Dünyanın en kârlı sektörü, silah sanayi, futbol, enerji, ya da porno
sektörü mü sanıyorsunuz? En az bunlar kadar, hatta daha
büyük rant, sağlık
sektöründe!
İnsan artık ‘hasta’ değil, ‘özel’ hastanelerin, ‘özel’ odalarında ağırlanan çok
‘özel’ “müşteri”!
Yıllardır
kemoterapi ve radyoterapi ile, kâh zehirlenmeye, kâh yakılma eylemine
muhatap bırakılan kanser hastalarını, en amansız ‘para hırsı kanseri’ne
yakalanmış ‘sağlık ilahlarının’ elinden kim
kurtaracak?
“Modern tıp, tüm doğmalarıyla birlikte büyük bir dindir”
Dr. Robert S. Mendelsohn
Tamam bu genellemeci teorisiyle işin sulanmasına neden oluyor Dr.
Mendelsohn ama
mesele hemen kestirilip atılamayacak kadar da vahim bir noktaya gelmedi mi?
Artık adam gibi yaşanan şerefsizliklere dur denmeyecek mi?
Dünyanın en kârlı sektörü silah sanayi midir sanıyorsunuz?
Futbol mu? Doğalgaz,
petrol? Ya da porno sektörü? En az bunlar kadar, hatta daha büyük bir paranın
döndüğü en kârlı sektör hangisi biliyor musunuz? Sağlık!
Bu öyle bir sektör ki, belki de en az pastayı çalışanları
alıyor…
Kanımıza katran çalanların, kesinlikle en küçük tavize bile yanaşamayacakları
kadar büyük ve küresel bir rant dönüyor bu sektörde!
İnsanı dehşete düşürecek, kanını donduracak, kalbini tekletecek
meblağlarda
paralar şırınga ediyor damarlarına bu sektörün ağa babaları.
Tezgah, çok uluslu şirketler adı altında örgütlenmiş, ilaç endüstrisi ve sağlık
ürünleri, makineleri ve aletleri üretenler tarafından yürütülüyor…
Dünyanın bu en büyük finansal gücü olan sektörün, insan hayatını ve sağlığını
öncelemeden daha çok hastayı ‘müşteri’ saydığını, hepimiz bir şekilde bizzat
yaşayarak veya tanık olarak öğrenmişizdir!
‘Ah-vah’larımız, dertlerimiz, acılarımız ve iniltilerimiz üzerinden kursaklarına
dolar akıtanlar, insanı yürüyen nakit olarak görüyorlar…
Sağlık hizmeti özelleştirildikçe, daha bir “enayi”, daha bir
“soyulmuş soğan”
şeklinde görülmemiz de pekişiyor!
Bir doktor, basit bir ağrıkesici ile geçiştirilecek “özel” bir hastasını,
parasını devletten aldığı için 2 gün “özel” hastanesinin,
çok “özel” bir
odasında yatırmıyor mu? Üç kuruşu 3 bin YTL yapmıyor mu?
Ya kanser ilacının ve aşısının hem de 1980’lerde bulunmuş olmasına rağmen,
insanlıktan saklandığı yönündeki iddialar!
Aslında iddia da değil, özellikle
yabancı medyada açık açık belgeleriyle yazılıp çizilen birer vak’a bunlar!
Kemoterapi ve radyoterapi gibi zehirleyerek ya da yakarak kanseri iyileştirme
safsatasından neden
vazgeçilmiyor sanıyorsunuz?
Dünyada kaç hastane, kaç tıp merkezi, kaç mikrobiyoloji laboratuarı, kaç
nükleer tıp merkezi var? Sayısını bilen var mı? Bu kadar radyoterapi ve
kemoterapi ünitesi kime
kaktırılacak?
Öyle ki kanserin bile ‘viral’ bir hastalık olduğu, bunun deneylerle ispatlandığı
bile söylenirken, bu sektör tarafından“modern tıp dinine” karşı çıktığı için
kalbi sökülmek isteniyor
insanların. Kim daha doğmatik, kim daha eski kafalı
kararı siz verin artık!
Bu sektörün ağa babaları, milyarlarca dolarlık pastadan vazgeçip de kanserin,
bugün dünyanın hemen her iklim ve coğrafyasında yetişen ama isminin
açıklanması
yasak olan çok ucuz bir “bitki”nin vesilesiyle tedavi edileceğini açıklarlar mı
sanıyorsunuz?
gayberia@yahoo.com