek adam gibi Underground edebiyat sitesi…
İlgilenen arkadaşlar lütfen bu noktadaki kaygılarını iletmeden önce geçtiğimiz
haftalarda sitemizde yayınlanan ve başta da kısa bir alıntı yaptığım
“Underground’u tanımlama denemesi”ne bir göz atsınlar…
Yazımızda geçen göt-göbek kavramına, “geberecekler”, “yavşadılar” gibi lafları
küfür bellemeyin baba! Bu 100 yıllık öfkenin, ruhu prangalayan sinirin küçücük
lavlarıdır sayın…
“Mekke’ye giremezsin!” diyenlerin sakalını avuçlayıp, “Lat’ın bızrını yala!”
diyen Ebubekir öfkesini anımsayın… Bu bile bile yenilmeyi seçenlerin siktiridir..!
Bu, “küfür”ü, şirk değil de iki çift belaltı malzemeden ibaret sananları
gördükçe, “Ulen millet de ne sterilize hayatlar yaşarmış, ne kavanozlarda
büyürmüş, ne kadar hijyenik ahlak anlayışlarına sahipmiş” diye soruyor insan!
Hani gavura da gavur deyip içimizi dökemeyeceksek, çoluk çocuğun doluştuğu bir
aile sitesinde yazıyorsak, uyarı-kınama cezası alalım da haddimizi bilelim bari…
Hem Allah için, canlı yayında;
“Aaaa! Selma korunmuyormuş da hamile kalmış Gürkan’dan?”
diyen teyzelerin stüdyoda ağız dalaşına girdiği,
Kameralar önünde M. Taşdemir’in Banu’ya;
“Sen kutunu göster takacak pil bulunur” dediği,
Yuttuğu extacy’lerin ardından “şehit” olan pop ikonlarının reytinginin tavan
yaptığı yer değil miydi benim “yurdum”?
Yemeyin bizi ya!
gayberia@yahoo.com