Hızır’ın külahını kapmak
Tarih: 09.09.2005 Saat: 17:15
Konu: Divan Edebiyatı


Divan şiirinin son temsilcilerinden bir İzzet Molla vardır (ö. 1829). Tanzimat’ın ünlü siması Fuat Paşa’nın babası. Yeniçerilerin kazan kaldırıp durdukları ve nihayet kazanın devrildiği dönemlerde İstanbul’u ve oradaki hayatı şiirlerine yakından aksettiren, hatta bu yüzden savrulan hayatını Sivas’ta noktalayan ilginç bir sima.




Hayatın siyahını ve beyazını, baharını ve kışını, iyisini ve kötüsünü de görerek yoğurduğu fikirlerini şiir kalıbında damıtırken çok defa hikmet vadisinde yürür. İşte onlardan biri:

“Dest-i kûtâhımızı etmemiş Allah resa/ Menba-ı lûtfunu yoksa elimizle kaparız/Bize versin mi Hudâ Âb-ı Hayât-ı tevfîk/ Hızr-ı bulsak reh-i zulmette külahın kaparız.”

İç içe anlamlar ve zengin çağrışımlarıyla bu dörtlükte aşağı yukarı şunlar söylenmiş: “Çok şükür ki Allah elimizi kısa yaratmış; yoksa elimiz uzanabilseydi O’nun lutuf ve iyilik menbaını elimizle kapatır, köreltir, kuruturduk (veya çalar, kapıp kaçar, başkalarının yararlanmaması için onu Allah’ın elinden almaya kalkardık). Bu halimizle Allah bize, istediğimize uygun başarı ve mutluluk bengisuyunu verir mi sanıyorsunuz; zulmet yurdunda (veya karanlık bir yerde) Hızır’ı yalnız yakalasak külahını kapacağımızı (bizden başka kimsenin yardımına koşmasın diye onu soyup soğana çevireceğimizi) O bilmiyor mu?!..”

Dayatma hayatların yaşandığı ilginç tarih dilimlerinde insan kumaşının ne derece epriyip flasalandığını bu dört dizeden daha güzel anlatabilecek pek az söz vardır. İnsan, hamiyyet ve seciyye yönünden imtihanları kaybetmeye amade bir varlıktır. Bazı çağlar, onları kendi hayatları içine hapsedip öyle bencilleştirir, öyle ben merkezci ve menfaatperest kılar ki artık toz duman arasında bizzat insan kaybolur gider, tanınmaz olur.

Her milletin genel karakter çizgileri vardır. Yazık ki son zamanlarda biz Türklerin karakter çizgilerimiz de siliniyor, değişiyor, dağılıyor. Ne zamandır bilinmez, artık kendimizle eşit konumda olan bir kardeşimizin onduğunu istememekte direnip durmayı adet edindik. Tanısın tanımasın, yüzünde hüzün gördüğü insana yaklaşıp “Senin bir sıkıntın var galiba arkadaş, istersen paylaşalım, belki yardımım dokunur!” diyen alicenap kuşaklar gitti, yerine “Benim bir sıkıntım var!” diyerek onurunu zedelemek pahasına kapımıza gelen kişiye “Bu senin problemin; beni ilgilendirmiyor!” diyebilecek kadar ithal (That’s your problem!) bir seciyesizlik derekesine inmiş nesiller geldi.. İsteme huyu olmayan şu millet neredeyse dilenci yapıldı. Kimsenin görmediği yerde Hızır’ın imdadına yetişeceğini unutan toplum, neredeyse televizyon ekranlarından Noel Baba yolu gözlemeye başladı.

Bilmem şu anlatacağım türden fıkralar caiz midir? Doğrusu pek güzel yakıştırılmış:

Efendim, adamın biri ölünce günahlarıyla sevapları eşit gelmiş. Melekler, “Sana,” demişler “cenneti de cehennemi de gezdirelim, hangisini istersen orada kal.” Ve başlamışlar cehennemi gezdirmeye. Her yerde sıra sıra kaynayan çukurlar. Çukurların başında uzun kürekleriyle nöbet tutan birer zebani, kafasını çıkarana vurup geri düşürüyorlar. Bizimki biraz bakınmış ortalık şiddetli. Çıkış kapısına doğru ilerlediği sırada köşede bir çukur görmüş. Çukurun başında zebani yok. Arada sırada bir baş, çukurdan yukarı doğru uzanıp sonra geri iniyor. Sormuş ki “Bu ne iş?”; aldığı cevap tam hâle uygun:

-Haa orası mı!?.. Orası Türklerin çukuru. Orada nöbetçi zebani istihdamına gerek görmedik. Çünkü ne zaman içlerinden biri yukarı tırmanmak isterse diğerleri onu tutup aşağı çekerler.

Kıssadan hisse: Hak Taala’nın insanoğlunun hasis elini biraz kısa yaratmasındaki hikmeti en iyi tebarüz ettiren millet biz kaldık. Eğer elimiz erişse idi bunca bencillik, bunca cimrilik ve “Hep bana, hep bana!” mantığıyla O’nun iyilik pınarından kendimiz doya doya içer, sonra da sakın komşumuzun bahçesine akmasın diye orayı kuruturduk. Galiba Allah da Hızır’ı, Hızır suretindeki feyiz ve bereketini bize bu yüzden göndermiyor.

-Sahi lugatlar hâlâ “hamiyyet” diye bir kelime kaydediyorlar mı?!..




Zaman
11/08/2005







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1170