Bayram alayı
Tarih: 05.11.2005 Saat: 10:55
Konu: Divan Edebiyatı


DÜN / BUGÜN
Rastlamışsınızdır, resmi devlet daireleriyle büyük işyerlerinde bayramlaşmalar genellikle bayram tatilinin başladığı günün öncesindeki gün yapılıyor ve pek çok yerde maalesef oruçlu insanlara çikolata ikram ediliyor.

Eskiden bayramlaşma bayram alayından sonra Kubbealtı’nda icra olunurmuş. Saltanat merkezi Dolmabahçe’ye taşındıktan sonra bayramlaşma imsak vaktine alınmış ve devlet erkanı bayram sabahında oruca kalkar gibi muayede salonunda hazır bulunurlar, sonra oradan topluca Dolmabahçe Camii’ne, bayram namazına geçilirmiş. II. Mahmud 1836 yılından itibaren bu adeti eskisi gibi Kubbealtı’nda olduğu gibi bayram alayından sonra icra ettirmeye başlamıştır.

Eski bayram alaylarında saray hizmetkarları, padişahın koruma görevlileri (peykler ve solaklar; sonradan muhafız bölüğü) teşrifat kaidelerine göre at üzerinde ve sağlı sollu ilerlerler, bu arada saray kahyaları yollardaki izdihamı açar, halkı düzene sokar, padişaha dilekçe verecek veya arzda bulunacak olanları kurallara göre hareket etmeye zorlar, düzen ve intizamı sağlarlardı.

Sultan Abdülaziz devrinde bayram alayına şehzadelerin de katılması irade edildi. Sultan Mahmud’un bir bayram alayında ünlü devlet kethüdası Halet Efendi’nin gösteriş ve yakışıklılığına bakıp da hayran kalan yaşlıca bir kadının “Maşallah Efendim, maşallah!.. Allah seni Padişahımıza şirin göstersin!” diye alkış okuması üzerine Halet Efendi dönüp kendi arkasından gelmekte olan Canip Efendi’yi göstererek, “Hanım bu ettiğin duaya benden ziyade şu herif muhtaç!” diye şaka yapmış ve Canip Efendi’nin çirkinliğini ima etmişmiş.

Vak’a-i Hayriye’den sonra bayram alayında kavuklar yerine fesler, kaftanlar yerine de setre ve pantolonlar görünmeye başlamıştır. Bir tek solaklar ve peyklerin sorguçları bırakılmış, bunların eski Roma hükümdarları gibi olan merasim kıyafetleri aynen muhafaza edilmiştir.

Bayram tebrikatı yalnızca devletlulara lazım değildir elbette. Herkes yakınını, hısım akrabasını bayramda tebrike giderek aile ve dostluk bağlarını pekiştirmiş olur. Yazık ki günümüzde bayram gelince insanlar tatile çıkıyor veya evden kaçıyorlar...

Bekçi manileri

Belki de şu sırada kapınızda bir davulcu ve sokakta bir davul sesi... Ramazan boyunca her gece sizi sahura uyandırdıkları(!) için gelip bahşiş, hediye, mendil vb. topluyorlardır. Güm... güm güm de güme güm!..

Eğer kapınızdaki davulcular eski bekçilerden olsalardı muhtemelen biri çalıp diğeri söyleyerek size şu manileri okuyor olacaklardı:

Kıl nazar sağ ile sola

Kalbiniz sürurla dola

A benim devletlü ağam

Iydınız mübarek ola

Düşman hazan gibi solsun

Dostlar hep şad olup gülsün

A benim hanımcık ablam

Iydınız mübarek olsun

Erişti çün eyyâm-ı ıyd

Olasın kederden baîyd

A benim küçücük beyim

Günlerin hep olsun saîyd

Belki buna cevap da şöyle gelecekti:

Bekçi sözün var mı bana

Dualar hep senden yana

Hiç elem çekme a canım

Hazırlandı yağlık sana

*

Çocukluğumu hatırlıyorum; kar kış demez, erkenden uyanır, bekçi ile manicinin sokağımıza gelmesini ve özellikle de bizim adlarımızı anarak maniler okuyup bahşiş istemelerini gaşy olarak takip ederdik. Adımı bilmelerinden dolayı uzun süre onları ermiş insanlar gibi düşündüğümü hatırlıyorum. Meğer iki ev önceki komşumuza sorarlarmış. Tıpkı bize de iki ev sonraki komşumuzun çocuklarının adlarını gizlice sordukları gibi. Ben hâlâ kapıma gelip mani okuyacak bir bekçi babayı bekliyorum ve böyle birisi çıkarsa emin olun bahşişi yüksek tutacağım!.. Çünkü;

Bu aya sultan ay derler

Kaymak ile şeker yerler

Ezelden adet kılınmış

Bekçiye bahşiş verirler

NÜKTE - Bektaşi haklı mı acaba!..

Bilirsiniz, hani Bektaşi babasının yanında herkes oturmuş Ramazan’dan bahsediyorlarmış:

-Ah erenler, geçti gitti mübarek ay.

-Keşke yılda iki defa ramazan olsaymış; daha çok istifade ederdik!

-Ne mübarek günlerdi, hiç bitmeseydi...

Bu sırada Bektaşi babası itiraz etmiş:

-Yalan söylüyorsunuz imanım. Zira ramazan çıktığı zaman hepiniz bayram edip şenlikler tertipliyor, birbirinizi tebrike gidiyor, tatlılara, böreklere, çöreklere hücum ediyorsunuz. İnsan sevdiğinden ayrılınca bayram eder mi hiç?!.. Siz mesela hiç benim bayram ettiğimi gördünüz mü; ikisini de hoş görürüz vesselam!..

Doğru söze ne denir? Allah Bektaşi’yi haklı çıkartmasın vesselam!..

 

Zaman
03/11/2005







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1282