Bitmeyecek tartışma: Fikret mi, Akif mi?
Tarih: 08.09.2005 Saat: 18:42
Konu: Makale


Tevfik Fikret’in ölümünün 90. yıldönümü, onun şiirinin, ‘Aydınlanmacı’ kimliği dolayımında yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Neredeyse gelenekselleşmiş diyebileceğim bir mesele: Geçmişi, ta Tevfik Fikret- Mehmet Akif tartışmasından başlayarak, 1940’larda Sabiha Sertel ile Eşref Edip ve ötekiler arasında çıkan polemiklere kadar uzanan bir kronik anlaşmazlık!




Anlaşmazlık, Mithat Cemal’in bildirdiğine göre, Fikret’in ‘Tarih-i Kadim’ şiirindeki iki dizede, Kur’an’ı ve Hz. Peygamber’i aşağıladığı gerekçesiyle Akif’in, Süleymaniye Kürsüsü’nden ‘Şimdi Allah’a söver, sonra biraz bol para ver/Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder’ dizeleriyle cevap vermesi üzerine başlamıştır. (Ayraç içinde belirteyim: Orhan Okay Hoca’nın aktardığına göre, ‘Tarih-i Kadim’ 1905 yılında kaçak olarak ve yakınlarının verdiği bilgilere nazaran, Fikret’in izni olmadan basılmıştır ve o tarihe kadar Akif’in Fikret hakkındaki kanaatleri ‘hiç de menfi değil’dir!) Bunun üzerine Fikret, ‘Molla Sırat’ şiiriyle Akif’e karşılık verir: Ve bu tartışma, daha sonra Servetifünün’cularla Sebilürreşat’çıların kavgasına dönüşür: Akif’in yanında Babanzade Ahmet Naim Hoca, Fikret’in yanında ise Dr. Riza Tevfik yer alır. Ve elbette her iki tarafta, başkaları da!

Bu tartışma, 1939 yılının sonlarında ‘Yeni Sabah’ gazetesinde Fikret aleyhine yayınlar dolayısıyla, bir defa daha, Türkiye’de entelektüel hayatın gündemine oturacaktır. ‘Yeni Sabah’ta Fikret konusunda bir anket yapılmış, bu ankette bazı yazarlar, Fikret’e ağır saldırılarda bulunmuşlardır. Sabiha Sertel de bunlara ‘Tan’ gazetesinde cevap verir. ‘Fikret’i Bir İrticaa Bayrak mı yapmak istiyorlar?’ başlığıyla ‘Tan’da yayımladığı bir yazı dolayısıyla Sabiha Sertel hakkında dava açılır. Yazıda, ‘Şair Tevfik Fikret’in edebi kıymet[inin] münakaşa edilebil[eceğini], fakat şiirlerini mevzuubahs ederek içtihadına, felsefi düşünüşlerine hücum’ etmenin ‘tehlikeli’ olduğunu öne sürmüştür Sertel… Ona göre, amaç, Fikret’e değil, ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin altı okundan biri olan Laikliğe’ saldırmaktır. Prof. Orhan Okay, ‘Ölümünün 50. yılında Mehmet Akif Ersoy’ üzerine Marmara Üniversitesi’nde düzenlenen bir sempozyuma verdiği bildiride, bu tartışmaları şöyle özetler: ‘Başlangıçta, yenilikçiler ve muhafazakârlar arasında bir münakaşa gibi başlayan hadise 1940’lardan sonra Fikret’in Marksistler, Akif’in dindarlar tarafından bir bayrak haline getirilmesiyle değişik bir istikamete yönelir. Bu davranışların her ikisi de doğrudan doğruya edebiyatla ve şiir sanatıyla ilgili değildir.’

Mesele, Fikret’in ve elbette Akif’in Dünya’yı birbirinden radikal bir biçimde farklı sorunsallar bağlamında değerlendirmelerindedir. Mehmet Kaplan, ‘Tevfik Fikret ve Şiiri’ adlı çalışmasında, Fikret’te ‘1312 (1896) yılından itibaren, toptan bir psikolojik değişme[nin] vukua gel[diğini]; ‘[b]u tarihe kadar hayata, aşka ve Allah’a inanan nikbin şair[in], bu tarihten itibaren yavaş yavaş bedbinleşmeye, hayattan şikayet etmeye, dine karşı lakayıt, hatta dinsiz ve Allah’a karşı isyankar olmaya başla[dığını]’ bildirir. Prof. Okay, Fikret’in ‘Meşrutiyet’e yakın yıllardan itibaren yazmış olduğu bazı şiirlerine bakarak ateist, pozitivist veya materyalist olduğuna hükmetmek mümkünse de’, bunun tersinin de öne sürülebileceğini gösteren kanıtlar olduğu görüşündedir. Dolayısıyla, bu, Prof. Mehmet Kaplan’a göre, Fikret’in belirli bir felsefi dünya görüşünden yola çıkmadığı, o nedenle de bir ‘düşünce şairi’ olmadığı anlamına geliyor. Nitekim Kaplan, onda ateist, pozitivist, materyalist yaklaşımın değil, melankolinin ‘bir dünya görüşü haline geldiği’nden söz eder ve bir ‘düşünce şairi’ olmadığını öne sürer;- ‘Fikret, açıkça kendisini idare eden kudretin ‘tefekkür’ değil ‘his’[…] olduğunu söylüyor: Fikret kendi şiirinin ‘düşünce’ ile alâkası olmadığını, başka şiirlerinde de tekrar etmiştir,’ der.

1900’lerde ‘Yenilikçi’, 1940’larda ‘Marksist’ ve şimdi de, ölümünün 90. yılında ‘Aydınlanmacı’ Fikret! Ama ister, Prof. Kaplan’ın öne sürdüğü gibi, ‘düşünce’lerden değil, ‘his’lerden yola çıkarak yazılmış olsun, Fikret’in bazı şiirlerinin belirli bir ideolojik arka plan üzerinden okunması kaçınılmazdır; -öyle okunmuştur, okunmaktadır da!.. Önemli olan ‘metnin niyeti’dir;- yoksa ‘yazarın niyeti’ değil! Ama elbette asıl yapılması gereken, Fikret’i şu veya bu ideolojik arka plan üzerinden okumak değil, onun edebi değerini tartışmaktır. Büyük bir şair midir Fikret, yoksa ön niyetli ideolojik okumaların dışında tutulursa, sıradan bir şair mi?


Zaman
07/09/2005
 







Bu haberin geldigi yer: Karakutu.com-Kültür Sanat
http://www.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1169