Edebiyat tarihinin siyasi tarih olarak okunması üzerine notlar
Tarih: 14.09.2005 Saat: 14:26
Konu: Makale


Tevfik Fikret’in ölümünün 90. yıldönümü dolayısıyla onun bu kez ‘Aydınlanmacı’ bir kimlik atfedilerek anılması, aslında semptomal bir okumayla Türk entelektüel tarihinin dönüşümü konusunda manidar ipuçları verebilir.

Geçen haftaki yazımda da belirtmiştim: Tevfik Fikret’le Mehmet Akif arasında, Fikret’in ‘Tarih-i Kadim’ şiirindeki iki dize üzerine başlayan atışma, sonunda bir İlerici- Gerici kavgasına dönüşür. Rahmetli dostum, edebiyat tarihçisi Atilla Özkırımlı, ‘Tevfik Fikret’ kitabında, bu ‘çatışma’nın ‘ilerici- gerici biçiminde konulması[nın] yanıltıcı’ olduğunu, ‘sorunu Batıcılarla İslamcıların çatışması biçiminde koyma[nın] daha doğru olaca[ğını]’ bildirir;- haklıdır da! Gelgelelim bu tartışma, daha sonraki uzantılarıyla, ‘ilerici-gerici kavgası’ biçiminde anıldığı gibi, ‘sağ-sol tartışması’ olarak da dile getirilmiştir.



Bizim zihin tarihimiz bakımından üzerinde durulması gereken, bu çatışmada Mehmet Akif’ten yana olanların ‘İslamcı’, ‘Doğucu’, ‘Gerici’, ‘Mukaddesatçı’ kimlikle, Fikret yandaşlarının, ‘Maddeci’, ‘Pozitivist’, ‘Ateist’, ‘Humanist’, ‘Batıcı’ ve şimdi de ‘Aydınlanmacı’ kimlikle anılıyor olmalarıdır. Dolayısıyla, Akif ve Fikret, bizim entelektüel tarihimizdeki iki temelli kutuplaşmayı temsil eder konumda görünüyorlar. Bu kutuplaşmanın daha sonra Nazım Hikmet ve Necip Fazıl üzerinden yürütüldüğünü de biliyoruz elbet..

Bütün bunlar neyi gösteriyor? Şunu: Türkiye’nin edebiyat (ama özelde şiir) tarihi, siyasi tarihe irca edilerek, siyasi tarih verileri olarak okunmaktadır. Hemen belirteyim ki, bir edebiyat ürününün, mesela bir romanın, belirli bir toplumsal dönemin çözümlenmesi için sosyolojik malzeme olarak kullanılmasından söz etmiyorum. O, bilimsel bir çözümlemedir ve kimsenin elbette buna bir itirazı olamaz. Benim üzerinde durduğum, olgulara ilişkin bir çözümleme değil, ideolojik önyargılarla yapılan değerlendirmelerdir. Şairin, şiirinin edebi değerine ya da değersizliğine bakılmaksızın öne çıkarıldığını, siyasal kimliğinin edebi kimliği ile yer değiştirerek onun yerine geçtiğini, mesela Fikret ve Akif konusunda olduğu gibi, kim görmezden gelebilir?. Bazı şairlerin ‘İslamcı’ kimlikleri ya da ‘solcu’ kimlikleri dolayısıyla büyük şair sayıldıklarına da tanık olmuyor muyuz?

İster Fikret-Akif kavgası olsun, ister Nazım Hikmet-Necip Fazıl kutuplaşması, her ikisinde de, sorunun bir edebiyat tartışması biçiminde konulmadığı da ortadadır. Orhan Okay, geçen hafta da andığım ‘Tarih-i Kadim Münakaşaları Dışında Fikret ve Akif’ başlıklı bildirisinde, ‘[b]aşlangıçta, yenilikçiler ve muhafazakârlar arasında bir münakaşa gibi başlayan hadise, 1940’lardan sonra Fikret’in Marksistler, Akif’in dindarlar tarafından bir bayrak haline getirilmesiyle değişik bir istikamete yönelir,’ der ve, dikkat edilsin, şunları ilave eder: ‘Bu davranışların her ikisi de doğrudan doğruya edebiyatla ve şiir sanatıyla ilgili değildir.’ Atilla Özkırımlı da aynı kanıdadır: O da Fikret’le Akif arasındaki ‘düşünce çatışmasını, bir edebiyat tartışması olarak görmemek gerek[tiğini]’ bildirir: ‘Ne bir dil ve biçim anlaşmazlığı, ne içerik’ değgin bir yenilik ve ne de genel olarak yazınsal bir sorun yol açmıştır bu kavgaya’.

Öyle görünüyor ki, Türkiye’nin entelektüel tarihinin ister ‘sağ-sol’, ister ‘ilerici- gerici’, ister ‘İslamcı-Batılı’, ister ‘muhafazakâr-yenilikçi’ biçiminde ifade edilsin, bu iki temelkoyucu bölümlenmesi, edebiyat da dahil olmak üzere, Türk kültürünün bütün kesimlerinde belirleyici olmaya devam etmektedir. Ekonomiden Dil’e (Osmanlıca kullananların ‘gerici’, ‘muhafazakâr’, ‘İslamcı’, sağcı’ sayılmaları gibi!) ve elbette edebiyata ve özelde şiire kadar, zihin hayatımızın her alanında belirleyici olan, bu temelkoyucu ikili karşıolum’dur (binary opposition).

Her zaman için geçerli bu belirleme. Kimileri gerçekten değerli, ama kimileri beş para etmez şair, salt ‘İslamcı’ ya da ‘komünist’ diye göklere çıkarılmadı mı; ‘beş para etmez’ler için sanki edebi değerleri varmış gibi retorik söylemler icad ederek?..



Zaman
14/09/2005
 







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1180